Haberebakis.com
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayımladığı “İstatistiklerle Kadın 2025” raporu, Türkiye’de kadınların sosyal, ekonomik ve toplumsal yaşamda erkeklere kıyasla daha kırılgan koşullarla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Raporda kadına yönelik şiddet, istihdam, eğitim, yoksulluk riski ve temsil oranlarına ilişkin veriler dikkat çekti.
ŞİDDET EN ÇOK EN YAKININDAN GELİYOR
Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması verilerine dayanan rapor, kadınların maruz kaldığı şiddetin büyük ölçüde yakın çevrelerinden geldiğini ortaya koydu. Şiddete uğrayan kadınların yüzde 74,7’si evli olduğu, boşandığı ya da partneri olan erkekler ile aile bireylerinden şiddet gördüğünü belirtti.
Fiziksel şiddete maruz kalan kadınların yüzde 56’sı eşleri veya birlikte oldukları erkekler tarafından şiddete uğrarken, yüzde 33’ü aile bireylerinden şiddet gördüğünü ifade etti. Ekonomik şiddet ise en çok yüzde 66,5 oranıyla aile bireylerinden kaynaklandı.
Eğitim seviyesi ile şiddet türleri arasındaki ilişkiye bakıldığında ekonomik şiddetin eğitim düzeyi arttıkça azaldığı görülse de fiziksel ve psikolojik şiddet açısından belirgin bir düşüş tespit edilmedi.
BOŞANMALAR 15 YILDA YÜZDE 63 ARTTI
TÜİK verileri Türkiye’de boşanma oranlarının son yıllarda önemli ölçüde yükseldiğini gösteriyor. Son 15 yılda boşanma sayıları yüzde 63 arttı.
2025 yılında kesinleşen boşanma sayısı 193 bin 793 olarak kaydedildi. Aynı yıl boşanma davalarında çocukların velayetinin yüzde 74,6’sı annelere verildi.
ORTALAMA İLK EVLENME YAŞI 26
Evlenme istatistiklerine göre 2025 yılında ilk evliliğini yapan kadınların ortalama evlenme yaşı 26, erkeklerin ortalama evlenme yaşı ise 28,5 olarak hesaplandı.
Türkiye’de ilk evlenme yaşının en yüksek olduğu il Tunceli oldu. Bu ilde kadınlarda ortalama evlenme yaşı 29,6, erkeklerde ise 32,4 olarak kaydedildi. En düşük evlenme yaşı ise kadınlarda Kilis’te 23,7, erkeklerde Şanlıurfa’da 26,4 olarak ölçüldü.
ÜCRETSİZ KREŞ İHTİYACI VERİLERLE ORTAYA ÇIKTI
Raporda kadınların işgücüne katılımında bakım yükünün önemli bir engel oluşturduğu vurgulandı.
2025 yılında 25–49 yaş grubunda 3 yaş altı çocuğu bulunan kadınların istihdama katılım oranı yüzde 26,9’da kaldı. Aynı grupta erkeklerde bu oran yüzde 90,9 olarak ölçüldü.
3 yaş altı çocuğu olmayan kadınların istihdam oranı ise yüzde 58,6 oldu. Veriler, küçük çocuğu olan kadınların iş hayatından daha fazla uzaklaştığını gösteriyor.
Ayrıca 3 yaş altı çocuğu bulunan kadınların istihdam oranı 2022 yılında yüzde 28 iken 2025 yılında yüzde 26,9’a geriledi.
KADINLARDA GÜVENCESİZ VE ESNEK ÇALIŞMA DAHA YAYGIN
Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçları, kadınların iş gücü piyasasında daha kırılgan koşullarda çalıştığını ortaya koyuyor.
2024 yılında yarı zamanlı çalışan kadınların oranı yüzde 18,3 olurken bu oran erkeklerin yaklaşık iki katı seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde yarı zamanlı çalışan kadınların oranı bir önceki yıla göre yüzde 2,2 arttı.
2024 yılı itibarıyla 15 yaş ve üzerindeki nüfusta istihdam oranı yüzde 49,5 olarak ölçüldü. Bu oran kadınlarda yüzde 32,5, erkeklerde ise yüzde 66,9 oldu.
Bölgesel veriler incelendiğinde en yüksek kadın istihdam oranı yüzde 39,3 ile Antalya, Isparta ve Burdur’u kapsayan TR61 bölgesinde görüldü. En düşük kadın istihdam oranı ise yüzde 20,9 ile Van, Muş, Bitlis ve Hakkari’nin bulunduğu TRB2 bölgesinde kaydedildi.
KADINLARDA YOKSULLUK RİSKİ DAHA YÜKSEK
Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri, kadınların yoksulluk ve sosyal dışlanma riskinin erkeklerden daha yüksek olduğunu ortaya koydu.
2025 yılında Türkiye genelinde nüfusun yüzde 27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında yaşadı. Bu oran kadınlarda yüzde 30,1, erkeklerde ise yüzde 25,6 oldu.
18–64 yaş grubunda ise yoksulluk riski altındaki kadınların oranı yüzde 28,4 olarak ölçülürken erkeklerde bu oran yüzde 21,8 olarak kaydedildi.
KADINLARIN TEMSİL ORANI HÂLÂ SINIRLI
Kamu ve akademide kadın temsilinin sınırlı kaldığı da rapordaki veriler arasında yer aldı.
2025 yılı itibarıyla Türkiye’de görev yapan kadın büyükelçi sayısı 83 olurken erkek büyükelçi sayısı 209 olarak kaydedildi.
Üniversitelerde öğretim elemanlarının yüzde 47,8’i kadınlardan oluşsa da profesörlük düzeyinde belirgin bir fark bulunuyor. Profesör unvanına sahip akademisyenlerin yüzde 65,1’i erkeklerden oluşurken kadın profesörlerin oranı yüzde 34,9’da kaldı.
KADINLAR DAHA UZUN YAŞIYOR
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre 31 Aralık 2025 itibarıyla Türkiye’de kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734, erkek nüfus ise 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu.
Toplam nüfusun yüzde 49,98’i kadınlardan, yüzde 50,02’si erkeklerden oluştu. Ancak 60 yaş ve üzeri gruplarda kadın nüfusun oranı belirgin şekilde artıyor. 90 yaş ve üzeri nüfusta kadınların oranı yüzde 69,7’ye ulaşıyor.
Hayat tablolarına göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl olarak hesaplandı. Kadınların ortalama yaşam süresi 80,7 yıl olurken erkeklerde bu süre 75,5 yıl oldu. Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığı belirlendi.
Ancak sağlıklı yaşam süresi verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor. Sağlıklı yaşam süresi kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde ise 58,9 yıl olarak hesaplandı.
KADINLARIN EĞİTİM SÜRESİ ERKEKLERDEN DAHA KISA
Ulusal Eğitim İstatistikleri verilerine göre 25 yaş ve üzeri kadınların ortalama eğitim süresi 8,8 yıl olurken erkeklerde bu süre 10,2 yıl olarak kaydedildi.
25 yaş ve üzeri nüfusta en az bir eğitim düzeyini tamamlayanların oranı yüzde 92,6 oldu. Bu oran kadınlarda yüzde 88,3, erkeklerde yüzde 97 olarak hesaplandı.
Yükseköğretim mezunu oranı kadınlarda yüzde 23,6, erkeklerde ise yüzde 26,8 olarak ölçüldü.
YAPAY ZEKA KULLANIMI GENÇLERDE DAHA YAYGIN
İnternet kullanımına ilişkin istatistikler üretken yapay zekâ araçlarının kullanımının özellikle gençler arasında arttığını gösteriyor.
2025 yılında internet kullanan bireylerin yüzde 19,2’si üretken yapay zekâ araçlarını kullandığını beyan etti. Bu oran kadınlarda yüzde 18,8, erkeklerde yüzde 19,4 oldu.
Yaş gruplarına göre en yüksek kullanım oranı yüzde 39,4 ile 16–24 yaş grubunda görüldü. Bu yaş grubundaki kadınların yüzde 40,5’i, erkeklerin ise yüzde 38,3’ü yapay zekâ araçlarını kullandığını belirtti.
DİZİLERDE ŞİDDET SAHNELERİ YAYGIN
Öte yandan, BAREM Araştırma’nın 2014–2024 yılları arasında yayınlanan 94 televizyon dizisini inceleyen çalışması da medyada kadına yönelik şiddetin yaygın biçimde yer aldığını ortaya koydu.
Marketing Türkiye’den Sena Tufan’ın aktardığı araştırmaya göre incelenen dizilerin yüzde 86’sında kadına yönelik şiddet sahneleri yer aldı.
Kasım 2024’te gerçekleştirilen “Dizi ve Filmlerde Şiddet Sahnelerine Dair Algılar Araştırması”, televizyon yapımlarında şiddet temsillerinin yaygın olduğunu ve izleyici algısının da bu içeriklerden etkilendiğini ortaya koydu.
VERİLER EŞİTSİZLİĞİN SÜRDÜĞÜNÜ GÖSTERİYOR
TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın 2025” raporu, Türkiye’de kadınların sosyal yaşamdan iş gücüne kadar birçok alanda erkeklere kıyasla daha dezavantajlı konumda bulunduğunu ortaya koyuyor.
Şiddet, güvencesiz çalışma, bakım yükü ve yoksulluk riski gibi alanlarda görülen farklılıklar, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda atılması gereken adımların önemini bir kez daha gündeme taşıyor.
