haberebakis.com
TRT 1’de yayımlanan “Mehmed: Fetihler Sultanı” dizisinin 66’ncı bölümündeki tarihsel hata nedeniyle başlayan tartışma yargıya taşındı.
Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Uygur Türkü Mahmut Yakup, daha önce TRT ve dizinin yapım ekibine gönderilen ihtarnamelere rağmen talep edilen özür ve düzeltmenin yapılmadığını ileri sürerek hukuki süreci başlattı. Yapımcı ve senarist hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulurken, TRT Genel Müdürlüğü’ne de 1 milyon TL manevi tazminat talebiyle dava açtı.
Tartışma, dizinin 66’ncı bölümünde 1514 yılında kurulan Yarkand Hanlığı’ndan bir heyetin, 1451-1481 yılları arasında hüküm süren Fatih Sultan Mehmed’i ziyaret ettiğinin anlatılmasıyla başlamıştı. Heyetin sözcüsü olarak da Yarkand Hanlığı ile tarihsel bağının bulunmadığı ileri sürülen Ali Şir Nevai gösterilmişti.
Bölümün 43 ile 50’nci dakikaları arasında yer alan sahnede Ali Şir Nevai karakterinin Fatih Sultan Mehmed’e Çin hakkında kullandığı ifadeler de tepkilere neden olmuştu.
Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Mahmut Yakup, dizide mensubu olduğu topluluk ve Çin halkı hakkında gerçeğe aykırı, aşağılayıcı ve hakaret niteliğinde ifadeler kullanıldığını ileri sürerek Çin Hukuk Bürosu’na vekâlet vermişti.
Bunun üzerine TRT Genel Müdürü Muhammed Ziyad Varol, TRT Genel Müdürlüğü, Miray Yapım, yapımcı Eyüp Gökhan Özekin ve senarist Ozan Bodur’a ihtarnameler gönderilmiş; kamuoyuna yönelik yazılı özür yayımlanması, tarihî gerçeklerle bağdaşmadığı ileri sürülen sahnelerin düzeltilmesi veya yayından kaldırılması ve benzer içeriklerin yeniden kullanılmaması talep edilmişti.
İhtarnamelerde verilen sürenin dolmasının ardından süreç bu kez yargıya taşındı.
-YAPIMCI VE SENARİST HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
Mahmut Yakup adına Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’na sunulan dilekçede, yapımcı Eyüp Gökhan Özekin ile senarist Ozan Bodur şüpheli olarak gösterildi.
Suç duyurusunda, başta Türk Ceza Kanunu’nun 216’ncı maddesinde düzenlenen halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçları olmak üzere, olayın niteliğine göre TCK’nın 125’inci maddesi ve ilgili diğer ceza hükümleri kapsamında suç oluşturabilecek fiillerin araştırılması talep edildi.
Dilekçede özellikle dizide kullanılan “gavur Çin” ifadesine dikkat çekildi. Söz konusu ifadenin tek başına değil, sahnenin bütünüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği savunuldu.
Şikâyet dilekçesinde, “gavur” nitelemesinin Çin halkına yönelik kullanılmasının dinî farklılık üzerinden aşağılayıcı bir tasvir oluşturup oluşturmadığının soruşturma kapsamında incelenmesi istendi.
Ayrıca sahnede Çin’in “erkekleri köleleştireceği, kadınları cariye yapacağı ve bölgede korku bulunduğu” yönündeki ifadelerin de Çin halkı veya halkın belirli bir kesimini din, ırk ya da bölge farklılığı temelinde alenen aşağılayıp aşağılamadığının araştırılması talep edildi.
Savcılıktan, söz konusu ifadelerin izleyiciler üzerinde belirli bir topluluğa karşı kin veya düşmanlık oluşturabilecek nitelikte olup olmadığının da değerlendirilmesi istendi.
Dilekçede, dizinin 66’ncı bölümünün yalnızca belirli cümleler üzerinden değil, başından sonuna kadar bütünlük içerisinde incelenmesi gerektiği belirtilerek, ilgili bölümün tamamının bilirkişi veya uzman heyet tarafından değerlendirilmesi talep edildi.
TARİHSEL ANLATIM DA SUÇ DUYURUSUNDA
Suç duyurusunda yalnızca kullanılan ifadeler değil, dizideki tarihsel anlatım da gündeme getirildi.
Dilekçede, Yarkand Hanlığı’nın Fatih Sultan Mehmed döneminde mevcut olduğu ve İstanbul’a heyet gönderdiği yönünde bir anlatım oluşturulduğu, Ali Şir Nevai karakterinin de bu tarihsel bağlam içerisinde kullanıldığı belirtildi.
Başvuruya eklenen 9 Haziran 2026 tarihli uzman raporuna atıfta bulunularak, Yarkand Hanlığı’nın tarihsel kuruluşunun Fatih Sultan Mehmed’in ölümünden sonra gerçekleştiği ve Ali Şir Nevai’nin söz konusu dönemde bu şekilde bir elçilik görevi üstlenmesinin kronolojik olarak mümkün olmadığı ileri sürüldü.
Savcılıktan, tarihsel bilgilerin gerçeğe uygun olup olmadığının, senarist ve yapımcı tarafından hangi kaynaklara dayanılarak oluşturulduğunun ve gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülen bilgilerin bilerek kullanılıp kullanılmadığının araştırılması istendi.
Dilekçede ayrıca söz konusu tarihsel anlatımın TCK’nın 217/A maddesinde düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu yönünden gerekli unsurları taşıyıp taşımadığının da değerlendirilmesi talep edildi.
Soruşturma kapsamında dizinin 66’ncı bölümünün tamamı, Yarkand Hanlığı sahnesinin görüntü ve ses kayıtları, senaryo metni ve varsa senaryo taslakları, yapım şirketine ait kayıt ve belgeler, bölümün yayın kayıtları, internet kayıtları, daha önce yayımlanan haberler, ihtarnameler ve uzman raporlarının delil olarak incelenmesi istendi.
-TRT’YE 1 MİLYON TL MANEVİ TAZMİNAT
Hukuki sürecin diğer ayağında ise TRT Genel Müdürlüğü davalı olarak gösterildi.
Mahmut Yakup adına hazırlanan dava dilekçesinde TRT’den 1 milyon TL manevi tazminat talep edildi.
Dilekçede, daha önce hem Çin Hukuk Bürosu hem de Türkiye’deki avukat aracılığıyla TRT Genel Müdürlüğü’ne ihtarname gönderildiği, tarihî gerçeklerle bağdaşmadığı ileri sürülen hususların düzeltilmesinin ve 30 gün içerisinde yazılı özür sunulmasının istendiği belirtildi.
TRT’ye verilen sürenin 13 Temmuz 2026 tarihinde dolduğu, ancak talebe uygun bir işlem gerçekleştirilmediği ileri sürüldü.
Dava dilekçesinde, TRT’nin Türkiye’nin “en önemli ve başta gelen saygın kurumlarından” olduğu vurgulanırken, dizide yer alan ve gerçeğe aykırı olduğu ileri sürülen tarihsel anlatımlardan geri dönülmemesi ve ihtarnamelerde talep edilen özrün sunulmamasının davanın açılmasına neden olduğu savunuldu.
Mahmut Yakup’un yaşananlar nedeniyle “büyük üzüntü ve manevi yıpranma” yaşadığı belirtilerek, TRT Genel Müdürlüğü’nden 1 milyon TL manevi tazminat talep edildi.
Talep edilen 1 milyon TL’ye dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin de TRT Genel Müdürlüğü’nden tahsil edilmesi istendi.
Dava dilekçesinde kanıtlar arasında TRT’deki ilgili dizi kayıtları, ihtarnameler, Çin Sosyal Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü tarafından hazırlanan uzman raporu, bilirkişi incelemesi ve tanık beyanları gösterildi.
–ZHAO YUE: “TARTIŞMA DEĞİL, TARİHİ GERÇEKLER KONUŞULMALI”
Çin Vatandaş ve Çin Şirketleri Hukuki Hak ve Menfaatlerini Koruma ve Yardımlaşma Derneği (ÇHD) Başkanı Zhao Yue, Mehmed: Fetihler Sultanı dizisine ilişkin tartışmaların yargıya taşınmasını değerlendirerek, hukuki sürecin Türkiye ile Çin arasındaki dostluk ilişkilerinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye ile Çin’in köklü tarihlere ve güçlü kültürel mirasa sahip iki ülke olduğunu belirten Zhao Yue, “Türkiye ile Çin arasındaki ilişkiler, bir televizyon dizisinde yer alan tartışmalı sahneler üzerinden değerlendirilemeyecek kadar köklü ve önemlidir. Başlatılan hukuki girişimler Türkiye’ye veya Türk halkına karşı atılmış adımlar değildir. Amaç, tarihî gerçeklerle bağdaşmadığı düşünülen ifadelerin ve anlatımların hukuk çerçevesinde değerlendirilmesini sağlamaktır” dedi.
Uyuşmazlıkların hukuk yoluyla çözülmesini önemsediklerini ifade eden Zhao Yue, “Hukuka başvurulması ülkeler veya toplumlar arasında bir çatışma arayışı olarak görülmemelidir. Tam tersine hukuk, anlaşmazlıkların adil ve medeni biçimde çözülebilmesinin en önemli yoludur. Biz bu konunun iki ülke halklarını karşı karşıya getirmesini değil, tarihî gerçeklere daha fazla önem verilmesine ve birbirimizi daha doğru anlamamıza katkı sağlamasını arzu ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Sanat ve ifade özgürlüğüne saygı duyduklarını ancak tarihî yapımlarda toplumsal sorumluluğun da gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Zhao Yue, “Milyonlarca insana ulaşan tarihî yapımlarda gerçek kişiler, devletler ve toplumlarla ilgili anlatımlar kullanılırken tarihî kaynaklara özen gösterilmelidir. Yanlış veya tartışmalı tarihî anlatımlar, yalnızca akademik bir tartışmaya değil, toplumların birbirleri hakkındaki algılarının olumsuz etkilenmesine de yol açabilir. Bu nedenle sanat özgürlüğü ile tarihî sorumluluk arasında sağlıklı bir denge kurulmalıdır” diye konuştu.
Türkiye ve Çin halkları arasındaki karşılıklı saygı ve dostluğun korunmasını önemsediklerini belirten Zhao Yue, yaşanan tartışmanın iki ülke ilişkilerine zarar vermesini istemediklerini ifade etti.
Zhao Yue, Türk mahkemelerinin ve savcılarının adil bir yargılama yapacağına ve iki ülke arasındaki dostluğu ve gerçek tarihî olayları koruyacak şekilde adil ve doğru bir karar vereceğine inandığını belirterek sözlerini tamamladı. Çin halkının da hukukun kutsallığını ve dokunulmazlığını koruyacak adil ve doğru bir kararın en kısa sürede verilmesini beklediğini ve buna inandığını ifade etti.
-ÖZÜR VE DÜZELTME TALEBİYLE BAŞLAMIŞTI
Süreç, Mahmut Yakup’un dizideki sahnelere itirazının ardından hazırlanan uzman raporu ve ihtarnamelerle başlamıştı.
İhtarnamelerde, dizinin 66’ncı bölümünde “tarihî gerçeklerin çarpıtıldığı, olayların ve kişilerin yanlış bir zaman çizelgesinde buluşturulduğu, kamuoyunun yanıltıldığı, Çin halkı ile Uygur Türklerinin aşağılandığı ve hakaret ile iftira niteliğinde ifadeler kullanıldığı” ileri sürülmüştü.
TRT ve yapım ekibinden kamuoyuna yönelik yazılı özür yayımlanması, tarihî gerçeklerle bağdaşmadığı ileri sürülen sahnelerin düzeltilmesi veya yayından kaldırılması ve benzer içeriklerin yeniden kullanılmaması talep edilmişti.
İhtarnamelerle başlayan tartışma, gelinen aşamada savcılığa yapılan suç duyurusu ve TRT’ye yöneltilen 1 milyon TL’lik manevi tazminat talebiyle yargı sürecine taşınmış oldu.
