TÜV’ün bir araç muayene istasyonunda bir polis memuru dövülerek öldürüldü!
Sosyal medya aracılığıyla Türkiye ayağa kalktı.
“TÜV kapatılsın!” çağrıları yapıldı.
Yazılanlar çizilenler, açık oturumlarda konuşulanlar, sosyal medya çağrıları, olan biten her şey olup bittiğiyle kaldı.
Tıs…
Hiçbir şey olmadı.
Aynı hamam, aynı tas, aynı tarak işleyiş devam ediyor.
Kavga, dövüş falan çokça haberlerini yapmışlığımız vardı bu TÜV istasyonlarından…
Aracımızı muayene ettirirken tanık olduğumuz tartımalar da…
Ama ‘cinayet’ zaten var olan ‘TÜV sorunsalının’ üzerine resmen ‘tüy’ dikti!
***
Aracımın muayene zamanı geldiği zaman birkaç ay öncesinden strese girerim, sinir sistemim bozulur. Bir gün öncesindeki geceyi neredeyse uykusuz geçiririm. Muayene gününü düşündükçe huzurum kaçar! İnanın abartmıyorum, birebir böyle bir ruh haline girerim!
Yıllardır o muayene istasyonlarında yaşadığım/yaşatılan saçma sapan, travmatik muameleleri hatırlarım hep…
Hatta bir keresinde bıraktığım sigaraya yeniden başlamıştım. O muayene istasyonunda gayri ihtiyari yaktığım sigara ile bir süre daha yaşamak zorunda kalmıştım.
10 dakikalık muayene denilen (!) işlem için 3-4 saat bekler, üstüne binlerce lira para ödersiniz.
Bu bir yana…
Bin dereden su getirmeler, pöstekinin kıllarını saydırmalar, Kaf Dağı’ndan kar istemeler, düz yolu yokuşa sürmeler, amirinden memuruna, veznecisinden güvenlik görevlisine kadar gayri adabı davranışlar, üstenci dil ve tavırlar beni hep çileden çıkarmıştır.
Hoş bir bana değil, herkese bu tavırlar…
O nedenle ve örneklemek adına uzun uzun kendi yaşadıklarımı yazıyorum…
Herkes şikayetçi, herkes bıkmış usanmış!
Paranla cehennemi yaşatıyorlar sana…
Ve bunu eski deyimle ‘hükümet zoruyla’ yapıyorlar…
Arkalarında kendilerini yeterli ölçüde denetlemeyen ve bu nedenle güç aldıkları ‘devlet’ var çünkü…
Başka açıklaması yok bu durumun…
***
Buna bir de istasyon civarında türeyen ‘berduş’ tipli sözüm ona ‘bitirim-iş takipçilerini’ ve barakadan bozma ruhsatsız oldukları çok belli olan ufak tefek yapılarda sözde ‘tamircilik’ yapanları ekleyin… Bu takipçilerin bir çoğu ‘mobilize…’ Minibüs benzeri panelvan araçlarda kıytırık bir masa ile iş bitiriyor bu ‘bitirimler…’
Denetimsizliğin boyutlarını bu dediğim manzaraya baktığınızda daha da net görüyorsunuz.
Muayeneden geçemeyen araçların sahiplerine anında ‘yapışkan’ gibi yapıştıklarına çok tanık olmuşumdur.
“Hallederiz abi” türünden yaklaşımlarla o araç sahibini türlü çeşit dil dökmelerle ‘avcının avını inine çekmesi’ gibi mekanlarına çekerler! Zaten canı burnuna gelmiş olan araç sahibi, bu ‘avcılara’ can simidi gibi sarılır!
Aracın muayeneden geçememesi çoğunlukla ufak tefek şeylerdir.
Cinayete kurban giden, zavallı ve merhum polisimizin aracının park ya da sinyal lambasının yanmaması gibi küçük arızalar…
Hemen hallederler ve 3 kuruş yerine 13 kuruşunu orada cebinden alıverirler adamın…
Takipçi tiplerle baraka tamircileri sanırım dar alanda paslaşma içindeler…
Neden mi? Nedeni şu; küçük tamirden sonra aynı araç sahibi takipçiye pas edilir ve bu defa yeni bir muayene süreci başlar. İşin diğer ucunda TÜV’ün elemanları da var mı? Vahim bir iddia ama olabilir!
Bunları nereden mi biliyorum?
Gazeteci refleksi işte…
Muayene istasyonunda sıramı beklerken, konuştuğum insanlar ve o insanlardan duyduğum bu yönlü iddialar.
İspatını benim yapacak halim yok… Denetim mekanizmasının ismi niye ‘denetim mekanizması?’ Gidip baksınlar…
***
Peki, bunu niye yapıyorlar?
Bulduğum tek yanıt şu; sizi sudan bahanelerle oraya ikinci kere getirtip, sizden ikinci kere muayene ücreti almak!
Bu benim iddia şeklindeki düşüncem… İddia diyorum ama ben bunu da yaşadım! Başka yaşayanlar olduğuna da şahidim…
Bu iddiama katılırsınız, katılmazsınız orasını bilemem.
Yoksa bu TÜV’cülerin akıllarından zoru mu var ki böyle yapıyorlar?
Bizim ‘müşteri velinimettir’ söylemi nerede kaldı? Araç sahibi olarak sen bir müşterisin, oraya, o işletmeye para veriyorsun. Kibar, güler yüzlü davranmaları gerekmez mi? Hayır, öyle olmuyor!
Buna acaba denetim mekanizması olan devletin eksik uygulamaları mı yol açıyor?
Bunlara bu sınırsız ‘hadsizliği’ devletin eksik denetimi mi neden oluyor?
***
Ki aracım bir motokaravan…
Bakımlıdır, periyodik bakımlarını hiç aksatmam. Öyle eksiği gediği falan yoktur. Bakmak zorundayız çünkü dağ, taş, yayla, ova dolaşıyoruz. Buralarda tamirci aramak yerine en başından karavanlarımıza hep iyi bakarız… Bir yerinden ses mi geldi soluğu hemen sanayide alırız.
Ruhsatında “Özel amaçlı motorkaravan” yazar… Yani ‘genel’ kullanım amaçlı değildir. Yasalar önünde otomobil gibidir. Onunla dolmuşçuluk, yük taşımacılığı gibi ticari bir faaliyette bulunamazsınız. Zaten hemen trafikten men ederler.
Ama otomobiller gibi iki (rakamla 2) yılda bir TÜV’e gitmeyiz biz karavancılar…
Her yıl yani (rakamla 1) yılda bir TÜV’e gider, boyumuzun ölçüsünü aldırırız orada. Bunu bize ‘seve seve’ yaptırırlar!
Niyesini, niçinini falan bilmeyiz… Bildirmediler de zaten…
Sayın ‘büyüklerimiz’ öyle uygun gördükleri için öyle buyurdukları için öyle yaparız.
‘Özel’ amaçlı otomobiller bir tarife öder, ‘özel’ amaçlı motokaravanlar iki…
Çekme karavanlar ise hiç…
(Bu çekme karavan işi ayrı bir köşe yazısı konusu. Burada bu konuyu şimdilik pas geçiyorum.)
***
Görevlilerin birçoğunun ‘karavan’ın ne olduğunu, nasıl bir yapıya sahip olduğunu da bilmediklerini düşünüyorum. Çünkü TSE’nin onay verdiği kimi karavan özellikleri TÜV’ün görevlilerince ‘kusur’ şeklinde nitelendiriliyor! Bu konuda kendileriyle ve amirleriyle çok tartışmışlığım vardır.
Bunlar da bir tarafa, bir keresinde araçta stepne, yangın söndürme tüpü ve ilk yardım çantası vs aparatların olmadığını uzun uzun ‘kusur’ olarak kayda geçirmişlerdi. Oysa ‘sözde görevli’ muayene esnasında ilgili yerlere bakmamıştı bile. Aracımda tüm bunlar vardı, derdimi muayene yapana anlatamadım, masa başındaki ‘yüce’ amirlerine ise dakikalarca nefes tüketerek ancak anlatabilmiştim.
***
Yıllar önce Almanya’da yaşayan bir vatandaşımızın Türkçe internet haber sitesine editörlük yapıyordum. Bir gün redakte etmem için bir haber gönderdi. Konu oradaki araç muayene istasyonu işletmeciliği yapan bir Türk’e aitti. Sektörel bir haberdi yani…
Merak edip, orada bu işlerin nasıl yapıldığını sordum.
Aldığım detaylı cevabı dikkatinize sunuyorum:
İstasyonlar, öyle bizdeki gibi bir firmanın değilmiş. Kriterleri yerine getiren bir müteşebbis, araç muayene istasyonu açabiliyormuş. Yani yeterliliği varsa Hasan da Hans da bu işi yapabiliyormuş.
Sonra orada, bizdeki gibi koftiden bahaneler falan da yokmuş. Muayeneye giren araçta ne eksikse hemen o istasyonda gideriliyor ve muayene tamamlanıyormuş. E tabi değişen parça vs araç sahibine fatura ediliyormuş doğal olarak…
Bizdeki gibi muayeneden çık, kapı kapı tamirci ara, bul, yaptırabilirsen yaptır, yaptıramazsan yeniden randevu günü al, sonra yeniden gel, sıraya gir, tüm gününü harca, falan filan tatavalar yok yani…
Bu uygulama, üç aşağı beş yukarı bütün Avrupa ülkelerinde aynı şekilde işliyormuş.
Aslında bu uygulamanın bir benzeri bizde var; egzoz muayene işletmeleri…
Şimdilik Türkiye’de sıradan işletmeler egzoz muayenesi yapabiliyor. Yakında o işi de temelli TÜV istasyonlarına bağlayıp, vatandaşa da “Tek yetkili TÜV, başka yere gidemezsin!” diyebilirler!
Çünkü TÜV istasyonlarından ‘yaka silken’ vatandaş, egzoz için TÜV’ü tercih etmiyor, adeta kaçıyor!
***
Bilenler bilir… Tıpkı geçmediğimiz köprü, gitmediğimiz şehir hastanesi, uçağına binmediğimiz havalimanı, kullanmadığımız otoyollar gibi bu TÜV işini de batılı ülkelerden ‘kopya’ çekmişiz.
İki kere ikinin dört etmediği tek ülke olan Türkiye‘de, buralarının bir ‘kara delik’ misali vatandaşın cebine hortumla bağlı olduğunu falan yazıp çizmeyeceğim. Niye ‘kopya’ edildiklerini de…
Sadece şunu yazacağım; hadi kopya çektiniz, hadi bizi öpüyorsunuz, hadi cebimize hortum bağladınız, hadi boyumuzun ölçüsünü bu TÜV istasyonlarında alıyorsunuz da…
Bari dövmeyin, öldürmeyin!
Bizi düşünmüyorsanız, cebinizi doldurduğunuz paralarınızı düşünün!
Eksilen bir kişi, kasanızdan eksilen binlerce liraya tekabül ediyor!

YORUMLAR