Diyeceksiniz ki; “Yine mi belediye?”
Evet, yine belediye… Yahu kardeşim, benim gibi bir fakir fukara ne ister?
Varsın Grönland sahiplerinin olsun… Ne dağlar gibi bir taç isterim başıma takmak için ne ova isterim çağıldayıp akmak için…
Ben sadece ayağım takılmadan kaldırımda yürümek isterim.
Başıma klima suyu damlamadan gezmek… Sükûnet ile dolaşmak isterim…
Bu yaştan sonra benim yaşam kalitemi sağlayan tek kurum belediyedir.
Hayatımın her anında belediyenin şu ya bu şekilde bir etkisi vardır.
Sabah uyandığımda kahvaltı masamda duran yiyeceklerden içtiği suya, aldığım nefese kadar…
Kanaatimce toplumun ruh hali, şehirlerin düzenine yansıyor…
Ne demek şimdi bu?
Kardeşim bakıyorsun adam trafik ışıklarının altına park etmiş… Arabasını kaldırıma bırakmış. Böyle bir adamın ruh halinin sağlıklı olduğunu kim düşünebilir.
Gerçekten çok merak ediyorum; kaldırımlarda park ederek gelişi geçişi engellemek hangi ruh halinin yansımasıdır.
Bakın şimdi, yıllar önce hatırlıyorum şehirlerde gürültü yapmak bakanlıkça yasaklanmış, denetimi de belediyelere bırakmıştı.
Araba klaksonları, sirenler, matkap sesleri, egzozu çıkarılmış araçlar… Hele hele semt pazar yakınında işportacılar. Şehirde yaşayanlar gürültü konusunda lanetlenmek zorunda mı?
Şimdi soruyorum, belediyeler en son ne zaman bir vatandaşa;
“Yere çöp attığı için;
Klima suyunu aşağı damlattığı için;
Evcil hayvanını gezdirirken pislediği yeri temizlemediği için
Uygunsuz yere park ettiği için;
Mesela ölçü ve tartı kriterlerine uymadığı için… Hakikaten, en son ne zaman bu konuda / konularda ceza kesilmiştir. Bütün memleket ölçü ve tartı işinde Hz. Ömer’in adaleti kadar hassas mı?
Memleket çöpten geçilmiyor. Ancak bunda vatandaşın hiç mi kabahati yok?
Parklarda, yollarda yani umuma açık yerlerde, yere çöp atan için belediye en son ne zaman ceza yazdı?
Lütfen söyleyin en son eksik gramajlı ekmek ürettiği için ceza kesilen fırın var mı? Ya da ne bileyim, ıslak kömür, ıslak odun satan hızar?
Evet, yine belediye.
Benim istediğim ucube arzular değil,
Temiz, sağlıklı, sakin ve herkesin birbirinin hakkına razı olduğu bir şehirde yaşamak istiyorum.
Benim olanı istiyorum.
Hepsi bu.
Şehirde benim sosyal yaşantımı ilgilendiren bu konularda denetimsizlik ve ihmalleri gördükçe böyle bir toplumda yaşamak beni korkutuyor.
Şehrin bu karmaşası, insanların ruhundaki karmaşa olduğu için korkutucu.
Belediyenin denetimsizliği ise hepsinden daha korkutucu.
Belediye davranış özgürlüğü adına insanların başıboşluğuna göz yumamaz.
Gizli ajandasında seçim yatırımı olarak kanunsuzluklara ve saygısızlıkları görmezlikten gelemez.
Ben HAKKIMI HELAL ETMİYORUM…
Birinci olarak insanlara saygısızca yaşam biçimini özgürlük zannedenlere, bu nedenle hayatımı yaşanmaz hale getirenlere…
İkinci olarak, yaptıkları saygısızlıklarla şehirde yaşam kalitesini düşürenlere halk dalkavukluğuyla göz yuman başta belediye olmak üzere yetkililere hakkımı helal etmiyorum.
*
Söz konusu belediye ise bu konu bitmesi… Bitmez…

YORUMLAR