Lağım çoktan patladı.
Sorun şu ki artık kimse kokudan şikâyet etmiyor.
Bilim insanları buna adaptasyon diyor. İnsan burnundaki koku reseptörleri, aynı kokuya uzun süre maruz kaldığında onu algılamamaya başlıyor.
Belki de toplum olarak başımıza gelen tam da bu.
Her gün yeni bir dolandırıcılık…
Yeni bir vurgun...
Yeni bir sahtekârlık...
Yeni bir “mağduriyet hikâyesi”…
İlk zamanlar şaşırıyorduk.
Şimdi haber bülteninde spiker cümlesini bitirmeden kanal değiştiriyoruz.
Çünkü burnumuz değil, vicdanımız yoruldu.
Eskiden bir memurun rüşvet aldığı duyulsa mahalle ayağa kalkardı.
Bugün milyonlar konuşuluyor.
Kimse rakamın büyüklüğüne değil, yakalanıp yakalanmadığına bakıyor.
Eskiden utanmak vardı.
Şimdi yalnızca “yakalanmak” korkusu var.
Ahlâk, yerini muhasebeye bıraktı.
“Haram mı?” sorusu tarihe karıştı.
Onun yerine tek bir soru kaldı: “İz bırakır mı?”
Toplum olarak öyle bir noktaya geldik ki dürüst insanlara hayranlıkla değil, şaşkınlıkla bakıyoruz.
“Bu devirde hâlâ dürüst mü?”
Sanki dürüstlük bir karakter değil de nesli tükenmekte olan bir canlı türü.
İroninin en acı tarafı ise şu: Lağım artık yalnızca sokakta değil. Ekranlarda. Reklamlarda. Kürsülerde. Sosyal medyada.
Kimi zaman kravat takıyor. Kimi zaman cübbe; Kimi zaman takım elbise giyiyor. Kimi zaman yardımseverlik maskesi var yüzünde.
Kötülük artık çirkin görünme ihtiyacı bile hissetmiyor.
Çünkü seyircinin estetik anlayışı değişti. Ve belki de asıl felaket… Lağımın patlaması değildi. Toplumun koku reseptörlerinin görevini bırakmasıydı.
Artık çürümeyi koklamıyoruz. Normalleştiriyoruz. Belki de bu yüzden artık hiçbir skandal uzun sürmüyor. Bir sonraki skandal, bir öncekini unutturuyor. Hafızamız gündem kadar kısa, vicdanımız bildirim sesi kadar sabırsız.
Ve günün birinde çocuklarımız bize dönüp şunu soracak:
“Gerçekten bunların hepsi olurken ses çıkarmadınız mı?”
Biz de muhtemelen dürüstçe cevap vereceğiz:
“Çıkarmak istedik evlat…Ama burnumuz artık hiçbir kokuyu ayırt edemiyordu.”
Son söz;
“Çürüme, kötü insanların çoğalmasıyla başlamaz. İyi insanların kötü kokuyu artık fark etmemesiyle başlar.”

YORUMLAR