Haberebakis.com
Türkiye gündemini meşgul eden uyuşturucu operasyonları sürerken, medyaya yansıyan haberlerde kadınlar çoğu zaman soruşturmanın öznesi değil, teşhir edilen unsuru hâline geliyor. Yargı süreçleri tamamlanmadan yapılan yayınlarda kadınların özel yazışmaları, fotoğrafları ve yaşam tercihleri ifşa edilirken; hukukçular bunun bilinçli bir politik tercih ve toplumsal cinsiyet temelli bir ihlal olduğuna dikkat çekiyor.
KADINLAR HABERİN ÖZNESİ DEĞİL, NESNESİ
Kadın örgütleri ve meslek kuruluşlarına göre, uyuşturucu operasyonları kapsamında yapılan haberlerde erkekler “siyasetçi”, “iş insanı” ya da “yönetici” kimliğiyle yer alırken; kadınlar çoğunlukla “metres”, “eski eş”, “haremdeki kadın” gibi ifadelerle anılıyor. Bu dil, kadınları suçla ilişkilendirmese bile kamusal utanca maruz bırakıyor.
MASUMİYET KARİNESİ SİLİKLEŞİYOR
Yargılama süreci tamamlanmadan yayımlanan haberlerde, iddia ile kesin hüküm arasındaki ayrım ortadan kalkıyor. Hukukçular, bu yaklaşımın masumiyet karinesini fiilen anlamsız hâle getirdiğini ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiğini vurguluyor.
ÖZEL HAYAT KAMUSAL CEZAYA DÖNÜŞÜYOR
Kadınların WhatsApp mesajları, sosyal medya paylaşımları ve fiziksel görünümleri suçla ilgisi olmamasına rağmen manşetlere taşınıyor. Uzmanlara göre bu durum, özel hayatın gizliliğini ihlal etmenin ötesinde, kadın bedeni üzerinden yürütülen bir kamusal cezalandırma anlamına geliyor.
DİJİTAL VE PSİKOLOJİK ŞİDDET VURGUSU
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, yaşananları “dijital ve psikolojik şiddet” olarak tanımlıyor. Güllü’ye göre kadınların mesajlarının ve özel yaşamlarının ifşa edilmesi, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretiyor ve kadınları kamusal alandan dışlamayı hedefliyor.
MEDYA ELİYLE MİZOJİNİ
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi Koordinatörü Yelda Koçak, bu sürecin medya eliyle yürütülen açık bir kadın düşmanlığı olduğunu belirtiyor. Koçak, soruşturma aşamasındaki kişilerin özel hayatlarının teşhir edilmesinin hukukun bilinçli biçimde ihlal edilmesi anlamına geldiğini ifade ediyor.
AHLAK AYARI VE POLİTİK MESAJ
Kadının İnsan Hakları Derneği yöneticisi Ekin Baltaş’a göre, kullanılan dil kadınlara yönelik bir “ahlak ayarı” işlevi görüyor. Kadınların özel yaşamlarının ifşa edilmesi, toplumdaki tüm kadınlara “normlara uymazsanız bedel ödersiniz” mesajı veriyor.
TEŞHİR BİR TERBİYE ARACI MI?
EŞİK gönüllüsü avukat Sema Yurtbilir, teşhirin patriarkal bir terbiye aracı olarak kullanıldığını söylüyor. Yurtbilir’e göre bu yöntemle kadınların kamusal alandaki varlığı değersizleştiriliyor ve erkekler özne, kadınlar ise nesne olarak konumlandırılıyor.
MEDYANIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ TARTIŞMASI
Show TV Ana Haber sunucusu Pınar Erbaş’ın, eski eşi gerekçe gösterilerek işten çıkarılması da bu tartışmayı derinleştirdi. Erbaş’ın “aynı durum bir erkek için geçerli olur muydu?” sorusu, medyada kadın-erkek eşitsizliğini yeniden gündeme taşıdı.
SORUMLULUK SADECE MEDYADA MI?
Uzmanlara göre sorun yalnızca haber diliyle sınırlı değil. Soruşturma dosyalarındaki özel bilgilerin nasıl sızdırıldığı ve neden kamuoyuna servis edildiği de ciddi bir hukuki sorun olarak öne çıkıyor.
KADINLAR NEDEN HEDEFTE?
Kadın örgütleri ve hukukçular, yaşananların tesadüf olmadığını ve sistematik biçimde kadınları kamusal alandan dışlamayı hedeflediğini vurguluyor. Haber dili değişmedikçe, bu teşhir mekanizmasının kadınlara yönelik şiddeti yeniden üretmeye devam edeceği ifade ediliyor.
Kaynak: Birgün
