Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Milli Eğitim Akademisi modeli tartışmaları büyütüyor

Milli Eğitim Akademisi ile öğretmenliğe giriş sistemi kökten değişti. Eğitim fakültesi mezuniyeti ve formasyon yeterli olmaktan çıkarılırken, eleme sürecini geçemeyen adayların öğretmen olmasının önü kapandı.

Milli Eğitim Akademisi ile öğretmenliğe giriş sistemi kökten değişti. Eğitim

Haberebakis.com

Milli Eğitim Bakanlığı’nın hayata geçirdiği Milli Eğitim Akademisi modeli, öğretmen yetiştirme sisteminde köklü bir dönüşüm yarattı. KPSS’nin kaldırılmasının ardından öğretmenliğe girişin tek yolu akademiler olurken, eğitim fakültesi mezunu olmak ya da pedagojik formasyon almak da tek başına yeterli sayılmıyor. Yeni model daha başlamadan ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.

MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİ İLE YENİ DÖNEM
Milli Eğitim Akademisi, Bakanlığın öğretmen yetiştirme sorumluluğunu doğrudan üstlendiği yeni bir yapı olarak tanımlanıyor. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in “Üniversiteler bilim insanı yetiştirsin, biz de öğretmen yetiştirelim” açıklamasıyla duyurulan model, öğretmenliğin üniversitelerden alınarak bakanlık merkezli bir sisteme taşındığını gösteriyor. Bu kapsamda öğretmen adaylarının akademideki eleme ve eğitim süreçlerini başarıyla tamamlaması zorunlu hale getirildi.

KPSS KALDIRILDI, TEK KAPI AKADEMİ
KPSS’nin kaldırılmasıyla birlikte öğretmenliğe girişte tek kapı Milli Eğitim Akademileri oldu. Eğitim fakültesi mezuniyeti ya da pedagojik formasyon, artık öğretmen olabilmek için yeterli görülmüyor. Öğretmen adaylarının akademi tarafından belirlenecek kriterler doğrultusunda seçilmesi ve değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu durum, üniversitelerin öğretmen yetiştirme rolünün büyük ölçüde devre dışı bırakıldığı yönünde eleştirilere yol açıyor.

AKADEMİ FAALİYETE GEÇMEDEN KRİZ
Binlerce öğretmen adayı 13 Temmuz’da Akademiye Giriş Sınavı’na (AGS) girdi. Takvime göre başarılı adayların, 1 Ocak’ta faaliyete geçmesi planlanan akademilerde eğitime başlaması gerekiyordu. Ancak bugün itibarıyla Milli Eğitim Akademileri açılmadı. Branş dağılımları hâlâ ilan edilmezken, normal şartlarda kasım ayında açıklanması gereken akademi eğitim takvimi de kamuoyuyla paylaşılmadı.

GÜVENLİK SORUŞTURMASI TARTIŞMASI
Anayasa Mahkemesi’nin güvenlik soruşturmasına ilişkin iptal kararına rağmen, öğretmen adayları akademiye girişte güvenlik soruşturmasından geçiriliyor. Adayların, akademiye kabul öncesinde bu süreç için bekletileceği belirtiliyor. Ayrıca akademi eğitimini tamamlayan öğretmenlerin göreve başlamadan önce bir kez daha güvenlik soruşturmasına tabi tutulacağı ifade ediliyor. Bu uygulama, hukuki açıdan yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.

YÖNETİM YAPISI ELEŞTİRİLERİN ODAĞINDA
Milli Eğitim Akademisi’nin yönetim yapısı da eleştirilerin merkezinde yer alıyor. Akademi İzleme ve Yönlendirme Kurulu’nun; bakan ya da bakan yardımcısının başkanlığında, akademi başkanı ve bakanlık bürokratlarından oluşması dikkat çekiyor. Akademinin yıllık çalışma planının dahi bakan onayına bağlı olması, akademik özerklik tartışmalarını güçlendiriyor.

KİM DERS VERECEK, KRİTERLER NE OLACAK?
Yönetmeliğe göre akademilerde görev alacak profesör, doçent ve doktor öğretim üyelerinin haftada en az 10 saat ders vermesi gerekiyor. Ancak düzenlemede yer alan “yükseköğrenimli olmak koşuluyla görevlendirilenler” ifadesi, akademik unvanı olmayan kişilerin de ders verebileceği anlamına geliyor. Bu kişilerin hangi kriterlerle seçileceği ise henüz netlik kazanmış değil.

ÖĞRETMEN AÇIĞI VE BEKLEME SÜRELERİ
Akademi sürecinin uzaması, öğretmen açığını derinleştirirken ücretli öğretmenliğin yaygınlaşmasına da zemin hazırlıyor. 2024 KPSS’ye giren yaklaşık 15 bin öğretmen adayı, aradan 19 ay geçmesine rağmen göreve başlayamadı. AGS sürecinde ise bekleme süresinin 25 aya çıktığı ifade ediliyor. Önceki yıllarda öğretmen atamalarının ortalama 12 ayda bir yapıldığı hatırlatılıyor.

“TARİKAT VE SERMAYE YAPILARINA ALAN AÇILIYOR MU?”
Eğitimci Feray Aytekin, Milli Eğitim Akademisi modelinin yalnızca eğitim fakültelerini devre dışı bırakmadığını, aynı zamanda tarikat ve sermaye yapılarını öğretmen yetiştirme süreçlerine dahil eden bir zemin oluşturduğunu savundu. Aytekin, Milli Eğitim Bakanlığı ile Hayrat Vakfı arasında Şubat 2025’te yenilenen protokole dikkat çekerek, bu vakfın akademi bünyesinde hizmet içi eğitim faaliyetleri yürütmesinin önünün açıldığını belirtti.

UZMANLAR NE DİYOR?
Aytekin’e göre yönetmelikte yer alan “diğer kurum ve kuruluşlarla iş birliği gerçekleştirmek” ifadesi, sivil toplum kuruluşu adı altında farklı yapıların akademi süreçlerine dahil edilmesine olanak tanıyor. Bu durumun öğretmen yetiştirme sürecinin niteliği ve tarafsızlığı açısından riskler barındırdığı ifade ediliyor.

ÖĞRETMENLİKTE BELİRSİZLİK DÖNEMİ
Milli Eğitim Akademisi modeliyle öğretmenliğe giriş sistemi köklü biçimde değişirken, uygulamaya dair belirsizlikler ve eleştiriler sürüyor. Akademilerin ne zaman tam anlamıyla faaliyete geçeceği, branş dağılımları ve eğitim takviminin ne zaman açıklanacağı ise öğretmen adayları açısından en kritik sorular arasında yer alıyor.

 

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI