Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MLSA raporu: “Sansür yasası” davalarında gazeteciler hedef alınıyor!

MLSA’nın yayımladığı yeni rapora göre kamuoyunda “sansür yasası” olarak bilinen TCK 217/A kapsamında açılan davaların büyük bölümünde gazeteciler sanık olarak yargılanıyor. Uzun yargılama süreçleri ve tutuklama riski ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratıyor.

MLSA’nın yayımladığı yeni rapora göre kamuoyunda “sansür yasası” olarak bilinen

Haberebakis.com


Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) yayımladığı yeni rapor, Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin uygulanmasına ilişkin dikkat çeken bulgular ortaya koydu. “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu ve ifade özgürlüğüne etkisi” başlıklı çalışmada, 2024–2026 yılları arasında görülen davalar incelendi. Rapora göre açılan davaların önemli bölümünde gazeteciler ve medya çalışanları sanık olarak yer aldı.

GAZETECİLER DAVALARIN BÜYÜK BÖLÜMÜNDE SANIK
MLSA’nın dava izleme programı kapsamında takip ettiği 39 duruşma ve 21’den fazla dava, TCK 217/A’nın uygulamasına ilişkin kapsamlı bir tablo sundu.

Rapora göre izlenen davalarda sanıkların büyük çoğunluğunu gazeteciler, muhabirler ve medya çalışanları oluşturdu. İncelenen dosyaların yüzde 72’sinden fazlasında gazeteciler sanık olarak yargılandı.

Bu durum, kamuoyunda “sansür yasası” olarak anılan düzenlemenin en çok medya alanında çalışan kişiler üzerinde etkili olduğunu gösteren önemli verilerden biri olarak değerlendiriliyor.

UZUN YARGILAMA SÜREÇLERİ CAYDIRICI ETKİ YARATIYOR
MLSA’nın raporunda dikkat çekilen bir diğer unsur ise yargı süreçlerinin uzunluğu oldu. Bulgulara göre gazetecilerin sanık olduğu sonuçlanmış davalarda kesinleşmiş bir hapis cezası bulunmuyor.

Buna karşın gözaltı ihtimali, tutuklama riski ve uzun süren dava süreçleri gazeteciler üzerinde önemli bir baskı oluşturabiliyor.

Raporda, cezalandırmanın yalnızca mahkûmiyet kararlarıyla sınırlı olmadığına dikkat çekiliyor. MLSA’ya göre birçok durumda yargılamanın kendisi bir cezalandırma mekanizması gibi işleyebiliyor.

BERAAT KARARLARI BASKIYI ORTADAN KALDIRMIYOR
Raporda gazetecilerin büyük bölümünün beraat ettiği veya davalarının devam ettiği belirtilse de bunun ifade özgürlüğü üzerindeki baskıyı ortadan kaldırmadığı vurgulanıyor.

Aylar sürebilen dava süreçleri, mesleki belirsizlik ve kamuoyu önünde damgalanma riski gazeteciler açısından önemli sonuçlar doğurabiliyor.

MLSA, bu durumun ifade özgürlüğü üzerinde kalıcı bir caydırıcı etki yaratabileceğini belirtiyor.

GAZETECİ OLMAYAN SANIKLARDA HAGB KARARLARI ÖNE ÇIKIYOR
Rapor, gazeteciler ile gazeteci olmayan sanıklar arasında dava sonuçları bakımından farklılıklar bulunduğunu da ortaya koydu.

Gazetecilerin yargılandığı davalar çoğunlukla beraat veya devam eden yargı süreçleriyle sonuçlanırken, gazeteci olmayan sanıklar hakkında verilen mahkûmiyetlerin önemli bölümünde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı verildi.

MLSA’ya göre HAGB kararı doğrudan ceza infazı anlamına gelmese de sanıkların beş yıl boyunca yeni bir suç işlememe koşuluna bağlı kalmasını gerektiriyor. Bu durumun uzun süreli bir baskı mekanizması oluşturabileceği ifade ediliyor.

DAVALAR KRİZ DÖNEMLERİNDE YOĞUNLAŞIYOR
MLSA’nın izleme verileri, 217/A kapsamında açılan davaların özellikle toplumsal ve siyasi kriz dönemlerinde arttığını ortaya koydu.

Raporda davaların önemli bir bölümünün şu gelişmelerle bağlantılı olduğu belirtiliyor:

6 Şubat 2023 depremleri ve deprem haberciliği
seçim süreçleri
yargı soruşturmalarına ilişkin haberler

Bu tablo, söz konusu düzenlemenin özellikle kamuoyunu yakından ilgilendiren konulara ilişkin haberlerde daha sık uygulandığını gösteriyor.

YASANIN KAPSAMI FARKLI MESLEK GRUPLARINA YAYILIYOR
MLSA raporunda dikkat çekilen bir başka unsur da düzenlemenin uygulama alanının zaman içinde genişlemesi oldu.

İlk uygulamalarda ağırlıklı olarak gazetecilerin hedef alındığı belirtilirken, son dönemde farklı meslek gruplarının da bu kapsamda yargılandığı ifade edildi.

Rapora göre son yıllarda açılan davalarda şu gruplar da sanık olarak yer aldı:

iş dünyası temsilcileri
baro yöneticileri ve avukatlar
sağlık çalışanları
sosyal medya kullanıcıları

Bu durumun, maddenin uygulama alanının giderek genişlediğini gösterdiği belirtiliyor.

ULUSLARARASI KURULUŞLARDAN UYARI
MLSA raporunda uluslararası kuruluşların değerlendirmelerine de yer verildi.

Avrupa Konseyi’nin danışma organı olan Venedik Komisyonu, düzenlemede yer alan bazı kavramların belirsiz olmasının ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yaratabileceği uyarısında bulundu.

İfade özgürlüğü alanında çalışan uluslararası kuruluşlardan ARTICLE 19 ise söz konusu maddenin “kanunilik” kriterini karşılamadığı yönünde değerlendirmelerde bulundu. Kuruluş, gazetecilik faaliyetlerinin cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalma riskine dikkat çekti.

MLSA: DÜZENLEME DEĞİŞTİRİLMELİ YA DA KALDIRILMALI
Raporun sonuç bölümünde MLSA, TCK 217/A’nın mevcut haliyle ifade özgürlüğü üzerinde ciddi bir baskı yarattığını ifade etti.

Derneğe göre düzenlemenin tamamen yürürlükten kaldırılması ya da uluslararası ifade özgürlüğü standartlarına uygun şekilde köklü biçimde değiştirilmesi gerekiyor.

Raporda ayrıca yargı pratiklerinin zaman içinde daha sistematik bir karakter kazandığı belirtiliyor. Yüksek hapis cezaları, yoğun gözaltı uygulamaları ve HAGB kararlarının ifade özgürlüğüne yönelik yargı müdahalesinin farklı araçlarla sürdüğünü gösterdiği ifade ediliyor.

Kaynak: Birgün

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI