haberebakis.com
Küresel iklim sistemi, insan faaliyetlerinin neden olduğu sera gazı emisyonları nedeniyle daha önce hiç tanık olunmamış bir dengesizliğin pençesinde. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) yayımladığı son stratejik rapor, gezegenin uzaya geri gönderdiğinden çok daha fazla ısıyı atmosferde tuttuğunu kanıtladı. Uzmanlar, bu “enerji hapsi” durumunun sadece bir sıcaklık artışı olmadığını, okyanus akıntılarından buzulların yapısına kadar tüm yaşam destek sistemlerini bozduğunu vurguluyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Tüm göstergeler alarm veriyor” diyerek fosil yakıt kullanımının derhal sonlandırılması gerektiğini hatırlattı.
2026 yılında başlaması öngörülen El Niño hava olayının, mevcut insan kaynaklı ısınmayla birleşerek küresel sıcaklık rekorlarını 2027’ye kadar ulaşılamaz zirvelere taşıması bekleniyor. WMO uzmanı John Kennedy, Pasifik Okyanusu’ndaki bu ısınma döngüsünün, halihazırda kırılgan olan enerji dengesini tamamen altüst edebileceği konusunda uyardı. 2025 yılı verilerine göre küresel ortalama sıcaklıklar sanayi öncesi dönemin 1,43 derece üzerine çıkarken, son 11 yılın modern kayıtların tutulmaya başlandığı 1850’den bu yana en sıcak dönem olarak kayda geçmesi, krizin sürekliliğini gözler önüne seriyor.
OKYANUSLARIN DERİNLİĞİNDE REKOR ISI BİRİKİMİ
Atmosferde biriken fazla enerjinin %90’ından fazlası okyanuslar tarafından adeta bir sünger gibi emiliyor. Rapora göre, denizlerin üst 2 kilometrelik katmanında depolanan ısı miktarı geçtiğimiz yıl tüm zamanların rekorunu kırdı. Son 20 yılda okyanuslardaki ısınma hızının, 20. yüzyılın sonuna kıyasla iki kattan fazla artması, deniz ekosistemlerini çöküşün eşiğine getirirken fırtınaların şiddetini de doğrudan besliyor.
BUZULLARDA TARİHİ ERİME SİNYALİ
2024-2025 dönemi, buzul kütleleri için son yüzyılın en kötü beş erime yılından biri olarak kayıtlara geçti. Kutup bölgelerindeki deniz buzlarının tarihsel olarak en düşük seviyelere yakın seyretmesi, deniz seviyesindeki yükselişi hızlandırıyor. Bilim insanları, beyaz örtünün yok olmasının güneş ışınlarının yansıtılamamasına ve dolayısıyla ısınmanın bir kısır döngüye girmesine neden olduğunu belirtiyor.
EL NIÑO VE 2026 SENARYOSU
Doğal bir ısınma döngüsü olan El Niño koşullarının bu yılın ikinci yarısında oluşması bekleniyor. İnsan kaynaklı küresel ısınmanın üzerine eklenecek olan bu doğal etki, önümüzdeki iki yılın “en sıcak yıllar” listesinde ilk sıraya yerleşmesine neden olabilir. Bu durumun sadece hava sıcaklıklarını değil, kuraklık ve aşırı yağış gibi uç olayları da tetiklemesi öngörülüyor.
SAĞLIK VE AŞIRI HAVA OLAYLARI RİSKİ
Isınan gezegen sadece çevreyi değil, insan sağlığını da tehdit ediyor. Artan sıcaklıkların dang humması gibi tropikal hastalıkların yayılmasını kolaylaştırdığı vurgulanırken, ABD’nin güneybatısında 40 dereceyi aşan erken sıcak hava dalgaları gibi olayların, iklim değişikliği etkisi olmadan “imkansız” olduğu teknik verilerle açıklandı.
Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 1950 yılından bu yana hava, iklim ve su kaynakları konusunda küresel otorite olarak kabul ediliyor. Son on yılda yayımlanan raporlar, Paris İklim Anlaşması’nda belirlenen 1,5 derecelik kritik eşiğe her geçen gün daha fazla yaklaşıldığını gösteriyor. Enerji dengesindeki bozulma, gezegenin radyasyon bütçesinin (gelen güneş ışığı ile giden ısı arasındaki fark) pozitif yönde sapması anlamına geliyor ki bu, yerkürenin bir fırın gibi ısınmaya devam edeceği anlamına geliyor.
-
Dünyanın enerji dengesi neden bozuldu? Temel neden, fosil yakıt kullanımı sonucu atmosfere salınan karbondioksit gibi sera gazlarının ısının uzaya kaçmasını engellemesidir.
-
El Niño 2026’da neyi değiştirecek? Pasifik’teki bu doğal ısınma evresi, mevcut küresel ısınmaya eklenerek 2026 ve 2027 yıllarında yeni sıcaklık rekorlarının kırılmasına yol açabilir.
-
Okyanuslardaki ısınma neden tehlikeli? Fazla ısının %90’ı okyanuslara gidiyor; bu durum deniz seviyesinin yükselmesine, mercanların ölmesine ve süper fırtınaların oluşmasına neden oluyor.
