haberebakis.com
Sağlık alanında yapılan düzenlemeler, son dönemde hekimlerle idare arasında yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle ilaç yazımına ilişkin getirilen kriterler, sahada çalışan doktorlar tarafından yoğun şekilde eleştirildi. Tartışmalı uygulama yargıya taşınırken, alınacak karar hem sağlık çalışanları hem de hastalar açısından merakla bekleniyordu.
Danıştay, aile hekimlerinin ilaç yazma oranlarını belirli hedeflere bağlayan düzenlemenin yürütmesini durdurdu. Sağlık Bakanlığı tarafından getirilen ve “akılcı ilaç kullanımı” kapsamında reçeteleme oranlarına kriterler koyan uygulama, hekimlerin tedavi kararlarına müdahale ettiği gerekçesiyle dava konusu olmuştu.
HEKİMLERDEN SERT TEPKİ
Aile hekimleri, söz konusu düzenlemeyi uzun süredir eleştiriyordu. Hekimler, ilaç yazım oranlarının teşvik sistemiyle ilişkilendirilmesinin tıbbi kararları idari ve mali baskı altına aldığını savundu.
Açıklamalarda, “Hekim cüzdanı ile vicdanı arasında bırakılmamalı” ifadeleri öne çıkarken, tedavi süreçlerinin sayısal hedeflerle sınırlandırılamayacağı vurgulandı.
ÜÇ KEZ DEĞİŞTİRİLEN YÖNETMELİK
Tartışmalı düzenlemenin dikkat çeken yönlerinden biri de sık sık değiştirilmesi oldu. Yönetmelik üç kez revize edilirken, her yeni versiyonda benzer yaklaşımın sürdüğü ifade edildi.
İlk düzenlemeye ilişkin iptal kararının ardından Bakanlık, kısa süre içinde yeni bir düzenleme yaptı. Ancak bu yeni metin de yargıya taşındı ve son olarak Danıştay tarafından yeniden durduruldu.
REÇETE KRİTERLERİ NASIL BELİRLENDİ
Düzenleme kapsamında antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilaçların yazım oranları belirli hedeflerle ilişkilendirildi. Bu oranların hem il bazında hem de Türkiye ortalamalarıyla karşılaştırılması öngörüldü.
Ayrıca bu kriterler, performans ve teşvik sistemi içinde değerlendirilerek hekimlerin gelirleriyle dolaylı şekilde bağlantılı hale getirildi.
“TEDAVİYE MÜDAHALE EDİLEMEZ” VURGUSU
Hekimler, tıbbi kararların bilimsel gerekliliklere göre alınması gerektiğini belirtiyor. İdari hedeflerin tedavi süreçlerine yön vermesinin hem hekim bağımsızlığına hem de hasta sağlığına zarar verebileceği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre bu tür uygulamalar, sahada “gereksiz ilaç yazmama” baskısı yaratırken, bazı durumlarda gerekli tedavinin gecikmesine yol açabilir.
