Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zafer Özcivan / Ekonomist
Zafer Özcivan / Ekonomist

Sorumluluk dağınıklığı

Bir sokakta yürüdüğünüzü düşünün. Kaldırımın kenarında yaşlı bir insan yere düşmüş olsun. Etrafında onlarca kişi var. Herkes bakıyor ama kimse harekete geçmiyor. İnsan ilk anda şaşırıyor: “Bu kadar insanın içinde neden kimse yardım etmiyor?” diye düşünüyor.

Çünkü çoğu zaman insanlar “Ben yapmasam da bir başkası yapar” diye düşünür.

İşte buna “sorumluluk dağınıklığı” deniyor.

Bu kavram ilk duyulduğunda çok akademik gelebilir. Fakat aslında hayatımızın neredeyse her alanında karşımıza çıkan çok sıradan bir durumdur. Evde, işyerinde, okulda, apartmanda, trafikte, sosyal medyada, hatta devlet kurumlarında bile bu durumun örneklerini görmek mümkündür.

Aslında mesele basit bir insan davranışına dayanır: Sorumluluk ne kadar çok kişiye yayılırsa, insanların kendi sorumluluğunu hissetme oranı bazen o kadar azalır.

Bu durum küçük bir mesele gibi görünse de bazen büyük toplumsal sonuçlar doğurabilir.

Kalabalık Artarken Sorumluluk Neden Azalıyor?

İnsan mantığı ilk bakışta tam tersini söyler.

Bir işi beş kişi yapacaksa daha kolay olur diye düşünürüz.

Ama psikoloji bazen farklı çalışır.

Bir odada tek kişi varsa ve bir sorun çıkarsa o kişinin düşüncesi nettir:

“Bunu ben çözmeliyim.”

Fakat aynı odada yirmi kişi varsa düşünce değişebilir:

“Birisi kesin ilgilenir.”

Sorun tam da burada başlıyor.

Çünkü aynı şeyi odadaki diğer on dokuz kişi de düşünüyor olabilir.

Sonuç?

Kimse harekete geçmiyor.

Bunu günlük hayatta sürekli yaşıyoruz.

Bir apartmanı düşünelim.

Merdiven boşluğundaki ampul patlamış olsun. Apartmanda kırk kişi oturuyor.

İlk gün insanlar şöyle düşünür:

“Muhtemelen yönetici fark etmiştir.”

İkinci gün:

“Herhalde biri haber vermiştir.”

Üçüncü gün:

“Birisi değiştirir.”

Bir hafta sonra hâlâ aynı ampul yanmıyordur.

Ama aynı sorun tek bir kişinin yaşadığı evde olsa büyük ihtimalle o akşam çözülürdü.

Çünkü sorumluluğun sahibi bellidir.

Evlerde Başlayan Küçük Sorun

Sorumluluk dağınıklığı sadece büyük kurumlarda yaşanmaz.

Evlerde bile görülür.

Anne mutfaktan sesleniyor:

“Masayı kim hazırlayacak?”

Sessizlik…

Çocuklar birbirine bakıyor.

Kimse hareket etmiyor.

Çünkü görev belirli değil.

Ama anne şöyle dese:

“Ali, sen tabakları koy. Ayşe, sen suyu getir.”

İş birkaç dakika içinde tamamlanır.

Çünkü artık sorumluluk havada asılı değildir.

Bir kişiye aittir.

Çoğu zaman insanların tembel olduğu için değil, görevin kime ait olduğunun belli olmaması nedeniyle işler aksar.

Bu önemli bir ayrımdır.

İş Yerlerinde Sessiz Kayıplar

Sorumluluk dağınıklığının en büyük etkilerinden biri iş dünyasında görülüyor.

Toplantı odalarında bunun sayısız örneği vardır.

Bir yönetici şöyle der:

“Bu raporun düzeltilmesi gerekiyor.”

Herkes başını sallar.

Toplantı biter.

Ertesi gün rapor hâlâ düzeltilmemiştir.

Çünkü görev bir kişiye verilmemiştir.

Herkes görevin başkasına ait olduğunu düşünmüştür.

Bunun yerine şöyle denildiğinde durum değişir:

“Bu raporu Ahmet hazırlasın ve cuma günü teslim etsin.”

Artık sorumluluk nettir.

Bu nedenle başarılı kurumlar genellikle görev tanımlarını açık biçimde belirler.

Çünkü “herkes sorumlu” denilen yerde bazen gerçekte kimse sorumlu olmaz.

Sosyal Medyada da Aynı Durum Yaşanıyor

Bugünün dünyasında milyonlarca insan aynı anda aynı görüntüyü görüyor.

Bir yardım çağrısı yapılıyor.

Bir afet haberi paylaşılıyor.

Bir mağduriyet anlatılıyor.

Binlerce kişi görüyor.

Fakat görüntüyü görmek ile harekete geçmek aynı şey değil.

Çünkü kişi şöyle düşünebiliyor:

“Bu kadar insan gördüyse zaten birileri yardım etmiştir.”

Bazen kalabalıklar sorumluluğu artırmak yerine azaltabiliyor.

Bu nedenle yardım kampanyalarında belirli hedefler koymak önemlidir.

“Birileri yardım etsin” yerine:

“Her kişi 20 lira katkı sağlasın” demek daha etkili olabilir.

Çünkü görev somut hale gelir.

Kamu Yönetiminde Görünmeyen Tehlike

Sorumluluk dağınıklığı devlet kurumlarında da önemli sonuçlar doğurabilir.

Bir sorun ortaya çıktığında insanlar bazen şu soruyu sorar:

“Bunun sorumlusu kim?”

Eğer bu sorunun cevabı net değilse süreçler yavaşlayabilir.

Bir kurum başka kurumu işaret eder.

Diğeri başka birimi gösterir.

Sonunda vatandaş çözüm beklerken zaman geçer.

Bu yüzden iyi işleyen sistemlerde yetki kadar sorumluluk da açık biçimde tanımlanır.

Çünkü sorumluluğun sınırları belirsizleştiğinde hesap verebilirlik de zayıflayabilir.

Çözüm Çok Karmaşık Değil

Sorumluluk dağınıklığını tamamen yok etmek kolay olmayabilir.

Ama azaltmak mümkündür.

Bunun birkaç basit yolu var:

  • Görevleri kişilere açık şekilde vermek
  • Son tarih belirlemek
  • Yetki ve sorumluluğu netleştirmek
  • “Birisi yapar” düşüncesi yerine “Ben ne yapabilirim?” sorusunu sormak
  • Kalabalık içinde bile bireysel sorumluluğu hatırlamak

Çünkü bazen toplumları ileri taşıyan şey büyük kahramanlıklar değildir.

Küçük sorumlulukların sahiplenilmesidir.

Son Söz

Sorumluluk dağınıklığı, sessiz çalışan bir mekanizma gibidir. İnsanlar çoğu zaman bunun farkına bile varmaz.

Ama sonuçları günlük yaşamın her yerinde görülebilir: çözülemeyen sorunlar, geciken işler, sahipsiz kalan problemler ve birbirine bakan kalabalıklar…

Belki de mesele şudur:

Bir sorunla karşılaştığımızda “Birisi yapar” diye düşünmek kolaydır.

Fakat toplumlar çoğu zaman şu cümleyle değişmeye başlar:

“Birisi yapmalı” değil…

“Ben ne yapabilirim?”

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI