haberebakis.com
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın yayımladığı Hürmüz krizi raporu, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası derinleşen savaşın küresel tedarik zincirlerini tehdit ettiğini ortaya koydu. Rapora göre Türkiye ekonomisi kritik hammadde ve enerji arzında ciddi risklerle karşı karşıya.
ENERJİ DIŞINDA DA KRİTİK TEDARİK KRİZİ
Hürmüz krizi yalnızca enerji arzını değil, sanayinin temelini oluşturan çok sayıda kritik ürünü de etkiliyor. Dünya petrol akışının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tıkanma, petrol fiyatlarının 85-120 dolar bandına yükselmesine neden oldu.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın rezerv salımına rağmen piyasalarda beklenen rahatlama sağlanmadı. LPG ve LNG gibi enerji ürünlerinde de arz daralması yaşanırken, Avrupa’da doğalgaz fiyatları kısa sürede ciddi artış gösterdi.
PETROKİMYA VE TEKSTİL SANAYİSİ BASKI ALTINDA
Körfez ülkelerinin yıllık 74,8 milyon tonluk petrokimya ihracatının aksaması, plastikten otomotive kadar geniş bir üretim zincirini etkiliyor. Polietilen ve polipropilen fiyatlarında hızlı artışlar görülürken, tekstil sektörünün temel girdilerinden monoetilen glikolde de maliyet baskısı oluştu.
Türkiye’nin yıllık 700 ila 900 milyon dolar arasında değişen bu ürün ithalatının önemli kısmı Körfez’den sağlanıyor. Bu tedarik zincirinde yaşanacak aksama, özellikle hazır giyim ve ambalaj sektörlerinde üretim maliyetlerini artırma riski taşıyor.
SAĞLIK VE İNŞAAT SEKTÖRLERİ NASIL ETKİLENECEK?
Krizin etkilediği alanlardan biri de sağlık sektörü oldu. Küresel helyum üretiminin önemli kısmını karşılayan Katar’da üretimin durması, fiyatların iki katına çıkmasına yol açtı. Helyum, özellikle MR cihazlarında kullanılması nedeniyle kritik bir öneme sahip.
Aynı zamanda alüminyum ve asfalt gibi inşaat sektörünün temel girdilerinde yaşanan kesintiler, altyapı projelerinde gecikme ve maliyet artışı riskini beraberinde getiriyor. Körfez’in bu ürünlerdeki yüksek payı, krizin etkisini daha da artırıyor.
GÜBRE KRİZİ TARIMI TEHDİT EDİYOR
Körfez bölgesinin küresel gübre ticaretindeki yüksek payı, Hürmüz krizi ile birlikte arz daralmasına dönüştü. Kısa sürede gübre fiyatlarında yüzde 38’e varan artış yaşandı.
Türkiye’nin yüksek ithalat bağımlılığı nedeniyle bu artışın tarımsal üretim maliyetlerine doğrudan yansıması bekleniyor. Uzmanlar, bu durumun gıda fiyatları üzerinde de baskı oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
LOJİSTİK MALİYETLERİ VE NAVLUN ARTIŞI
Deniz taşımacılığında savaş riski nedeniyle sigorta primleri ve navlun ücretleri hızla yükseldi. LNG tankerlerinde navlun ücretlerinin kısa sürede yaklaşık yüzde 600 artarak günlük 300 bin dolar seviyesine çıktığı belirtiliyor.
Alternatif rotalara yönelen gemiler, teslimat sürelerini uzatırken Türkiye’nin dış ticaret maliyetlerini de artırıyor. Bu durum özellikle tekstil, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde üretim planlamasını zorlaştırıyor.
TÜRKİYE EKONOMİSİ İÇİN KRİTİK RİSKLER
Türkiye’nin Körfez bölgesinden yıllık yaklaşık 3 milyar dolarlık sanayi girdisi temin ettiği belirtiliyor. Bu akışın kesintiye uğraması, sanayi üretiminde ciddi maliyet baskısı yaratabilir.
Petrol fiyatlarında yaşanan her 10 dolarlık artışın cari açığa yıllık 4,5-5 milyar dolar ek yük getirdiği hesaplanıyor. Bu durum, enerji maliyetlerinin makroekonomik dengeler üzerindeki etkisini artırıyor.
Arka Plan: Hürmüz Boğazı, küresel enerji ve hammadde ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak biliniyor. Son gelişmeler, bu hattın yalnızca enerji değil, sanayi üretimi için de hayati bir tedarik kanalı olduğunu ortaya koydu.
Uzman Görüşü: TEPAV uzmanlarına göre, “Hürmüz’de yaşanan kesinti yalnızca enerji piyasalarını değil, sanayi üretiminin tamamını etkileyen çok katmanlı bir krizdir. Bu durum küresel ekonomide zincirleme etkiler yaratabilir.”
Olası Etkiler: Hürmüz krizi devam ederse, enerji ve hammadde fiyatlarında artış, üretim maliyetlerinde yükseliş ve küresel ticarette yavaşlama bekleniyor. Türkiye açısından ise sanayi üretiminde daralma ve dış ticaret dengesinde bozulma riski öne çıkıyor.
