Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

KEFA: Kadın işsizliği alarm veriyor!

Kadın işsizliği ve bakım krizi, KEFA’nın yayımladığı yeni politika notunda çoklu kriz ortamıyla birlikte ele alındı. Yüksek enflasyonun geçim krizini derinleştirdiği, kadınların işgücü piyasasından dışlandığı ve bakım yoksulluğunun arttığı vurgulandı.

Kadın işsizliği ve bakım krizi, KEFA’nın yayımladığı yeni politika notunda

Haberebakis.com

Kadın işsizliği, yüksek enflasyon ve bakım krizi Türkiye’de çoklu kriz koşullarında yeniden gündemde. Kadın Emeği Çalışan Feminist Araştırmacılar Ağı (KEFA), Nisan 2025’te İzmir Urla’da yapılan toplantıların ardından güncellediği politika notunda, 2022-2025 döneminde kadınların işgücü piyasasındaki konumunun zayıfladığını ve bakım yükünün ağırlaştığını ortaya koydu.

ÇOKLU KRİZ ORTAMINDA KADIN İŞSİZLİĞİ DERİNLEŞİYOR
“Türkiye’de Çoklu Kriz Ortamında Kapsayıcı, Eşitlikçi ve Sürdürülebilir bir Ekonomi İçin Yenilenen/Yinelenen Taleplerimiz” başlıklı politika notunda, ekonomik, siyasal, toplumsal ve ekolojik krizlerin eşzamanlı ilerlediği belirtildi. KEFA, bu sürecin kalıcı yoksulluk ve demokratik işleyişteki zayıflıkla birleşerek toplumsal cinsiyet uçurumunu büyüttüğünü kaydetti.

Raporda, 2024 itibarıyla kadınların dar tanımlı işsizlik oranının yüzde 11,8’e yükseldiği ve bu oranın erkeklerin 1,7 katına ulaştığı belirtildi. Toplam işsizler içindeki kadın payının ise 2021’de yüzde 40 düzeyindeyken 2024’te yüzde 46’ya çıktığı aktarıldı.

GENİŞ TANIMLI İŞSİZLİK VE “YEDEK İŞ GÜCÜ” TESPİTİ
Kadın işsizliği geniş tanımlı verilerde daha çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. 2024’te yüzde 35,3 olan geniş tanımlı kadın işsizliğinin Kasım 2025’te yüzde 39’a ulaştığı belirtildi. Notta, genel işsizlik oranı gerilerken kadınların işgücü piyasasının dışında kalmasının, onların “yedek işgücü” olarak konumlandırıldığını gösterdiği ifade edildi.

KEFA’ya göre, COVİD-19 salgınının artçı etkileri, küresel tedarik zinciri şokları, 2023 depremleri ve 19 Mart olayları gibi gelişmeler, kadınların hem ücretli emek piyasasındaki hem de hane içindeki yükünü artırdı. Özellikle yüksek enflasyonun, kadınların geçim krizini daha da ağırlaştırdığı vurgulandı.

BAKIM KRİZİ VE BAKIM YOKSULLUĞU
Politika notunda en güçlü başlıklardan biri bakım ekonomisi oldu. 2025 sonu itibarıyla artan yaşam maliyetleri, kamusal hizmetlerin daralması ve yerel yönetimlerin kaynak yetersizliği nedeniyle bakım krizinin derinleştiği belirtildi.

Kadınların istihdama katılımının önündeki temel engellerden biri olarak bakım yükü gösterildi. Kamusal belgelerde bakımın toplumsal refah için zorunlu olduğu kabul edilse de, yeterli adım atılmadığı ifade edildi.

Yaşlı nüfusun hızla artmasına karşın kamusal bakım hizmetlerinin sınırlı kaldığı, büyükşehirlerde yatılı bakım kurumlarında bekleme sürelerinin uzadığı kaydedildi. Evde bakım desteğine ihtiyaç duyanlarla destek alabilenler arasındaki farkın “bakım yoksulluğu”na işaret ettiği vurgulandı.

KREŞLER VE KAMUSAL YATIRIM ÇAĞRISI
KEFA, kamu kreşlerinin kapatılmasına son verilmesini ve belediyelere kreş açma yetkisinin yasal yükümlülük olarak tanımlanmasını önerdi. Mahalle ölçeğinde oyun ve çok işlevli bakım merkezlerinin yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi.

Bakım ekonomisinin, yüksek istihdam yaratma potansiyeline sahip stratejik bir alan olduğu ifade edildi. Kreşler, gündüzlü bakım hizmetleri ve destek merkezlerine yapılacak kamusal yatırımların hem kadınların bakım yükünü hafifleteceği hem de güvenceli istihdam yaratacağı kaydedildi.

Ayrıca yaşlı ve engelli bakımında toplum temelli hizmetlerin artırılması, bakım sektöründe çalışanların ücret ve sosyal güvencelerinin iyileştirilmesi ve kayıt dışı çalışan göçmen bakım işçilerinin sosyal koruma kapsamına alınması çağrısı yapıldı.

KADIN İŞSİZLİĞİ VE EŞİTSİZLİK İÇİN YAPISAL ÇÖZÜM TALEBİ
KEFA’nın politika notu, kadın işsizliği ve bakım krizinin geçici değil yapısal sorunlar olduğunu ortaya koyuyor. Makroekonomide saydam ve istikrarlı yönetim, eşitlikçi büyüme politikaları ve kamusal bakım yatırımları olmadan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşeceği uyarısı yapılıyor. Tartışma, önümüzdeki dönemde ekonomi politikalarının toplumsal cinsiyet perspektifiyle yeniden ele alınıp alınmayacağı sorusunu gündeme taşıyor.

 

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI