Toplum, maddi ve manevi ilişkileri kapsayan yaşam bütünüdür.
Bu yaşam bütünlüğünde etken ve edilgen olma henüz nispi oranlarınca yaşamsal uygulanabilir nesnel gerçeklik kazanır durumdadır.
Bu bağlamda dünya toplumları genelinde ‘en zengin ve en rahat yaşam sürenler ve hiyerarşik yaşamın en baskılı ve en yoksul yaşam sürenleri olarak’ neoliberal sistemin yaşamsal olmayan sürecinde koşulsal yerlerini almışlardır.
Bu üstsel ve etkisel mekanizma kendini yenileyen yeni etkisel ürünlerle süreci yaşamsal değil, tersine işlettikçe bir çok toplumu bugününü olduğu gibi geleceklerini de ipotek altına alan kendilerini yormayan ve usul erkan bilmeyen bir yola sokmuştur.
Ancak bu sistem ve işlevlik, zamanında ve yerinde kafa yormayanları mesafeye olan bağımlılıklarıyla paralel yürüyen, yanılgılarıyla alt düzey koşullanımlı yaşamın ürünleri haline gelen en yoksul ve orta kesimin epistemolojik kopuşlarıyla yerini tamamen yoksun bir algıya bırakmıştır. Toplumumuzda açlık sınırında ve altında yaşamak öyle bir seviyeye gelmiştir ki geçim kaynağı bulma arayışları sorunu paradan başka bir şeyi görememe ve düşünememe gibi çok daha alt bir seviyeye düşürmüştür. Fırsatçılığın kol gezdiği ve bazı alanlarda zirve yaptığı bilinç seviyesi, çözüm arayışlarıyla yitirilen değerler arasında büyük uçurumlar oluşturmuştur.
Oysa kaşıkla verilenlerin kepçe ile geri alındığı ve aslında temelinden dahil olunan bir sistemin parçası olunduğu unutulmamalıdır.
Nitekim toplumumuz için bu adaletsiz yaşamı tersine dönüştürecek tek şey onların kendilerini farkına vardıracak sitemkârlık şikayet veya rekabet ve hesaplaşma kuşatımında bir siyaset değil, bilimsel temelde sistemi ve dünyayı daha doğru okumaya zemin hazırlamada, onları yaşamın bütününde belirleyici ve etkin kılan eğitsel bir sistemin yaşama geçirilmesidir.
Bilinmelidir ki; kendini güncellemeyenler yaşama ve zamana yenik düşerler.
Umutla…

YORUMLAR