Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Türkiye’de üniversite mezunu işsizlik oranı genel işsizliği geçti!

OECD verilerine göre Türkiye, üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizlik oranını geçtiği tek ülke oldu; yükseköğretim-istihdam ilişkisi yeniden tartışılıyor.

OECD verilerine göre Türkiye, üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizlik oranını

Haberebakis.com


OECD’nin 2024 yılı istihdam istatistikleri, Türkiye’de üniversite mezunu işsizliğinin genel işsizlik oranının üzerine çıktığını ortaya koydu. Türkiye’nin bu alanda OECD ülkeleri arasında tek ülke olması, yükseköğretim-istihdam uyumuna ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.


OECD VERİLERİ ÜNİVERSİTELİ İŞSİZLİĞİNİ GÖZLER ÖNÜNE SERDİ

Ekonomim’de yer alan habere göre OECD’nin yayımladığı karşılaştırmalı grafikler, üniversite diplomasının Türkiye’de iş gücü piyasasında beklenen karşılığı yaratmadığını gösteriyor. Verilere göre OECD ülkelerinin büyük bölümünde yükseköğrenim, istihdam olasılığını artıran bir unsur olarak öne çıkarken Türkiye’de tablo ters yönde ilerliyor. Üniversite mezunlarının işsizlik oranının genel işsizlik düzeyinin üzerine çıkması, yükseköğrenimin iş gücü piyasasıyla uyumunu sorgulayan yeni değerlendirmelere yol açtı.

Uzmanlar, yükseköğretim mezunlarının iş bulma sorununun yapısal nedenlerle derinleştiğini, bu durumun üniversite sistemine yönelik toplumsal güveni olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özellikle genç nüfus içindeki iş arayışının yoğunluğu ve eğitim-istihdam ilişkisinin kopması, bu tabloyu daha görünür kılıyor.

TÜRKİYE, OECD’DE TERS YÖNDE YER ALDI

Türkiye’nin OECD ortalamasından ayrışmasının temel nedenlerinden biri, yükseköğretimin hızlı biçimde genişlemesiyle ortaya çıkan dengesizlikler olarak gösteriliyor. Verilere göre Türkiye’de üniversite ve akademisyen sayısı diğer ülkelere kıyasla yüksek görünmese de öğrenci başına düşen akademisyen oranı dikkat çekici şekilde düşük seviyede. Bu durumun, eğitim kalitesi ve mezunların iş gücü piyasasına adaptasyonu üzerinde belirgin etkileri olduğu değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre fakülte ve meslek yüksekokulu planlamalarındaki hatalar, açık öğretime yönlendirmeler ve düşük puanlı bölümlerdeki artış, işsizlik oranlarının üniversite mezunları arasında yükselmesine neden oluyor. Bu bölümlerden mezun olanların iş bulmada zorlanması, genel üniversite sistemine dair olumsuz algının yayılmasını da beraberinde getiriyor.

Ayrıca akademik maaşların uluslararası ölçekte düşük seyretmesi, nitelikli akademik kadroların sürdürülebilirliği açısından risk oluşturuyor. Üniversite sayısı ile akademisyen sayısının “fazla” olduğu yönündeki iddialar ise verilerle desteklenmiyor.

MEZUN SAYISI EKONOMİNİN ÜZERİNDE

Gazeteci Ussal Şahbaz, üniversite mezunu işsizliğinin artmasının temel nedenlerinden birinin mezun sayısındaki hızlı yükseliş olduğunu belirtti. Şahbaz’a göre son 15 yılda üniversite mezunu sayısının iki katına çıkması, ekonominin istihdam kapasitesinin bu artışı karşılayamamasına yol açtı. Ayrıca birçok üniversitenin araştırma altyapısının yetersizliği, mezunların iş gücü piyasasında rekabet gücünü zayıflatıyor.

Şahbaz, Türkiye’de profesör ve doçent sayısının yaklaşık 80 bin civarında olduğunu ifade ederken, bu sayının bazı kamu kadrolarıyla kıyaslandığında yüksek göründüğünü öne sürdü. Ancak bu görüşe kısa süre içinde akademisyen Vasıf İnanç Duygulu’dan veri temelli bir karşılık geldi.

ÜNİVERSİTE VE AKADEMİSYEN SAYISI

Toplum Çalışmaları Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Vasıf İnanç Duygulu, Türkiye’de üniversite ve akademisyen sayısının sanıldığı kadar yüksek olmadığını vurguladı. Duygulu’ya göre sorun, mevcut akademik kadroların aşırı geniş öğrenci kitlesine yetişememesinden kaynaklanıyor. Bu uyumsuzluğun temel göstergesi olarak üniversite başına düşen kişi sayıları paylaşıldı:

Türkiye: 419 bin
Almanya: 182 bin
Polonya: 93 bin
İtalya: 208 bin
İspanya: 174 bin

Bu karşılaştırma, Türkiye’deki yükseköğretim sisteminin öğrenci yükünün oldukça yüksek olduğunu ve akademik kapasitenin bu yoğunluğun gerisinde kaldığını ortaya koyuyor.

TÜRKİYE’DE YÜKSEKÖĞRETİM-İSTİHDAM UYUMU NASIL GÜÇLENDİRİLEBİLİR?

Uzmanlara göre Türkiye’nin yükseköğretim sistemi için öncelik, öğrenci sayısının planlaması, bölüm açılış kriterleri, akademik kadro güçlendirmesi ve araştırma altyapısının geliştirilmesi olmalı. Ek olarak iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu alanlarda nitelikli istihdam politikalarının geliştirilmesi, mezunların sektörel uyumunu artırabilir.

Ekonomi çevreleri, üniversite mezunlarının işsizlik oranındaki yükselişin uzun vadede hem üretkenliği hem de sosyal dengeleri etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.

OECD verilerinin ortaya koyduğu tablo, Türkiye’de yükseköğretimin geleceği açısından yeni değerlendirmeleri gerekli kılıyor. Eğitim-istihdam uyumunu güçlendiren politikaların uygulanması, mezun sayısındaki artışın işsizlik ile sonuçlanmasının önüne geçebilir. Önümüzdeki dönemde yükseköğretim kapasitesinin yeniden düzenlenmesine yönelik adımların gündeme gelmesi bekleniyor.

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI