Bundan tam 106 yıl önce…
Ankara’nın tozlu yollarında, kerpiç binanın çatısındaki eksik kiremitler, halktan toplananlar ile tamamlanırken, aslında inşa edilen sadece bir meclis değildi.
O gün, şahsi ikbalin yerine; “milletin kayıtsız şartsız egemenliği” mühürleniyordu.
Ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün dehası tam da burada devreye girdi…
Dünyanın en ağır siyasi sorumluluğunu,
Dünyanın en saf varlıklarına, yani çocuklara emanet etti.
Peki ,neden? Çünkü egemenlik, sadece bir yönetim biçimi değil;
Bir hayal kurma hürriyetidir…
Emanet mi, slogan mı?
***
Bugün ’23 Nisan’larda;
Kürsüler doluyor, salonlar süsleniyor,
Meydanlarda şiirler okunup, ellerde ki bayraklar sallanıyor…
Usuldendir deyip protokol koltukları çocuklara bırakılıyor.
Ve her yıl tekrar etmekten sıkılmadığımız o cümleler:
“Geleceğimiz çocuklarımız…”
***
Ama gerçek şu ki, bu ülke çocuklarına gelecek vaat etmiyor!
Aksine onlardan bugünü bile esirgiyor…
Çocukların bayramı var; ama çocuklukları yok!
Türkiye’de milyonlarca çocuk için “çocukluk”, oyun ve eğitimle değil;
Yoksullukla, eşitsizlikle ve erken gelen sorumluluklarla tanımlanıyor.
Gıdaya erişim, barınma krizi,eğitimde fırsat eşitsizliği çocukların hayatını doğrudan belirliyor.
Bir yandan özel okullarda sınırsız donanımlar eşliğinde hayata hazırlanan çocuklar…
Diğer yandan ailesine destek olmak için çalışmak zorunda kalan, eğitimden koparılan çocuklar…
Çocuk işçiliği günümüzde bir istisna değil, sistematik bir sorun haline dönüşmüş durumda!
Ve saymaya çalıştığımız tüm bu sorunlar artık “olağanüstü” değil, sıradan…
Bu tabloyu görmeden, anlamadan 23 Nisan’ı kutlamak, gerçeği bilinçli olarak görmezden gelmektir.
***
Haklar sadece kağıt üzerinde!
Türkiye’nin de taraf olduğu “Çocuk Hakları Sözleşmesi” gayet açık.
Her çocuk eşit, her çocuk korunmalı, her çocuk gelişmeli.
Ancak gerçeklik hukuki metinler ile taban tabana zıt!
Birleşmiş Milletler standartlarına göre çocuk; hak sahibi bir birey.
Türkiye’de ise çoğu zaman bir “yük” ya da ekonominin dişlileri arasına itilmiş bir “iş gücü”
Bu zihniyet, bakış açısı ya da siz ne derseniz; değişmeden hiçbir reform kalıcı olmaz olamaz…
***
Bu 23 Nisan’da da tüm yurt da bir dizi seremoni gerçekleştirilecek.
Vicdanlar kısmen rahatlayacak, rahatlatılacak…
Ama bir ülkede çocuklar açsa,
Eğitim bir ayrıcalığa dönüşmüşse,
Ve çocuklar çalışmak zorundaysa,
O ülkede 23 Nisan bir bayram değil, bir çelişkidir!
23 Nisan’ı gerçekten kutlamak istiyorsak, önce şu sorunun cevabını vermeliyiz:
Bu ülke çocuklarına bir bayram mı yaşatıyor? Yoksa bir gelecek mi veriyor?
Eğer cevap ikincisi değilse, ortada kutlanacak bir şey değil,
Acilen çözülmesi gereken bir sorun var demektir!
Kapatırken; kendi çocukluğuma gittim ve şu dizeler döküldü dilimden:
Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan…

YORUMLAR