Yeni yıl insanlık tarafından sihirli bir ‘reset’ tuşu gibi görülmekte…
Ne ironik değil mi?
Gece saatler on ikiyi vurduğunda ve sonrasında ne oluyor da biz bambaşka insanlar olmayı bekliyoruz?
Ya da hayatlarımızda ne gibi değişiklikler olmasını umut ediyoruz?
Oysaki bildiğimiz gerçek koca bir hiç…
***
Umut ile gerçeklik arasındaki mesafenin mizahi bir tespiti sadece bizimkisi.
Yeni yılın vaat ettiği şey; umut, yeni bir başlangıç, yeni ben, yeni hedefler…
Her yıl tekrar eden klişeler, bitmek bilmez ritüeller…
Önce kendimizden başlarız yeni kararlar almaya…
Ama asla uymadığımız, uyamadığımız kararlar…
Kendime daha çok zaman ayıracağım…
Bu defa kesin spora yazılacağım…
Bu yıl illaki benim yılım olacak…
Bilmem kaç kilo vereceğim…
Hayata daima pozitif bakacağım…
***
Oysa o hayatı Türkiye’de yaşadığımızı bir an unuturuz!
Neyse olumsuz söylemleri başka bir köşe yazısına saklayarak devam ediyorum;
Liste uzar, motivasyon parlar, gerçekler ise sessizce 2 Ocak sabahını bekler.
Peki, biz bu halleri yaşarken dışarıda atmosfer nasıldır?
Kapitalizmin yılbaşı versiyonu her yerde yerini almış bekliyordur.
Işıl ışıl mağazalar, rengarenk vitrinlerde en afili kıyafetleri ile cansız mankenler…
Caddelerde, alışveriş merkezlerinde bir anda beliriveren Noel Babalar!
Sizi içeriye sürükleyen ortamın o ambiyansı.
Çünkü alışveriş ve hediyeler bu sistemin önemli bir parçasıdır.
Sevdiklerimize olan duygularımız, maddi karşılıklar ile ölçülür gibi gelir böyle günlerde bize…
Düşünülmüş bir hediye giderek yerini pahalı bir hediyeye dönüştürür.
Yeni yıl kutlamalarının kendisi bile zamanla standartlaştırılmış duruma gelmiştir…
Nasıl eğleneceğimiz, ne yiyeceğimiz hatta ne giyeceğimiz bile önceden belirlenmiş gibidir.
Alternatif bir yeni yıl fikri; sessiz, sade, tüketimden uzak, çoğu zaman ya eksik ya da sıkıcı olarak görülür.
***
Günümüzün değişen trendleri, kutlama ve eğlence anlayışını da kapsamış, bu olguda değişmiştir.
Evde kutlanan sıcak ve samimi ortamlar, yerini pahalı ve bol gürültülü mekânlara bırakmıştır.
Sonuçta yeni yıl ne mucizevi bir kurtuluş ne de tamamen boş bir ritüelden ibarettir.
Düşündüren sorular tam da burada akıllara gelir.
Gerçekten umut mu paylaşıyoruz?
Yoksa yalnız kalmamak için mi paylaşıyoruz?
Ya da bir geceliğine her şeyi unutma anlaşması mı yapıyoruz?
Kafalarda dönen bu sorular ile kişiye özel alternatif kutlamalar başlar…
***
Yeni yıl sabahı geldiğinde ise tablo pek de değişmez.
Sadece akşamdan geriye kalanlar…
Değişen tek şey takvimdir.
Ve asıl hikâye, kutlama bittikten sonra başlar…
Hayat bir gecelik verdiği molayı sonlandırır,
Ve nerede kalmıştık diyerek yoluna devam eder…
Adettendir diyelim ve biz de yeni yılınızı kutlayarak,
Bu yılın son köşe yazısını tamamlayalım:
Farkındalığımızın daha da arttığı,
Sevdiklerimiz ile sağlıklı, huzurlu ve çok mutlu bir yıl geçirmemiz dileği ile…
Yeni yılımız kutlu olsun…

YORUMLAR