Haberebakis.com
Meta, Google, TikTok ve benzeri küresel dijital platformların kullanıcı verilerini hangi kapsamda ve ne amaçla kullandığına dair belirsizlikler, uzmanlara göre ülkeler için yeni nesil bir güvenlik sorununa dönüşmüş durumda. Türkiye’de kapsamlı ve bütüncül bir veri gizliliği yasasının bulunmaması, bu şirketlerin faaliyet alanını genişletirken, algoritmaların toplumsal, ekonomik ve siyasal etkileri daha fazla tartışılır hale geliyor.
VERİ POLİTİKALARINDA ŞEFFAFLIK KRİZİ
Siber güvenlik araştırma analisti Krystyna Sikora, küresel teknoloji şirketlerinin veri kullanımı konusunda yeterince şeffaf olmadığını vurguluyor. Sikora’ya göre asıl sorun, kullanıcıların hangi verilerinin, ne zaman ve hangi amaçla işlendiğini tam olarak bilememesi.
Bu belirsizliğin, yanlış bilgilendirmeyi ve panik ortamını beslediğini ifade eden Sikora, kullanıcıların haklarını öğrenebileceği tek alanın çoğu zaman karmaşık ve uzun kullanım koşulları olduğunu belirtiyor. Şirketlerin bu alanı bilinçli biçimde kullandığını savunan Sikora, ABD’de bile teknoloji devlerini kapsayan bütüncül bir veri gizliliği yasasının bulunmadığına dikkat çekiyor.
HERKESE AÇIK İÇERİKLER ANA VERİ HAVUZU
Instagram, Facebook, X ve Google gibi platformlar, içeriklerin yapay zeka eğitimi veya izinsiz reklam amaçlı kullanılmadığını savunsa da, herkese açık paylaşımlar şirketlerin temel veri kaynakları arasında yer alıyor.
Fotoğraflar, gönderiler, Reels videoları ve mesajlar bu kapsama girerken, platformlar hesap sahibi olmayan kişilere ait verilere de dolaylı yollarla erişebiliyor. Herkese açık bir gönderide etiketlenen hesap dışı bir kişiyle ilgili bilgi de veri olarak değerlendirilebiliyor.
Gmail’de sunulan “akıllı özellikler” ise bazı bölgelerde varsayılan olarak açık geliyor. Bu durum, e-posta içeriklerinin yapay zeka destekli sistemler tarafından analiz edilmesine imkan tanıyor.
GOOGLE VE YAPAY ZEKA DAVASI
Google’ın veri politikaları, ABD’de açılan davalarla da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Şirket, 13 yaş altı kullanıcıların verilerinin yapay zeka eğitimi için kullanıldığını kabul ederken, California’da açılan bir dava bu konuyu yeniden gündeme taşıdı.
Davada, Ekim ayında yapılan bir politika değişikliğiyle Gemini adlı yapay zeka sisteminin özel e-postalara ve ek dosyalara varsayılan olarak erişim kazandığı öne sürülüyor. Bu uygulamanın, 1967 tarihli California Gizliliğin İhlali Yasası’nı ihlal edip etmediği ise mahkemede tartışılıyor.
ART ARDA GELEN YASAKLAR VE DENETİMLER
Sosyal medya kullanımına yönelik düzenlemeler dünya genelinde hız kazanmış durumda. Avustralya, 16 yaş altındaki kullanıcılar için sosyal medyayı yasaklayarak ebeveyn kontrolü zorunluluğu getirdi.
Danimarka, Malezya ve ABD’de Texas ile Utah eyaletlerinde de benzer kısıtlamalar gündeme geldi. Malezya İletişim Bakanı Fahmi Fadzil, internetin hem güvenli hem de erişilebilir olması gerektiğini vurgulayarak, ülkede sekiz milyondan fazla yerel kullanıcıya sahip tüm sosyal medya ve mesajlaşma platformlarına lisans şartı getirilmesini önerdi.
TÜRKİYE’DE STRATEJİK VE EKONOMİK BOYUT
Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı dijital platformlar, veri güvenliği, yasal uyum ve vergi konularında uzun süredir tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Analizlere göre, yalnızca 2024 yılında Türkiye’den yabancı medya platformlarına reklam yoluyla aktarılan tutar 158 milyar TL’ye ulaştı. Uzmanlar, bu platformların yalnızca ekonomik kayba neden olmadığını, aynı zamanda algoritmalar aracılığıyla toplumsal refleksleri ve siyasi dinamikleri etkileyebildiğini belirtiyor.
“DİJİTAL İŞGAL” TANIMI
Prof. Dr. S. Tunay Kamer, küresel dijital platformların etkisini şu sözlerle tanımlıyor:
“Savaşlar artık sadece barut kokusu, top sesi ya da sınır hatlarındaki mevzilerden ibaret değil. Günümüzde cephe hattı, avucumuzun içindeki ekranlara, evimizdeki bilgisayarlara ve zihnimizin en mahrem köşelerine taşındı.”
Kamer, algoritmaların ve verinin geleneksel askeri unsurların yerini almaya başladığını belirterek bu süreci “dijital işgal” olarak tanımlıyor. Kamer’e göre, bu süreç tek bir kurşun atılmadan yürütülen, sessiz ama derin etkiler yaratan bir kuşatma biçimi.
“Biz aslında bizi kuşatan o duvarın tuğlalarını kendi paramızla örüyoruz. Bu platformlara aktardığımız her kuruş, bizi daha iyi analiz etmelerini, zaaflarımızı ölçmelerini ve toplumsal reflekslerimizi manipüle etmelerini sağlayan algoritma çarklarına yakıt oluyor.”
“YENİ BİR SALDIRI ALANI”
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Murat Kırık da konuyu milli güvenlik perspektifinden ele alıyor. CNN Türk’e yaptığı değerlendirmede Kırık, yabancı platformların denetimsizliğini “yeni bir saldırı alanı” olarak tanımlıyor.
Kırık’a göre, dijital platformlar yalnızca bireysel alışkanlıkları değil, toplumların algı yapısını da şekillendirebiliyor.
TOPLUMSAL ALGI VE ALGORİTMA GÜCÜ
Ali Murat Kırık, platformların etkisini şu sözlerle özetliyor:
“Bu platformlar toplumların algı yapısını şekillendirebiliyor, siyasi ve sosyal gerilimleri tetikleyebiliyor ve ülkelerin iç dengelerine doğrudan müdahale edebiliyor.”
Kırık, Gazze örneği üzerinden yaptığı değerlendirmede, paylaşılan her içeriğin yalnızca bir gönderi olmadığını, kimi zaman propaganda aracına, kimi zaman finansman kaynağına dönüştüğünü ifade ediyor.
Platformlar, çatışma görüntülerinden insanlık dramına kadar her içeriği algoritmalar üzerinden tıklanma ve reklam gelirine dönüştürürken, ortaya çıkan ekonomik değerin küresel güç merkezlerine aktarıldığını savunuyor.
YEREL MEDYA VE REKLAM DENGESİ BOZULUYOR
Veriler, yerel ve geleneksel medyanın reklam gelirlerinden aldığı payın hızla düştüğünü gösteriyor. 2014 yılında reklam harcamalarının büyük bölümü yerel medyada kalırken, dijitalin payı yüzde 20 seviyesindeydi.
2019’da yabancı dijital platformların payı yüzde 48’e çıktı. 2024 itibarıyla bu oran yüzde 74’e ulaştı. Uzmanlara göre bu durum, yerel medyanın sürdürülebilirliğini zorlaştırırken, haksız rekabet ortamı yaratıyor.
Vergi yükümlülüklerinin ve içerik sorumluluklarının eşit uygulanmaması ise “dijital kapitülasyon” tartışmalarını beraberinde getiriyor.
BU SADECE TEKNOLOJİ MESELESİ DEĞİL
Uzmanlara göre, veri güvenliği meselesi yalnızca bireysel gizlilikle sınırlı değil. Bu konu, ülkelerin ekonomik bağımsızlığı, toplumsal yapısı ve ulusal güvenliğiyle doğrudan bağlantılı.
Peki bundan sonra ne olacak? Türkiye’de kapsamlı bir veri gizliliği yasası hazırlanacak mı, dijital platformlara yönelik denetimler sıkılaştırılacak mı? Bu soruların yanıtları, dijital çağın yeni güvenlik mimarisini belirleyecek.
