Haberebakis.com
Türkiye’de madencilik ruhsatları son yıllarda rekor seviyeye ulaşırken sektörün ekonomiye katkısı aynı ölçüde artmadı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre ruhsat sayıları yüz binlerle ifade edilirken, madencilik sektörünün gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payı yüzde 0,9–1,4 aralığında kaldı. Uzmanlar, üretim ve ruhsat artışına rağmen ekonomik katkının sınırlı kaldığını belirtiyor.
RUHSAT SAYILARINDA TARİHİ ARTIŞ YAŞANDI
Madencilik ruhsatları, özellikle son 20 yılda dikkat çekici bir artış gösterdi. 1923–2002 yılları arasında Türkiye genelinde toplam 1186 maden ruhsatı verilirken, yalnızca 2008–2023 döneminde bu sayı 386 bine ulaştı.
MAPEG verilerine göre 2026 yılı başı itibarıyla işletme izinli ruhsat sayısı 7 bin 628 olarak kaydedildi. Bu veriler, madencilik faaliyetlerinin ülke genelinde önemli ölçüde yaygınlaştığını ortaya koydu.
Altın üretiminde de benzer bir artış gözlendi. Türkiye’de altın üretimi 2004 yılında 5 ton seviyesindeyken, 2009’da 14,5 tona, 2014’te 31 tona ve 2020’de 42 tona yükseldi. Ancak üretimdeki bu artış, sektörün GSYH içindeki payında aynı ölçüde bir yükseliş yaratmadı.
MADENCİLİĞİN GSYH PAYI SINIRLI KALDI
Madencilik ruhsatları ve üretimdeki genişlemeye rağmen sektörün milli gelir içindeki payı yüzde 0,9–1,4 bandını aşamadı. Hatta madencilik ve taşocakçılığı sektörünün GSYH içindeki payı, 2024 yılında yüzde 0,9 seviyesine gerileyerek uzun vadeli ortalamaların altına indi.
Bu durum, üretim artışına rağmen madencilik faaliyetlerinin ekonomik katma değerinin sınırlı kaldığı yönünde değerlendirmelere neden oldu.
Ekonomistler, ham madde ihracatına dayalı üretim modelinin, katma değerli sanayi üretimi kadar ekonomik katkı sağlamadığını belirtiyor.
ORMAN ALANLARI MADENCİLİĞE AÇILDI
Madencilik ruhsatları ile birlikte doğal alanlarda da genişleme yaşandı. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre 2024 yılında 23 bin 53 hektar orman alanı ormancılık dışı faaliyetlere tahsis edildi.
Bu alanların 10 bin 244 hektarı doğrudan madencilik faaliyetlerine açıldı. Bu veriler, madencilik faaliyetlerinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel etkiler açısından da geniş bir alanı kapsadığını ortaya koydu.
Plan ve politika belgelerinde maden arama faaliyetlerinin kamu yararı kapsamında değerlendirilmesi ve izin süreçlerinin hızlandırılması gibi önerilerin yer aldığı da belirtildi.
BU MODEL EKONOMİYE NE KADAR KATKI SAĞLIYOR?
Madencilik ruhsatları artarken sektörün ekonomik katkısının sınırlı kalması, madencilik modelinin verimliliği konusunda tartışmaları gündeme getirdi.
Maden mühendisi Mehmet Torun, Türkiye’de birçok madenin ham madde olarak ihraç edildiğini belirterek, bu durumun yüksek katma değer oluşturmadığını ifade etti. Torun’a göre ham madde ihracatına dayalı madencilik modeli, sanayi entegrasyonu zayıf kaldığında ülke ekonomisine sınırlı katkı sağlıyor.
Torun, özellikle bor ve altın gibi stratejik madenlerde rezerv avantajı bulunduğunu ancak bu kaynakların ekonomik katma değere dönüşmesinin üretim modeline bağlı olduğunu belirtti.
MADENCİLİK FAALİYETLERİNİN YEREL VE SOSYAL ETKİLERİ
Madencilik faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölgelerde çevresel ve ekonomik etkiler birlikte görülüyor. Özellikle tarım, ormancılık ve yerel üretime dayalı bölgelerde madencilik faaliyetlerinin diğer ekonomik sektörler üzerinde dolaylı etkileri olabileceği ifade ediliyor.
Örnek olarak Ordu’nun Fatsa ilçesi gibi tarımsal üretimin yoğun olduğu bölgelerde madencilik faaliyetlerinin tarım ekonomisi ile etkileşimi sıkça tartışma konusu oluyor.
Madencilik faaliyetlerinin yaygınlaşması, istihdam, üretim ve ihracat açısından katkı sağlarken, aynı zamanda çevresel sürdürülebilirlik ve ekonomik verimlilik konularında da değerlendirmelere neden oluyor.
MADEN İŞÇİLERİNİN DİRENİŞLERİ GÜNDEMDE
Son dönemde İzmir Kınık, Manisa Soma ve Sivas Divriği gibi bölgelerde maden ve enerji işçilerinin işten çıkarma ve özelleştirme süreçlerine karşı eylemler düzenlediği bildirildi.
İşçiler, ücretlerin ödenmesi, iş güvencesinin sağlanması ve kamulaştırma taleplerini dile getiriyor. Sendikalar ise işçilerin haklarının korunması gerektiğini vurguluyor.
Bu gelişmeler, madencilik sektöründeki ekonomik genişleme ile iş gücü ve sosyal etkiler arasındaki dengenin önemini yeniden gündeme taşıdı.
Madencilik ruhsatları son yıllarda önemli ölçüde artarken, sektörün Türkiye ekonomisine katkısının sınırlı kalması dikkat çekiyor. Üretim ve ruhsat artışı ile ekonomik katma değer arasındaki fark, madencilik politikalarının uzun vadeli etkileri konusunda yeni tartışmaların ortaya çıkmasına neden oluyor.
Önümüzdeki dönemde açıklanacak ekonomik veriler ve sektör politikaları, madencilik faaliyetlerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki gerçek etkisinin daha net anlaşılmasını sağlayacak.
Kaynak: Birgün
