Kadının emeği pek çok yerde sömürülüyor. Bu çok klasik bir cümle gibi gelebilir. Fakat ister kırsalda ister şehirde olsun kadının çalışıp, yorulup, her türlü sıkıntı ve eziyetinin karşılığı, kimi zaman baba, kimi zaman abi, çoğu zaman da eşi tarafından gasp edilmektedir. Bazen %10’u en fazla %20’si veriliyor.
Evliyse de mutfağa harcamak durumunda kalabiliyor. Çalışan kadın kamuda veya sosyal hayatın içinde bir yerlerde emek veriyorsa en doğal hakki olan özel ihtiyaçlarını maalesef karşılayamıyor. Bu sadece giyecek veya kozmetik olmayabilir. Sinemaya gidebilir, kahve içmek, tek başına yemek de olabilir.
Eşi tarafından gasp edilen aylık maaş veya gündelikçinin kazancı sadece eğitimsiz bir koca tarafından olmuyor.
Uzun yıllar beni evlilikten korkutan çevremde gördüğüm birkaç çift oldu. Beyefendi saygın, çok donanımlı ve örnek bir öğretmen kamuda çalışan eşinin maaşını gasp sayılacak miktarda kendi zevki için alırdı. Peki ya bir ilin mülki amirinin öğretmen olan karısının yüzünü morartacak kadar şiddet uygulanmasına ne demeli? Kadıncağızın o yüzle meslektaşlarının ve de öğrencilerinin karşısındaki ruh halini düşünemiyorum
Şiddet tohumları ailede başlar. Koca eşini döver, anne çocuğunu döver. Erkek anneleri çocuklarını nasıl yetiştirirse ileride o da eşine öyle davranır. Annesini döven bir baba figürü kızının şiddete boyun eğmesine sebep olur.
Bunun yanında eşine ve emeğine değer veren erkekler de var. Annem çok güzel dikiş dikerdi. Görüp de gıpta edenler kapımızı aşındırırdı. Babam “sadece çocukların için dik, 5 lira dersin 3 lira verirler üzülürsün emeğine yazık” derdi.
Erkek korumacılıkla sahiplenmeği karıştırır. Klasik örneklerden biri de çalışan kadının evleneceği zaman erkeğin “senin çalışmana gerek yok, ben sana bakarım” tekerlemesidir. O klasiği ben de yaşadım, benim 1 aylık kazancım eşimin birkaç günde kazandığına eşdeğerdi. Cazip geldi, istifa ettim ve sonrasında kısa bir çalışma hayatından sonra isteğe bağlı sigorta (SGK) yatırıp emekli oldum. Her kadın benim kadar şanslı olmayabilir.
Kadının emeği değil sadece sömürülen veya göz ardı edilen. Erkek hem karısının kendisini temsil edebilmesini hem de yanında değil, gerektiğinde bir adım gerisinde olmasını ister.
Medeniyet dediğimiz şey biraz empati ve merhamet gerektirir.
Tüm kadınlara eşten ziyade eşit olacağı bir dünya diliyorum.

Çok güzel ifade edilmiş, ancak eksiklikler var. Ev kadını diye tabir edilen ve da çalışmıyor diye bakılan ama ağır işçiden daha çok yıpranan ve yıpratılan kadını da unutmamak lazım.