Haberebakis.com
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, Kasım 2025’e ilişkin kadınlara yönelik ağır suç raporunu açıkladı. Rapora göre ay boyunca 26 kadın ağır suça kurban gitti, 6 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını kaybetti. Toplamda 32 kadın, yakın çevrelerindeki erkekler tarafından öldürüldü.
KASIM AYINDAKİ AĞIR SUÇLARIN GENEL GÖRÜNÜMÜ
TKDF’nin kasım ayı verileri, kadınlara yönelik şiddetin ülke genelinde ciddi bir seyir izlemeye devam ettiğini gösteriyor. Raporda yer alan yaş dağılımı, ağır suçların çoğunlukla genç ve orta yaş kadınları hedef aldığını ortaya koydu. Kadınların yüzde 37,5’inin 19–35 yaş arasında olması, uzmanların dikkat çektiği risk gruplarını doğrular nitelikte. Yüzde 34,4’ü 36–50 yaş aralığında, yüzde 15,6’sı 51–70 yaş grubunda yer alırken, yüzde 12,5’i ise 4–18 yaş arasındaki kız çocuklarından oluştu. Bu tablo kadınların geniş bir yaş aralığında benzer tehlikelerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
KADINLAR EN ÇOK EVLERİNDE ÖLDÜRÜLDÜ
Kasım ayında yaşamını kaybeden 32 kadının 22’sinin kendi evlerinde öldürülmesi, ev içi güvenlik sorununu yeniden gündeme taşıdı. Raporda yer alan bilgilere göre kadınların yüzde 68,75’i ev ortamında öldürüldü. 7 kadın kamusal alanda, 2 kadın deniz kenarında ve 1 kadın ormanlık bölgede hayatını kaybetti. Ev ortamının kadınlar için en riskli yerlerden biri haline gelmesi, yetkililerin uzun süredir üzerinde durduğu koruma tedbirlerinin önemini yeniden vurguladı.
AĞIR SUÇLARDA KULLANILAN YÖNTEMLER
Rapora göre kasım ayında yaşamını kaybeden 22 kadın ateşli silahla öldürüldü. 5 kadın kesici aletle saldırıya uğradı, 1 kadın yüksekten düşürülerek öldürüldü. Dört olayda ise yönteme ilişkin bilgi tespit edilemedi. Ateşli silahların ağırlık kazanması, ruhsatsız silah ediniminin ve bireysel silahlanmanın kadınlara yönelik ağır suçlarda belirleyici hale geldiğini ortaya koyuyor.
FAİLLERİN KİMLİĞİ: EN YAKIN ÇEVRE RİSK YARATIYOR
TKDF’nin kasım raporu kadınların en çok kendi yakın çevrelerindeki erkekler tarafından öldürüldüğünü bir kez daha ortaya koydu. Verilere göre:
• 9 kadın aile içinden biri tarafından öldürüldü.
• 5 kadın boşandığı ya da boşanma aşamasındaki erkekler tarafından hedef alındı.
• 5 kadın ayrılmak istediği veya reddettiği erkek tarafından öldürüldü.
• 1 kadın kızının babası tarafından hayatını kaybetti.
• 1 kadın birlikte olduğu erkek tarafından öldürüldü.
• 4 kadın tanıdığı erkekler tarafından öldürüldü.
• 6 kadın ölümü ise şüpheli olarak kayıtlara geçti.
Bu dağılım, kadınların kendi yaşam çevreleri içinde ciddi tehditlerle karşı karşıya olduğuna işaret ediyor. Uzmanlara göre en çok karşılaşılan risk grubu, kadınların en yakın ilişkide bulunduğu erkekler.
YAŞANAN AĞIR SUÇLARDA BÖLGE VE ŞEHİR VURGUSU
Kadınlara yönelik ağır suçların Türkiye’nin farklı bölgelerinde devam ettiği biliniyor. Raporda şehir bazlı detaylar açıklanmamakla birlikte, uzmanlar yerel yönetimlerin koruma mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle yoğun nüfuslu ilçelerde, mahalle bazlı sosyal destek ve erken uyarı sistemlerinin etki alanının genişletilmesinin önem taşıdığı belirtiliyor.
AĞIR SUÇLARIN NEDENLERİ
Uzmanlar, kadınlara yönelik ağır suçlarda temel nedenlerin ekonomik baskılar, toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ve yetersiz koruma tedbirleri olduğunu dile getiriyor. Şiddet döngüsünün kırılabilmesi için sosyal hizmet desteği, kolluk güçlerinin hızlı müdahalesi ve koruma kararlarının etkin uygulanmasının kritik rol oynadığı ifade ediliyor.
TOPLUMSAL ETKİLER
Kasım ayına ilişkin rapor, kadınlara yönelik şiddetin giderek daha görünür hale geldiğini ve toplum genelinde derin bir kaygıya yol açtığını gösteriyor. Ev içi şiddetin yoğunluğu, kadınların güvenlik ihtiyacının temel bir toplumsal sorun haline geldiğini ortaya koyuyor. Bu durum, aile içi dinamiklerin, psikolojik destek mekanizmalarının ve sosyal hizmet ağlarının daha etkili işlemesi gerektiğine işaret ediyor.
TKDF’nin düzenli raporları, politika yapıcılar için önemli bir veri kaynağı oluşturuyor. Uzmanlar, kadınların yaşam hakkını korumaya yönelik düzenlemelerin güçlendirilmesi, bireysel silahlanmanın kontrol altına alınması ve yerel yönetimlerin riskli bölgelerde aktif önlem planları hazırlaması gerektiğini belirtiyor. Şiddetin önlenmesi için toplumsal farkındalık çalışmalarının artırılması ve hukuki süreçlerin hızlandırılması çağrıları da sık sık dile getiriliyor.
