Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Kadriye Mumcu Pervan / Sosyolog-Felsefe Öğretmeni
Kadriye Mumcu Pervan / Sosyolog-Felsefe Öğretmeni

Politik gözlem

1970’lerden bu yana adım adım süregelen ve 1980’lerden sonra çok daha denetimli uygulanan neoliberal uygulamaların bugün ülkemizde serbest piyasa sistemi olarak toplumsal yaşamın tam merkezine konumlanmasını halk diliyle söylememiz gerekirse “İpin ucu kaçmıştır!” diye nitelememiz çok yerinde bir ifade olur.

Peki bu, ucunu bile kaçırdığımız ve artık tutamadığımız uygulamalar bu kadar geniş boyutuyla yaşamımızı olumsuz yönde(işsizlik, yoksulluk, gelir dengesizlikleri, kadın cinayetleri, çocuk ölümleri, genç yaşta ölümler vb. birçok sorunlar) etkisi altına alırken bu mekanizmanın ülkemiz siyasetini nasıl etkilediği konusunda da düşünmemiz gerekmiyor mu?

Elbette gerekiyor ve çoğunluğumuz biliyoruz ki, cumhuriyetle yönetilen milletin egemen olduğu üniter bir hukuk devletinde siyasi örgütlenmelerin çalışma prensipleri temel ideolojilerine göre belirlenir. Yani bir siyasi parti, en başta, ideolojisi temelinde toplum yararına siyasi hedeflerini, tüzük ve programını belirler.

Siyasi partilerin topluma hizmeti, söylediklerini yapabilirliği ve kararlar alınırken tabanın görüşlerinin alınması büyük önem taşır.

Parti içi eleştirilere tartışmalara önem verilmesi, gelir ve giderlerin, uygulamaların açık ve anlaşılırlığı, iç denetim, özeleştiri ve elbette yerel kurumlar da dahil sorumluluk alma ve yerine getirme yeterlilikleri ve ilkesel olarak birlikte hareket etme tutumları plan ve programlı olarak demokratik işler.

Oysa bugünkü merkezi siyasi yapılanmalar neoliberal politikaları merkeze koymada yarışan “Ben daha iyi yaparım” güdüsüyle hareket ederek toplumsal okumalar yapılamayan serbest piyasacı bir siyasi tablo çizmektedir.

Kamu çalışma alanları özelleştirilirken kamu giderlerinin kısılması ve toplumsal sorunların bireyselleştirilmesi, ekonomi, eğitim, sağlık gibi önemli alanlarda kâr-zarar düşüncesiyle piyasa süreçlerine bel bağlanması ile neoliberal politikaların sonunun nereye varacağı belliyken, ülkemiz geleceğinin nereye varacağı belirsizlikten de öte endişe vericidir. Bu bağlamda maddi ve manevi sosyal yaşam hızla zayıflarken, toplumu değil, piyasaları koruyup kollayan bir sistemin kendini yineleyip koruması toplum olarak kabul edilemez ve sürdürülemez bir gerçekliktir.

Nitekim sistemin okunabilir, anlaşılabilir ve sürdürebilir olması ancak toplumsal sorunların doğru tespiti ve ulusal devlet anlayışıyla toplumun kendi öz yapısına uygun siyasi yapılanmayla mümkündür.

“Bilinmelidir ki, ulusal benliğini bilmeyen uluslar başka ulusların avıdır.” (1923 Gazi Mustafa Kemal)

Umutla…

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI