Dünyanın gözü kulağı yine Amerika Birleşik Devletleri Merkez Bankası’nın (FED) açıklayacağı faiz kararına çevrildi. Çünkü FED’in attığı her adım, yalnızca Amerikan ekonomisini değil, dünyanın dört bir yanındaki piyasaları da yakından ilgilendiriyor. Altından petrole, dövizden borsalara kadar birçok alanda yaşanan hareketlilik, büyük ölçüde FED’in vereceği karara bağlı olarak şekilleniyor.
Peki, neden bütün dünya Amerika’nın faiz kararını bu kadar yakından takip ediyor?
Bunun en önemli nedeni, doların dünya ticaretindeki en güçlü para birimi olmasıdır. Petrol, doğalgaz, altın ve birçok uluslararası ürün dolar üzerinden alınıp satılıyor. Bu nedenle FED’in faiz artırması ya da düşürmesi, dünyanın her ülkesini doğrudan ya da dolaylı olarak etkiliyor.
Faiz yükseldiğinde yatırımcılar paralarını daha güvenli gördükleri Amerikan tahvillerine yönlendiriyor. Böyle olunca gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı yaşanabiliyor. Bu durum Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ülkelerde döviz kurlarının yükselmesine neden olabiliyor.
Buna karşılık FED faiz indirirse, yatırımcılar daha yüksek kazanç sağlayabilecek ülkelerin piyasalarına yöneliyor. Böyle dönemlerde gelişmekte olan ülkelerin borsalarına yabancı yatırım girişleri artabiliyor. Döviz kurları daha sakin seyrediyor, ekonomik güven bir miktar güçlenebiliyor.
Son dönemde ABD’de enflasyonun yavaşlama sinyalleri vermesi, piyasalarda “Acaba FED faiz indirimine başlayacak mı?” sorusunu gündeme taşıdı. Ancak enflasyon hedeflenen seviyeye tam olarak inmeden FED’in aceleci davranmak istemediği de biliniyor. Çünkü erken yapılacak bir faiz indirimi, enflasyonun yeniden yükselmesine yol açabilir.
İşte bu nedenle FED Başkanı’nın yapacağı açıklamalar, faiz kararının kendisi kadar önem taşıyor. Bazen faiz oranı değişmese bile kullanılan birkaç cümle bile piyasalarda büyük dalgalanmalara neden olabiliyor. Yatırımcılar açıklamalardaki her ifadeyi dikkatle analiz ediyor.
Küresel borsalarda son günlerde görülen temkinli hava da bunun en açık göstergesi. Avrupa borsaları, Asya piyasaları ve Wall Street yatırımcıları büyük karar öncesinde risk almaktan kaçınıyor. Kimse yanlış pozisyon almak istemiyor.
Altın fiyatları da FED kararından en fazla etkilenen yatırım araçlarının başında geliyor. Faizlerin yüksek kalacağı beklentisi oluştuğunda altın genellikle baskı altında kalıyor. Çünkü faiz getiren yatırım araçları daha cazip hale geliyor. Buna karşılık faiz indirimi beklentisi arttığında altına olan talep yeniden yükseliyor.
Petrol fiyatları da faiz kararlarını yakından izliyor. Çünkü yüksek faizler ekonomik büyümeyi yavaşlatabilir. Ekonomi yavaşladığında enerji talebi de azalabilir. Bu nedenle petrol fiyatlarında aşağı yönlü baskı oluşabilir. Faiz indirimi beklentileri ise ekonomik hareketliliği destekleyebileceği için petrol talebini artırabilir.
Doların diğer para birimleri karşısındaki değeri de FED kararlarından doğrudan etkileniyor. Faizlerin yüksek kalması doları güçlendirirken, faiz indirimleri doların değer kaybetmesine neden olabiliyor. Güçlü dolar ise ithalat yapan ülkelerin maliyetlerini artırabiliyor.
Türkiye ekonomisi de FED kararlarını yakından takip eden ülkeler arasında yer alıyor. Çünkü yabancı yatırımcıların Türkiye’ye bakışı, küresel faiz ortamından önemli ölçüde etkileniyor. Dünya genelinde faizlerin yükseldiği dönemlerde yabancı sermaye daha temkinli davranırken, faizlerin düşmeye başladığı dönemlerde gelişmekte olan ülkelere ilgi yeniden artabiliyor.
Özellikle Borsa İstanbul, döviz piyasası ve devlet tahvili piyasaları FED kararlarına oldukça duyarlı hareket ediyor. Kararın ardından dolar kuru, altın fiyatları ve hisse senedi piyasalarında kısa sürede önemli değişimler yaşanabiliyor.
Ekonomistler ise yatırımcıları panik yerine sağduyulu hareket etmeleri konusunda uyarıyor. Çünkü kısa vadeli dalgalanmalar çoğu zaman geçici olabiliyor. Uzun vadeli yatırım yapanların anlık fiyat hareketlerinden çok ekonomik temellere odaklanmaları daha doğru bir yaklaşım olarak görülüyor.
Önümüzdeki dönemde sadece faiz kararı değil, FED’in gelecek aylara ilişkin vereceği mesajlar da büyük önem taşıyor. Enflasyonun seyri, işsizlik oranları, tüketici harcamaları ve ekonomik büyüme verileri, FED’in yol haritasını belirleyecek en önemli göstergeler olacak.
Sonuç olarak bugün küresel piyasalar adeta nefesini tutmuş durumda. Dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılar, şirketler ve hükümetler FED’den gelecek açıklamaları bekliyor. Çünkü alınacak karar yalnızca Amerika’yı değil, dünya ekonomisinin tamamını etkileme gücüne sahip. Türkiye de bu küresel tablonun önemli bir parçası olarak gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor. Görünen o ki, önümüzdeki günlerde piyasaların yönünü belirleyecek en önemli unsur yine FED’in vereceği karar ve geleceğe ilişkin mesajları olacak.

YORUMLAR