Hatırlarsınız…
Geçen hafta hava alanlarında fiyat suiistimallerinden söz etmiş; “Bir su 80, bir çay 120 lira olur mu” diye de eleştirmiştim.
Vatandaşlara yapılan haksızlıklara dikkat çekmiştim.
Birçok kesimden dönüşler oldu. Çoğu bu fikre katılıyordu.
Sadece “Petrol istasyonları” şiddetle tepki gösterdiler.
Ne haksızlığım kaldı, ne de tarafgirliğim…
Güya ben, sektörler arasında ayırım yapıyormuşum.
Bir petrol işletmecisi arayıp, bir süre hakaret etti. Kendisine:
“Kardeşim sana ne oluyor? Ben hava limanlarındaki büfecilerden şikayet ettim.
“Biliyorum. Biz insan değil miyiz? Bizden neden şikâyet etmiyorsun?
Bizde suiistimal yapılmıyor mu sanıyorsun?
Memlekette demokrasi var… İnsan hakları var… Sektörler arasında yaptığınız bu ayırımı şiddetle kınıyorum. Ben petrol işletmecisiyim.
Arabanızla dağda, ovada, paralı otoyollarda mecburen hizmet alacağınız zaman geliyorsunuz. Biz size suyu hayrat çeşmesinden ikram mı ediyoruz? Biz de Allah ne vermişse fiyatları dayıyoruz….
Kimse bize, “Bir dakika kardeşim, sen akaryakıt mı satıyorsun, gıda maddesi mi diyor mu?
Yazınızda, havaalanlarının insan mecburiyetlerinden faydalanıp, fiyat terörü estirdiğini söylerken, bizlerden söz etmemeniz, sektördeki arkadaşlarımızı üzmüş ve incitmiştir…”
*
Hoppala!
Duyduklarıma inanamadım.
Petrol bayileri, büfelerinde kafalarına göre fiyat belirlediklerini eleştirmediğim için bana sitem ediyorlar. Sonunda dayanamadım:
“Beyefendi, sizi eleştirmeyi unutmuşum. Ama niye alındığınızı anlayamadım” deyince o da:
“Bak kardeşim” dedi, sana tanık olduğum bir olayı anlatayım. Yıllar önce bacanağımı ziyaret etmek için Kanada’ya gitmiştim. O yıllarda Kanada yabancılara sıcak bakmıyordu. Yabancıların ülkeyi terk etmelerini istiyordu. Ülkede yoğunlukla İngiliz ve Fransız yurttaşları vardı. Bir firma, Kamyonlarının kenarlarına büyük harflerle, İngilizlere söğüp “Defolun” diye yazmıştı. Yazı İngilizce yazılmıştı.
Fransızlar ayaklandı.
“Niye sadece İngilizlere sövüyorsunuz? Biz insan değil miyiz?
Ayrıca İngilizce küfredince, Fransızlar bunu anlamakta zorluk çekiyor. Lütfen bizlere Fransızca sövünüz. Ve ayırım yapmayınız! Diye halk sokaklara döküldü.
Ya Sayın Mehmet Akdoğan, demokrasi böyle bir şey.
Yazınızdan sanki petrol istasyonlarındaki uygulamalar çok adaletli, siz de onaylıyormuş gibi bir kanı doğdu. Lütfen bu yanlış anlaşılmayı düzeltin…”
*
Değerli okuyucular işte bu…
Benim okuyucularım, demokrasi ve insan haklarına saygılıdır.
Huzurunuzda kendilerine iki çift laf edeceğim.
“Sayın petrol istasyonu işleticileri…
Yeter artık! Lütfen fiyatlarınızı, vicdana göre ayarlayın…
Ayıp oluyor…

YORUMLAR