Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Hakan Kanber / Gazeteci
Hakan Kanber / Gazeteci

KöşeliYorum / Hangi karavancı daha kötü?

Son yıllarda alternatif turizmin gözde unsuru olan karavan, pandemi ve arkasından yaşanan büyük deprem felaketlerinden sonra barınma ihtiyacının da en güvenilir yolu haline geldi. Hatta buna artan kira fiyatları bile etken oldu diyebiliriz.

Karavana olan ilgi resmen patladı!

 

***

 

Mekandan bağımsız, mobilize bir yaşam alanı olması nedeniyle karavan; insanlar tarafından daha çok tercih edilmeye başlandı. Eskiden kamp alanlarında, gezi güzergâhlarında, yollarda vs yerlerde rastladığımız karavanlar artık her yerdeler…

Her alanda olduğu gibi karavan olayında da fırsatçılar, fırsatı kaçırmayıp, hemen piyasaya çıktı…

Depremler sonrası karavan piyasası şiddetli sarsıntılar geçirmeye başladı. Karavan ile uzak yakın ilgisi ve bilgisi olmayan tipler türedi.

Dijital satış ortamlarında bunlar rahatlıkla gözlemlenebiliyor. İstenilen ve oluşan fiyatlar, alıcı tarafı hayretler içinde bırakıyor. Herhangi bir aracın içine bir masa-iki sandalye atan ‘karavan satıyorum’ diye ilanlar veriyor.

Fiyatlardaki marj aralığı uzay boşluğu gibi!

Kargaşa, keşmekeş gırla gidiyor!

 

***

 

Yaşanan tüm bu karışıklıklar, doğal olarak karavan sahibi sayısını da bir anda yükseltti. Çok değil 10 yıl öncesine kadar çok sık rastlanmayan karavanlar, şimdilerde sosyal yaşamın her alanında göze çarpar oldu.

Turizm, gezi rotaları bir yana; şehirler karavanlarla dolup taşıyor. Artık apartmanların, sitelerin park alanlarında ‘park’ kavgalarına tanık oluyoruz!

 

***

 

Önemli bir turizm kalemi olan karavancılık ‘gömlek’ değiştirdi. Kötü denilebilecek bir değişim ve dönüşüme uğradı.

Bir tek karavan sektöründe değil, ‘para’nın olduğu her alanda ‘fırsatçılığı’ ganimetten sayan anlayış, boş durmadı. Yerden biter gibi karavan imalat işletmeleri çoğaldı. Ustasına küsen kalfa, gidip bir merdivenaltı dükkan açıp, ‘sözde’ karavan yapmaya başladı!

Yeterli parayı kazanamayan marangozlar, konutlar için mobilya üretenler karavan imalatçısı oldu!

Bu arkadaşlar, nedense hep ‘çekme’ karavan imalat alanını tercih etti.

Sanırım bir araç alıp, onun içini karavana çevirmek kendileri için maliyetli olduğu ve güçlü sermaye gerektirdiği için işin kolay olanına kaçtılar.

Kaliteyi düşürdüler, maliyeti minimize edip, komik fiyatlarla çekme karavanlar yapıp satmaya başladılar.

Kanundaki boşlukları iyi değerlendiren bu tipler, ucuz ucuz sattıkları ‘karton kutu’ misali, güven vermeyen bu üretimlerle piyasayı domine ettiler.

Bu kaliteden yoksun ürünlerin, üç harfli zincir marketlerde bile satışa sunulduğu konusuna girmiyorum bile…

 

***

 

Tabi bu tek taraflı olmadı. Sonuçta her şeyde olduğu gibi burada da bir arz-talep ilişkisi vardı.

Karavan, karavancılık, karavanda yaşam, karavan turizmi, doğasever olmak, doğayı, diğer canlıları korumak gibi daha birçok etik gerçeklikten bihaber olan çok sayıda insan, sunulan fiyatların cazibesine kapılıp kapılarının önüne birer çekme karavan çekmekten kendilerini alamadılar.

Bir ruhsat gerektirmemesi, yıllık muayenelerinin olmaması, zorunlu trafik sigortasına gereksinim duyulmaması ve benzeri başıboşluklar da; ucuz fiyatlarının yanında alıcısının iştahını kabarttı!

 

***

 

Elbette ki böyle bir alışveriş yapabilirler, kimsenin tercihine, cebine, bütçesine müdahil olacak halimiz yok.

Ortada bir sorun varsa; o da kendilerinin para verip aldıkları sorundur.

Bir kamp yerinde tesadüfen tanıştığım bir arkadaşın yeni aldığı sıfır çekme karavanının daha ilk seyahatinde pert olduğunu biliyorum. O kamp yerine gelirken, yolda girdiği bir kasis nedeniyle karavanın alttan ikiye yırtıldığını anlattığına tanık oldum, gözlerimle de gördüm! Bir diğerinin lastiklerinin birinin dingilden kopup gittiğini de anlattılar… Bu türden hikayeler, eminim ki bu yazıyı okuyan birçok karavancı arkadaşta vardır.

Amacım; çekme-motokaravan sahiplerini ayrıştırmak değil. İstisnalar kaideyi bozmaz ama ben genel gerçekliklere ayna tutmaya çalışıyorum.

Şu ana kadar yazdıklarımla; Türkiye’de çekme karavan sayısının patlamasına yol açan sosyal, çevresel ve ekonomik nedenleri anlatmaya çalıştım.

 

***

 

Ben ve benim gibi birçok karavancının ‘sorun’ olarak nitelendirdiği olay bambaşka…

Yukarıda sıraladığım gibi karavan, karavancılık, karavanda yaşam, karavan turizmi, doğasever olmak, doğayı, diğer canlıları korumak; eğitim seviyesinden önce bir ‘kültür’ işidir.

Çekme ya da motokaravan sahibi olmakla ilgili değildir.

Bireyin büyüdüğü ailesinde gördüklerini ortaya dökmesidir aslında…

İnsanın bireysel eğitimini, yeterliliğini, dönüşümünü tamamlayıp tamamlamadığıyla ilgilidir…

‘Adabı muaşeret’ işidir.

İnsana, çevreye, doğaya, doğayı paylaştığımız bütün canlılara sevgi ve saygı işidir.

İçtiğin sigaranın izmaritini bir ormana, bir deniz kenarına, şuraya buraya atıyorsan senden karavancı değil ‘insan’ dahi olmaz!

İster en ucuzundan çekme karavanın olsun, ister en pahalısından motokaravanın…

 

***

 

Ben, kamp yapacağı yere gelir gelmez karavanından inip, lastiğine işeyenini gördüm! Çoluğunu çocuğunu ortalığa işetenini gördüm! İşte onun için “Bu güruhtan karavancı değil ‘insan’ olmaz!” diyorum.

Çerini-çöpünü, gri suyunu (bulaşık ve el-yüz yıkama suyu), siyah suyunu (lağım suyu) ayrılmadan hemen önce oraya bırakıp-döküp giden insan kılıklı tipler gördüm! Hepsi de karavancıydı!

Durduğu yer pavyon, gece kulübü veya düğün salonuymuş gibi ve sadece orada kendisi varmış gibi yüksek sesle müzik dinleyen sözde ‘karavancılar’ gördüm!

Mitili atıp, gitmeyen, günlerce, haftalarca aynı yerde kalan karavancı gördüm!

Karavanının etrafını çitlerle çevirenini, yaz bahçesini ayrı, kış bahçesini ayrı ayrı yapanını gördüm!

O yaptıkları bahçelere çiçek, domates, hıyar, bostan ekenini ve toplayanını gördüm!

 

***

 

Motokaravanı kimse uzun süreli bir yere bırakıp gitmez. Hırsızlıktan korkar sahipleri…

Çekme karavanlarda durum böyle değildir. Onu çalmak için ikinci bir araca ihtiyacı olur hırsızın. Hem o ikinci aracın da çeki demirli olması lazımdır. İç donanımları da çok kapsamlı değildir. Hırsızın dişine dokunabilecek pek bir şey yoktur. Oturma alanı, yatak vs…

Dolayısıyla hırsızlık kaygısı duymadan, çekme karavanlarını orman, deniz, otopark ya da kendisinin tapulu malı olmayan herhangi bir yere uzun vadeli park edenler gördüm!

O park ettikleri yerleri ‘yazlık’ mantığıyla kullananları gördüm!

Akşamdan akşama kafadengi arkadaşlarıyla gelip, yiyip içip, o çekme karavanı meyhane gibi kullanan tipleri gördüm! Hem de bangır bangır müzik eşliğinde ve mütecaviz sarhoşluk içinde…

Onlarca karavanın olduğu yerlerde mangal, ocak, ateş, semaver yakıp, dumanını diğer karavanların içine dolduran tipler gördüm!

Ki bu iş bir ülkenin ayıbıdır, medeni ülkelerde insanlar ulu orta ateş yakıp, dumanıyla insanları rahatsız etmezler. Karavancılar içinde yaşlısı var, hastası var, sigara içmeyeni, astımlısı, KOAH’lısı var! Kimsenin, kimseyi dumanla boğmaya hakkı yoktur, olmamalı da…

 

***

 

E tabi orta refüjlerde, akan trafiğin yanı başında, yol kenarlarında piknik yapıp, mangal yapan bir topluma sahip Türkiye…

Ve tüm bunları bir muhabir bir kameraman gönderip, ‘bahar geldi, insanlar doğaya koştu’ saçmalığıyla, oralardan ‘sözde’ haber yaptıran abuk sabuk bir medyası var bu ülkenin…

Gelişmiş bir ülkede, bu görüntüler o yanıyla değil, orada kötü bir şeyler yapılıyor yanıyla haber yapılır.

 

***

 

Son yıllarda karavancılar arasında bir tanım gırla gidiyor; ‘çökmeci’

Bu tanımlamayı çekme karavan sahipleri için kullanıyorlar.

Mevlana’nın o ünlü sözünden uyarlama yapayım; “Ne modellerde, ne karavanlar gördüm, içinde insan yok! Ne insanlar gördüm, bindiklerinin karavanla ilgisi yok!”

Yani demem o ki; olay karavanın çekme ya da motokaravan olmasıyla da ilgili değil. İnsanla, insan gibi insan olmayla ilgili…

Evet, son yıllarda Türkiye’de çekme karavan sayısı arttı.

Ama tüm kötü ve kötülükleri, bir tek o gruba mal etmek de hata olur!

YORUMLAR

2 adet yorum var

  1. Belki unuttunuz,belki yazmak istemediniz fuhuşa amacıyla kullanılan karavanları gördük.Birde Yavuz hırsız hesabıyla (Bodrum-Yalıkavakta) yakınına gelen normal karavanlı aileyi zabıtalar şikayet edip kaldırmıyor kendi olayı farkedilmesin diye..

    1. Mehmet Bey, öncelikle değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Evet, haklısınız. O amaçla kullanılan karavanlar olduğuna dair duyumlar da aldım. Ben, kendim de uzun yıllardır karavancıyım. Ancak fuhuş olayına hiç tanık olmadım. Hassas bir konu olduğu için ve net kanıtlar olmadığı için köşe yazımda değinmedim. Hem köşem ve hem de diğer bütün sayfalarımız kanıtlı, belgeli tüm gönderdiğiniz haber niteliği taşıyan olaylara açıktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI