Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kadriye Mumcu Pervan / Sosyolog-Felsefe Öğretmeni
Kadriye Mumcu Pervan / Sosyolog-Felsefe Öğretmeni

Uydu olmak

Güncel konulardan, olgulardan uzak kalmanın mümkün olmadığı bir zaman dilimindeyiz. Durum böyleyken evrensel ve toplumsal sorunlara ilgisiz kalmamanın, doğru anlayıp doğru değerlendirmeler yapabilmenin geleceğimiz açısından önemini anlamamız varlığımız bakımından hayati önem taşımaktadır.

Bunu yaparken yaptığımız okumaların kendi okumamız olması, kendi fikirlerimiz olması büyük önem arzetmektedir.

Her ne kadar hepimizin az veya çok siyasi görüşleri olsa da, kendi fikirlerimizi ortaya koyabilmemizin önemi çok büyüktür. Geçmişten bugüne ülkemiz siyasetinin bir değerlendirmesini de yapabilirsek bunun ne anlama geldiği eminim daha iyi anlaşılacaktır.

Çok açıktır ki; kendi bireysel fikirleri olmayanın sağlıklı doğru siyasi tercihi de olmayacağı gibi yeni fikirler de üretilemeyecektir.

Nitekim bilindiği gibi “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz.” Bu bağlamda bunun önemini, Cumhuriyetin kuruluşu sonrasından bugüne düşündüğümüzde ekonomi, eğitim, sağlık, siyasal, barınma ve bir çok alanda yaşadığımız sorunların katlanarak arttığını görüyoruz. Bilmeliyiz ki, bilgisiz kalmış bir toplum gerçekle gerçek olmayanı ayırt edemez ve sonunda savrulup bir tarafa uydu olmaktan başka yolu kalmaz ve böylece artık bir futbol takımı tutar gibi birilerini savunmanın yolu açılmıştır bile…
Tam da neoliberal politikaların istediği gibi. İstendik siyasi görüşün sorgusuz sualsiz uydusu olmak…

Bu da demek oluyor ki, sömürü sisteminin kullandığı en büyük ve en etkin yöntem çatıştırılan bilinçlerin ele geçirilip kullanılmasıdır. Öyleyse her türlü sömürülmenin ve kullanılmanın temelinde cehalet vardır; okumamak, sorgulamamak, farkındalığımızın azlığı, kendi düşüncemizin olmaması ve yeni fikirler üretemememiz temelinde her türlü oyuna ve tuzaklara açık hale gelmek…

Şüphesiz yaşamın olumlu koşulları olduğu gibi olumsuz koşulları da vardır, bugünkü mevcut kapitalist yaşamda koşullanmanın farklı biçimleri de…
Bazen bu öyle farklıdır ki; siz ne olduğunu bile anlayamadan bu koşullanımın içinde bir yanda sömürü sistemine karşı olurken, diğer yanda yanlış yerde durur, onu besler, bilmeden hizmet etmiş olabilirsiniz. İşte bu nedenledir ki, yaşam alanımız tüm kurumlarıyla daraltılmış ve baskılanmışsa her zamankinden çok daha ileri bir farkındalık gerekir.

Bu böyleyse de toplum olarak yeniden düşünmenin kendimizi sorgulamanın tam zamanıdır.
Çok daha geç olmadan…

“Sapere aude incipe!
Bilmeye cesaret et, başla!”
Horatius

Umutla…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI