Dünya ekonomisi son yılların en çalkantılı dönemlerinden birini yaşıyor. Pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı, enerji krizi ve yüksek enflasyonun ardından şimdi de ticaret savaşları yeniden gündemin en üst sıralarına yerleşmiş durumda. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ın, otomotiv sektöründeki anlaşmazlığı gerekçe göstererek Kanada’dan ithal edilen ürünlere yüzde 50 gümrük vergisi uygulama kararı, sadece iki komşu ülke arasındaki ticareti değil, tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor.
Peki bu karar neden alındı? Kanada neden hedef seçildi? Bu gelişme Türkiye’yi etkiler mi? Gelin, konuyu halkın anlayacağı dille birlikte değerlendirelim.
ABD ile Kanada yıllardır dünyanın en büyük ticaret ortakları arasında yer alıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi yüz milyarlarca doları buluyor. Özellikle otomotiv sektöründe adeta iç içe geçmiş bir üretim sistemi bulunuyor. Bir otomobilin motoru Kanada’da üretilirken, şanzımanı ABD’de hazırlanıyor, elektronik parçaları ise Meksika’dan geliyor. Daha sonra bu parçalar bir araya getirilerek otomobil haline getiriliyor.
İşte Trump yönetimi bu sistemin artık Amerika’nın çıkarlarına hizmet etmediğini savunuyor. Trump’a göre Amerikan otomotiv sektörünün yeniden güçlenebilmesi için üretimin daha büyük kısmının ABD sınırları içinde yapılması gerekiyor. Kanada’nın uyguladığı bazı ticaret politikalarının Amerikan üreticilerini zor durumda bıraktığını düşünen Washington yönetimi, çözüm olarak yüksek gümrük vergilerini devreye sokuyor.
Yüzde 50 gibi oldukça yüksek bir vergi, Kanada’dan ABD’ye gönderilen ürünlerin fiyatını ciddi şekilde artıracak. Böylece Amerikan şirketlerinin Kanada’dan mal almak yerine kendi ülkelerinde üretim yapan firmalara yönelmesi hedefleniyor.
Ancak ekonomi her zaman kağıt üzerinde hesaplandığı gibi işlemiyor.
Kanada ekonomisi açısından bu karar oldukça ciddi sonuçlar doğurabilir. Çünkü Kanada ihracatının büyük bölümü ABD’ye yapılıyor. Otomotiv parçaları, çelik, alüminyum, kereste ve birçok sanayi ürünü Amerikan pazarına satılıyor. Gümrük vergisinin yükselmesi, Kanadalı üreticilerin rekabet gücünü azaltabilir.
Bu durumda Kanada’daki fabrikalarda üretim yavaşlayabilir, yeni yatırımlar ertelenebilir ve bazı sektörlerde istihdam kayıpları yaşanabilir. Özellikle otomotiv sektöründe çalışan binlerce kişinin geleceği belirsiz hale gelebilir.
Diğer taraftan bu karar yalnızca Kanada’yı değil, Amerikan tüketicilerini de etkileyebilir. Çünkü ithal edilen ürünlerin maliyeti arttığında bu maliyet çoğu zaman tüketicilere yansıtılır.
Yani ABD’de otomobil fiyatlarının yükselmesi mümkündür. Otomobil tamirinde kullanılan yedek parçalar pahalanabilir. Üretim maliyetleri arttıkça yeni araç fiyatları da yukarı çıkabilir.
Sonuçta yüksek gümrük vergisi üreticiyi korurken tüketicinin cebine ek yük getirebilir.
Trump’ın temel amacı ise Amerika’da üretimi artırmak ve yeni fabrikaların kurulmasını teşvik etmek. Başkan, şirketlerin Kanada yerine ABD’de yatırım yapmasını istiyor. Böylece yeni istihdam oluşturulacağını ve Amerikan sanayisinin güçleneceğini savunuyor.
Ancak uzmanların önemli bir bölümü farklı düşünüyor.
Ekonomi uzmanlarına göre otomotiv sektörü artık tek bir ülkenin sınırları içinde faaliyet göstermiyor. Bir aracın üretiminde onlarca ülkeden gelen binlerce parça kullanılıyor. Bu nedenle tek taraflı uygulanan yüksek vergiler üretim zincirini bozabiliyor.
Parçaların defalarca sınır geçmesi gerektiği için maliyetler yükseliyor. Üretim süresi uzuyor. Sonuçta hem üretici hem de tüketici zarar görebiliyor.
Bunun yanında Kanada’nın misilleme yapma ihtimali de bulunuyor. Kanada hükümeti de Amerikan ürünlerine benzer oranlarda ek vergiler uygulamaya karar verirse ticaret savaşı daha da büyüyebilir.
Geçmişte ABD ile Çin arasında yaşanan ticaret savaşları bunun en önemli örneklerinden biri olmuştu. Taraflar karşılıklı olarak gümrük vergilerini artırmış, dünya ticaretinde ciddi yavaşlama yaşanmıştı.
Şimdi benzer bir sürecin Kuzey Amerika’da yaşanması ihtimali uluslararası piyasalarda endişeyle takip ediliyor.
Peki Türkiye açısından durum nasıl?
İlk bakışta Kanada ile ABD arasındaki ticaret anlaşmazlığının Türkiye’yi ilgilendirmediği düşünülebilir. Ancak dünya ekonomisinde yaşanan büyük gelişmeler birbirine bağlıdır.
Örneğin küresel otomotiv sektöründe üretim yavaşlarsa çelik, alüminyum, plastik ve elektronik sektörleri de bundan etkilenebilir.
Küresel ticarette belirsizlik arttığında yatırımcılar daha temkinli davranabilir. Döviz piyasalarında dalgalanmalar yaşanabilir. Ham madde fiyatlarında ani değişimler görülebilir.
Bunun yanında bazı fırsatlar da ortaya çıkabilir.
Kanada’nın ABD pazarında kaybettiği bazı alanlarda Türk ihracatçıları yeni müşteriler bulabilir. Özellikle otomotiv yan sanayi, demir-çelik, makine ve bazı sanayi ürünlerinde Türkiye’nin rekabet avantajı oluşabilir.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için Türk üreticilerinin kalite, fiyat ve teslimat konusunda güçlü bir performans sergilemesi gerekiyor.
Ekonomistler, ticaret savaşlarının kazananının genellikle çok az olduğunu söylüyor. Çünkü yüksek vergiler kısa vadede bazı sektörleri koruyabilir. Ancak uzun vadede maliyetlerin artmasına, yatırımların yavaşlamasına ve ekonomik büyümenin zayıflamasına neden olabilir.
Bugün dünya ekonomisinin en büyük ihtiyacı karşılıklı ticaretin kolaylaştırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve küresel tedarik zincirlerinin sağlıklı çalışmasıdır.
Sonuç olarak Trump’ın Kanada ürünlerine yüzde 50 gümrük vergisi uygulama kararı, yalnızca iki ülke arasında yaşanan bir ticaret anlaşmazlığı değildir. Bu gelişme küresel ekonominin geleceği açısından önemli bir dönüm noktası olabilir. Önümüzdeki süreçte Kanada’nın vereceği karşılık, diğer ülkelerin alacağı pozisyon ve uluslararası ticaretin nasıl şekilleneceği yakından izlenecektir.
Ekonomide bazen alınan tek bir karar, binlerce fabrikanın üretimini, milyonlarca insanın işini ve milyarlarca dolarlık ticaret hacmini etkileyebilir. Bu nedenle ticaret savaşlarının yalnızca hükümetleri değil, vatandaşların cebini de doğrudan ilgilendirdiğini unutmamak gerekiyor.
Kaynak: Euronews

YORUMLAR