Haberebakis.com
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 21 Şubat 2026 itibarıyla icra dosyası sayısının hızla arttığını ve yılın ilk 50 gününde icra dairelerine 1 milyon 539 bin 602 yeni dosya geldiğini açıkladı. Gürer, toplam derdest dosya sayısının 24 milyon 295 bin 54’e yükseldiğini belirterek, bu artışın Türkiye’de borç yükünün geniş kesimleri etkilediğini ifade etti.
İCRA DOSYASI SAYISINDA TARİHİ ARTIŞ
CHP’li Gürer, icra dosyası sayısındaki artışın ekonomik göstergeler açısından dikkat çekici bir seviyeye ulaştığını söyledi. 21 Şubat 2026 tarihi itibarıyla icra dairelerine gelen dosya sayısının yılın daha ikinci ayı dolmadan 1,5 milyonu geçtiğini vurgulayan Gürer, bu tablonun dakikada ortalama 21 yeni icra dosyasına karşılık geldiğini belirtti.
Gürer, bir yıl önce aynı tarihte derdest dosya sayısının 22 milyon 557 bin 957 olduğunu, son bir yılda yaklaşık 1 milyon 737 bin dosya artışı yaşandığını açıkladı. Bu artışın yüzde 7,7’lik bir yükselişe işaret ettiğini ifade eden Gürer, icra dosyalarının milyonlarca vatandaşın ekonomik baskı altında olduğunu gösterdiğini söyledi.
VATANDAŞIN BANKA BORCU 6,3 TRİLYON TL’YE ULAŞTI
Gürer’in paylaştığı verilere göre, 13 Şubat 2026 haftası itibarıyla vatandaşın bankalara olan kredi ve kredi kartı borcu 5 trilyon 948 milyar 456 milyon TL’ye ulaştı. Takipteki 265 milyar 852 milyon TL ve varlık yönetim şirketlerine devredilen 101 milyar TL borç da eklendiğinde toplam borç 6 trilyon 315 milyar 308 milyon TL seviyesine çıktı.
2 Ocak 2026 haftasında toplam borcun 6 trilyon 72 milyar 490 milyon TL olduğunu hatırlatan Gürer, yaklaşık bir buçuk ayda borcun 242 milyar 818 milyon TL arttığını belirtti. Bu artış, borç miktarında yüzde 4’e yaklaşan bir yükselişe karşılık geliyor.
FAİZ YÜKÜ VE BANKA KARLARI DİKKAT ÇEKİYOR
Verilere göre vatandaşların 2025 yılı sonunda bireysel krediler için ödediği faiz 719 milyar 879 milyon TL, kredi kartları için ödediği faiz ise 502 milyar 343 milyon TL oldu. Böylece toplam faiz ödemesi 1 trilyon 222 milyar 222 milyon TL’ye ulaştı.
Bir yıl önce bu rakamın 856 milyar 614 milyon TL olduğunu hatırlatan Gürer, faiz yükünün bir yılda yüzde 42 oranında arttığını belirtti. Aynı dönemde bankaların toplam karının 940 milyar 183 milyon TL olarak gerçekleştiğini ifade eden Gürer, borçluluk ve bankacılık karları arasındaki farkın büyüdüğünü söyledi.
KREDİ KULLANAN KİŞİ SAYISI 43,6 MİLYONA YÜKSELDİ
Türkiye’de bireysel kredi kullanan kişi sayısının 2025 yılında yaklaşık 1,8 milyon artarak 43,6 milyona ulaştığı açıklandı. Gürer, ortalama kredi bakiyesinin 136 bin TL olduğunu belirterek, bu durumun özellikle sabit gelirli vatandaşlar açısından önemli bir yük oluşturduğunu ifade etti.
Takibe düşen kişi sayısı da artış gösterdi. 2025 yılında 2 milyon 114 bin 107 kişi bireysel kredi veya kredi kartı borcunu ödeyemediği için takibe alındı. Güncel olarak takipte olan kişi sayısı ise 4 milyon 207 bin 174’e ulaştı.
BU ARTIŞ TOPLUMU NASIL ETKİLİYOR?
Uzmanlara göre icra dosyası sayısındaki artış, hanehalkı borçluluğunun ekonomik sistem içindeki ağırlığını ortaya koyuyor. İcra dosyalarının her biri, bir birey ya da aileyi temsil ediyor ve bu durum ekonomik kırılganlığın yaygınlaştığını gösteriyor.
21 Şubat 2026 itibarıyla icra daireleri tarafından 982 aracın ve 1094 konutun satışa çıkarıldığı bilgisi de paylaşıldı. Bu veriler, borcunu ödeyemeyen vatandaşların varlık kaybı riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.
BORÇLULUK ORANLARI NEDEN ARTIYOR?
Ekonomistler, yüksek enflasyon, artan faiz oranları ve yaşam maliyetlerindeki yükselişin borçlanma eğilimini artırdığını belirtiyor. Gelir artışının borç artış hızının gerisinde kalması, hanehalkı finansman dengesini zorlaştıran temel faktörler arasında gösteriliyor.
Özellikle kredi kartı kullanımındaki artış ve tüketici kredilerinin yaygınlaşması, bireysel borç stokunun büyümesine katkı sağlıyor. Bu durum, icra dosyası sayısındaki yükselişle doğrudan bağlantılı görülüyor.
Ekonomik göstergeler, bireysel borçluluk seviyesinin yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. İcra dosyası sayısındaki artışın sürmesi durumunda, hem bankacılık sistemi hem de hanehalkı ekonomisi açısından yeni risk alanlarının oluşabileceği değerlendiriliyor. Önümüzdeki süreçte kredi politikaları, faiz oranları ve gelir düzeyindeki gelişmeler, borçluluk eğiliminin yönünü belirleyecek temel unsurlar arasında yer alacak.
