haberebakis.com
Çanakkale’nin tarımıyla ünlü köyleri, bugünlerde dev iş makinelerinin gürültüsü ve çevre kirliliği tehdidiyle karşı karşıya. Lapseki ilçesine bağlı köylerde açılması planlanan yeni maden sahası için başlatılan hazırlıklar, bölge halkının sabrını taşırdı. Yüzlerce köylü, atalarından miras kalan toprakları ve içme suyu kaynaklarını korumak amacıyla bir araya gelerek iş makinelerinin çalışma yürüttüğü bölgede nöbet tutmaya başladı. Güvenlik güçleri ile köylüler arasında zaman zaman gergin anların yaşandığı bölgede, çevre örgütleri de direnişe destek veriyor. Kamuoyunun merakla beklediği “Bu madeni kim istiyor, kim durduracak?” soruları, bölgeden gelen sert açıklamalarla yankı buluyor.
Lapseki Çevre Koruma Platformu Sözcüsü ve bölge sakinlerinin temsilcisi Metin Gürler, maden şirketinin ÇED raporundaki usulsüzlükleri ve tarım arazilerine verilen zararı tek tek açıklayarak projenin derhal durdurulmasını talep etti. Gürler, bölgedeki şeftali ve kiraz bahçelerinin maden tozu ve siyanür riski altında olduğunu belirterek, “Burada sadece altın aranmıyor, bir halkın geleceği ve sağlığı çalınıyor” dedi. Şirketin “istihdam sağlayacağız” vaatlerinin gerçeği yansıtmadığını savunan köylüler, Lapseki Belediye Meclisi ve ilgili bakanlıklara verilen dilekçelerin bir an önce işleme alınmasını bekliyor. Bölgede yapılan ölçümlerde su kaynaklarındaki ağır metal oranının şimdiden yükselmeye başladığı iddia edilirken, Metin Gürler liderliğindeki köylüler hukuk mücadelesinden asla vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
ŞEFTALİ BAHÇELERİ TEHDİT ALTINDA
Lapseki’nin dünyaca ünlü meyve bahçeleri, maden sahasının çok yakınında bulunuyor. Köylüler, maden ocağından kalkacak olan tozların yaprakların üzerini kapatacağını ve fotosentezi engelleyerek verimi düşüreceğini savunuyor. Meyve üreticileri, “Biz maden değil, toprağımızı ekip biçmek istiyoruz” diyerek tepkilerini dile getiriyor.
SU KAYNAKLARI SİYANÜR PENÇESİNDE
Maden arama faaliyetlerinde kullanılması planlanan ayrıştırma yöntemleri, yer altı su haritasını değiştirme riski taşıyor. Çevre mühendislerinin hazırladığı ön raporlara göre, bölgedeki üç köyün tek içme suyu kaynağı olan artezyen kuyuları maden sahasıyla aynı havzada yer alıyor. Köylüler, gelecekte susuz kalmaktan veya zehirli su içmekten korkuyor.
JANDARMA VE KÖYLÜ KARŞI KARŞIYA
Maden sahasına girmek isteyen iş makinelerine geçit vermeyen köylüler, yol üzerinde insan zinciri oluşturdu. Bölgeye sevk edilen jandarma ekipleri ile vatandaşlar arasında ikna çabaları sürerken, köylülerin “Toprağımızı korumak anayasal hakkımızdır” sözleri tutanaklara geçti.
Sosyal medyada paylaşılan ve Lapseki sokaklarını ayağa kaldıran görüntülerde, yaşlı kadınların traktörlerin önüne oturduğu ve ellerinde dövizlerle maden sahasına giden yolu kapattığı görülüyor. Görüntülerde, iş makinelerinin geri çekilmek zorunda kaldığı anlarda yaşanan sevinç çığlıkları dikkat çekiyor.
Çanakkale bölgesi, özellikle Kaz Dağları ve çevresi, zengin mineral yatakları nedeniyle uzun süredir maden şirketlerinin hedefinde. Daha önce Kirazlı’da yaşanan büyük direnişin ardından Lapseki’deki bu yeni girişim, çevre hassasiyetini tekrar zirveye taşıdı. Metin Gürler ve bölge halkı, daha önceki maden projelerinin çevreye verdiği geri dönülmez zararları örnek göstererek, Lapseki’nin de benzer bir kadere terk edilmesine izin vermeyeceklerini belirtiyor. Türkiye’nin önemli bir tarım havzası olan bu bölgede maden arama izinlerinin verilmesi, tarım politikaları ile maden yasaları arasındaki çelişkiyi de bir kez daha tartışmaya açıyor.
-
Maden hangi köyü etkiliyor? Başta Lapseki merkeze bağlı çevre köyler olmak üzere, projenin tüm içme suyu havzasını etkileyeceği belirtiliyor.
-
Şirketin ÇED raporu var mı? Şirket raporun olumlu olduğunu iddia etse de köylüler ve avukatlar rapora karşı iptal davası açmış durumda.
-
Maden ocağında ne aranacak? Bölgedeki projenin ağırlıklı olarak altın ve gümüş ayrıştırma üzerine kurulu olduğu ifade ediliyor.
