Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Macit Gürbüz / Gazeteci-Yazar
Macit Gürbüz / Gazeteci-Yazar

Suskun Kentin Çığlığı Orhan Bozkurt’u Takdimimdir…

Elimde tuttuğum kitap Anadolu’nun tozunu hem atmış hem de yutmuş çok özel bir gazeteciye ait.

Sayın Orhan Bozkurt’un kaleme aldığı bu eserin adı; Suskun Kentin Çığlığı.

Kitap Sarayı Yayınevi’ne ait ve 208 sayfa.

Yaşadığı kente çığlık olanlardan o.

Zonklayan bir beyni var ve hani deriz ya doğup büyüdüğü kente gönlünü aklını ve yüreğini süpürge eden bir yazar.

Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dramatik Yazarlık mezunu, yani hem alaylı hem okullu.

Çok şey görüp dağarcığında çok şey barındıran bir kişilik.

Kitabı yeniden okudum, yeniden okudum diyorum çünkü Bozkurt’un köşe yazılarından oluşuyor.

Aynı coğrafyada çok zor şartlarda gazetecilik yaptık.

 

Söze şöyle başlayayım sevgili Orhan Bozkurt;

Uzun yıllar görev yaptığım ve adından dolayı sonsuz onur ve gurur duyduğum ve senin de mezun olduğun Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin Heykel Bölümü öğrencileri ortak bir yılsonu sergisi açmıştı, orada yerde duran bir eser görmüştüm.

Yalın ve detaysızdı, fakat o kadar anlamlıydı ki.

Bir mezar taşıydı bu, mezarın baş taşında ‘Erzurum’da zaman’ yazıyordu.

Ölü şehrin, konuşamayan şehrin yani suskun şehrin ta kendisiydi o heykel.

Kitabının kapağı çok anlamlı, Suskun Kentin Çığlığı yazısı bir saatin kadranı içine oturtulmuş.

Kara bir zemin içinde akrep ile yelkovan var ve zaman durmuş.

Aklıma üzerinde ‘Erzurum’da Zaman’ yazan o mezar geldi.

Tam 37 yılım geçti o kentte bilirim, birileri ölü numarası yapar o şehirde.

Gerçeğe göz kapatırlar.

 

Rahmetli Tayfun Talipoğlu’na davet ettikleri Erzurum’da sormuşlardı, “Erzurum’u nasıl tanımlarsın” diye.

Çok anlamlı bir yanıt vermişti, “Kendi sorunlarının farkında dahi olmayan fakat herkesin sorunuyla ilgilenen şehre Erzurum denir”.

 

İşte öylesine bir şehri, kendi şehrini yazarsın uzun yıllardır.

Hep farklı bakar farklı görür farklı yazarsın.

Yazarsın da.

Kör sağır ve dilsiz bir şehre beş duyu olmaya çalışmak çok zordur bilirim.

Çünkü Erzurum zor şehirdir tıpkı kışı gibi.

Beş duyu dedik ya, Erzurum’a ve sorunlarına dokunmaya devam et sen.

Çünkü dokundukça değişir her şey.

Talipoğlu’nun tanımlaması ile kendi şehrinin sorunlarının farkına varana kadar dokun.

 

Bu içeriği çok zengin, beyni, aklı ve yüreği doğup büyüdüğü şehir için atan, yani ata toprakları için ömrünü harcayan senin; kitabından hiçbir detaya girmeyeceğim.

Hepsi yadımda çünkü.

Sıkı takipçinim biliyorsun.

Okuyucuya bırakıyorum kitabındaki ince mesajların anlamını ve muhataplarını.

Gururlandırdın beni yeniden, bu şehrin az da olsa senin gibi bir gazetecisi, aydını, yazarı ve usta kalemi olduğu için.

 

Bilirsin, sen Tunceli’de asker iken mektuplaşır dertleşirdik.

Ben sana Brave Heart diye hitap ederdim, yani cesur yürek.

Bu şehrin cesur yüreği sevgili Orhan Bozkurt, kalemin de sen de hep var ol.

Yazmaya devam et, et ki o suskun mezar bir daha yadıma gelmesin.

Kalemine ve ömrüne bereket.

O şehirden ayrılırken karaladığım iki satır yürek sesimi yazayım izninle, ben de suskun kalmayayım senin vesilen ile;

 

VEDA VAKTİ…

Bu şehirde doğdum.

Soğuğunda üşüdüm, ayazında kavruldum.

Acısıyla tatlısıyla tam tamına 37 senem geçti.

Dile kolay 37 yıl

Bu şehrin her sokağında ayak izim var,

Bu şehirde gazetecilik yaptım, haber kovaladım.

Bu şehirde işe girdim, bu şehirde işsiz kaldım

Bu şehirde eşimle tanıştım, bu şehirde evlendim

Oğlum bu şehirde doğdu.

Bu şehirde emekli oldum.

Bu şehirde adam ettiklerim sırtımdan bıçakladı beni.

Bu şehirde dost bildiklerimin ihanetine uğradım, bu şehirde yok sayıldım, görmezden gelindim, ötelendim ve itelendim.

İşte o gün geldi, yeni bir yaşama doğru yelken açma vakti artık.

İnsanoğlu doğru, dürüst, onurlu, şerefli, ilkeli, çalmadan çırpmadan, el etek öpüp eğilmeden yaşadıktan sonra her yerde yaşar.

Bana her yer gurbet.

Güzel yürekli dostlara selam olsun, sizi hep yüreğimde taşıyacağım.

Bu şehir dedim ya.

Bu şehir çok iz bıraktı yaşamımda, biz de iz bıraktıysak güzel yüreklerde ne mutlu bana.

Ömür dediğin vedalardan ibaret değil mi zaten.

Haydi eyvallah!

Rüzgâr söylesin şimdi o yerlerde bizim eski şarkımızı.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI