Pirlerin sultanı ne güzel izah etmiş mevcut durumu.
‘Bir bölük turnaya sökün dediler, yürekteki derdi dökün dediler’.
Hadi dökünelim.
Yüzünü sevdiğim seyrana mı çıktın?
Sallanıp gezdiğin yerler ah çekiyor da.
Yoksa tuttun yar elinden dağlara mı çıktın?
Palandöken bir başka heybetli bugün.
Yâre gidecek günün bugün arşa çıkan tütününden belli, yine düşmüşsen yollara.
Usandın mı gide gide yolları canım.
Kırklar Dağı’nın düzünde Suzi’yi gördün mü?
Kırklar’ın bülbülleri ötüyor muydu?
Bülbüle sordun mu gülün narhını?
Sormadın mı?
Bülbül gül alıp satmanın zamanı değil mi dedi?
Salındın bahçaya mı girdin, çiçekler selama durmuş yine.
Mor menekşe boynun eğip gül kızardı mı hicabından seni görünce.
Elmada al servide dal mı oldun, elma al olanda, ayva nar olanda mı geldin?
Kağızman’a ısmarladığın narlar gelmedi mi?
On dört bin yıl gezdin mi pervanelikte, Sıdkı ismin duydun mu divanelikte, içtin mi şarabı mestanelikte, kırkların ceminde dara düş oldun mu?
Bir tenhada buldu mu can cananını?
Feleğe can nasıl bulur cananını diye sormuşlar, bir Giresun türküsüyle cevap vermiş, ‘Bir fındığın içini yar senden ayrı yemem’.
Kudret kalemini çekmişsin kaşına çekmesine de ya şu zalim feleğe ne demeli!
Hele seslen feleğe, değme söyle değme telime benim.
Felek sen ne feleksen, değme dedim değdin telime.
Bak felek, bil ki Lokman Hekim gelse sarmaz yaramı, hilebaz dostunan açtın aramı ne köşkümü koydun ne de sarayımı, baykuşlar tünedi dalıma benim.
Dikkat et bazen lambada alev üşür, demedi deme.
Havalanma deli gönül yâri ilelebet senin sanma.
Bazen bir fırtına tutar deryaya karar ve kavuşmalar mahşere kalır.
Kısmet olmaz dizinde yatıp yüzüne bakmak.
Eksik kalırsın aşık!
Ben de derim ki ey aşık:
Seyreyle güzel kudret-i Mevla neler eyler, Allah’a sığın adl-i Teâlâ gör neler eyler.
Hey bağlar gazeli, neden güler ağlatır sever ağlatırsın beni?
Levhi kalemde bahtın kara mı yazılmış, insanoğlu gamdan hali değil deyu her yanını bir efkara mı yazmışlar?
Dünyanın rengine mi kandın?
Unutma, kulağa küpedir:
Gönül gurbet ele varma ya gelinir ya gelinmez, her güzele gönül verme ya sevilir ya sevilmez.
Bilmez misin, bazen şu kanlı zalimin ettiği işler garip bülbül gibi yaralar insanı, daralır yüreği ‘adaletin bu mu dünya’ der.
Desin, gurbet elde bir hal gelirse başına ağlama de gözlerine Mevla kerimdir.
Her aşık her ozan her şair demiş son sözünü demesine lakin noktayı Mecnun koymuş, ‘dargınım söyle kadere’.
Ölüm varsa ki var, bu dünyada zulüm var, hatırından çıkarma çok yaşayan yüze kadar yaşıyor, biraz da sen yor dünyayı bakalım ey deli gönül.
Çok uzatma Tarancı’ya bir selam ver ve de ki ‘böyle ferman ettiyse Cahit’ böyle söyledi Macit.
Dökündük işte.

Türkülerin dilinden,
Bir bilgenin kaleminden,
bilgece bir yazı sanatı.
Herkes yazar lakin
herkese nasip olmaz kereminden deminden!
Kalemine, kelamına koca yüreğine sağlık üstadım.
Macit beğ, sağ olasın!
Esenlikler’