Haberebakis.com
İzmir’de Gözde Akbaba, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan eski partneri tarafından sokak ortasında öldürüldü; Mihriban Yılmaz kaybolduktan günler sonra ormana gömülü halde bulundu. Bornova’da 18 yaşındaki Dilan Geyik’in ölümü cinayet çıktı, İstanbul’da Durdona Khakımova’nın bedeni parçalara ayrılarak çöp konteynerlerine bırakıldı. Son bir haftada basına yansıyan bu kadın cinayetleri, Türkiye’de cezasızlık politikalarının yarattığı tabloyu yeniden gündeme taşıdı.
CEZASIZLIK TABLOSU DERİNLEŞİYOR
Kadınlar, en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürülüyor. Uzaklaştırma ve koruma kararları kâğıt üzerinde kalırken, şiddet failleri çoğu dosyada etkin bir yaptırımla karşılaşmıyor. Kadın hakları savunucularına göre bu tablo münferit değil; uzun yıllardır sürdürülen bir yargı pratiğinin sonucu.
KADIN CİNAYETLERİNİ DURDURACAĞIZ PLATFORMU’NDAN UYARI
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Edin Güven, kadın cinayetlerinde artan cüretin bireysel sapkınlıklarla açıklanamayacağını söyledi. Güven’e göre sorun, iktidarın 20 yılı aşkın süredir sürdürdüğü sistematik cezasızlık politikaları. Devletin kadın cinayetlerine ilişkin düzenli ve şeffaf veri tutmamasının dahi politik bir tercih olduğunu vurgulayan Güven, adaletin işlemediğini bilen faillerin rahat davrandığını ifade etti.
17 YILDIR DEĞİŞMEYEN ŞİDDET
Güven, Münevver Karabulut cinayetinden Durdona Khakımova’ya uzanan 17 yıllık süreçte şiddetin biçiminin değişmediğini, yalnızca vahşetin görünür hale geldiğini belirtti. Kadın bedenlerinin hâlâ ormanlarda ve çöp konteynerlerinde bulunmasının, adalet sisteminin yerinde saydığının göstergesi olduğunu söyledi. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının ise bu süreçte önemli bir kırılma yarattığını vurguladı.
YARGIDA TEKRAR EDEN EZBERLER
Kadın hakları savunucuları, mahkeme salonlarında sıkça duyulan “tartıştık”, “beni tahrik etti” gibi ifadelerin tesadüf olmadığını belirtiyor. Güven’e göre bu dil, yıllardır verilen haksız tahrik ve iyi hal indirimleriyle faillere öğretilmiş bir savunma ezberi. Failin beyanının esas alındığı, öldürülen kadının beyanının ise hiç duyulmadığı bir yargı düzeni oluşmuş durumda.
KORUMA KARARLARI NEDEN İŞLEMİYOR?
Gözde Akbaba örneği, uzaklaştırma kararlarının nasıl etkisiz kaldığını gözler önüne serdi. Güven, İstanbul Sözleşmesi’nin şiddeti önleme konusunda “altın standart” olduğunu, ancak bir gece yarısı kararıyla bu sözleşmeden çıkılmasının kadınların korunmasını daha da zorlaştırdığını söyledi. Şüpheli kadın ölümlerinin etkin soruşturulmaması ise şiddeti meşrulaştıran bir başka unsur olarak öne çıkıyor.
6284 TARTIŞMASI FAİLLERİ NASIL ETKİLİYOR?
6284 sayılı Kanun’un tartışmaya açılmasının sahadaki etkilerine dikkat çeken Güven, bu durumun failler için fiili bir cesaret belgesine dönüştüğünü ifade etti. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının “kadınların eşit yurttaşlık hakkı yoktur” mesajı verdiğini belirten Güven, yasal güvencelerin zayıflatılmasının saldırganların elini güçlendirdiğini söyledi.
GÖÇMEN KADINLAR DAHA FAZLA RİSK ALTINDA
Son dönemde öldürülen göçmen kadınlara dikkat çeken Güven, oturum ve çalışma izni olmayan kadınların şiddet gördüklerinde kolluğa başvuramadığını vurguladı. Şikâyet halinde geri gönderme merkezlerine alınma korkusunun, göçmen kadınları erkek şiddetine açık hale getirdiğini belirtti. İstanbul Sözleşmesi’nin bu gruplar için hayati önlemler içerdiğini hatırlattı.
FAİLİN CESARETİ BİREYSEL Mİ?
Ekmek ve Gül editörü Elif Turgut da şehir merkezlerinde işlenen kadın cinayetlerinin fail cesaretini bireysel sapkınlıkla açıklamanın gerçeği gizlediğini söyledi. Turgut’a göre bu cüret, iktidarın adım adım inşa ettiği cezasızlık politikalarından besleniyor. Pandemi döneminde çıkarılan infaz düzenlemeleri ve örtülü afların, şiddetin bedelini neredeyse sıfırladığına dikkat çekti.
AİLE POLİTİKALARI VE ŞİDDET
Turgut, “aile yılı” ve benzeri politikaların kadını yalnızca aile içinde tanımladığını, boşanmalarda arabuluculuk gibi uygulamalarla kadınların yaşam hakkının pazarlık konusu haline getirildiğini söyledi. Bu yaklaşımın, şiddet ortamını beslediğini ifade etti.
FAİLLER İNDİRİMLERİ BİLİYOR
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği Başkanı Adile Doğan ise faillerin hangi indirimleri alabileceklerini önceden bildiklerini söyledi. Doğan’a göre “o gün tanıştık, tartıştık” savunması, ceza indirimlerine güvenen sistemin ürettiği bir dil. Kadın cinayetlerinin politik olduğunu vurgulayan Doğan, yasaların uygulanmamasının sorunun merkezinde yer aldığını ifade etti.
ŞÜPHELİ ÖLÜMLER CİNAYETLERİ GEÇTİ
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2025 raporu, tablonun boyutunu gözler önüne serdi. Rapora göre 2025’te 294 kadın öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetti. Son beş yılda en az 1267 şüpheli ölüm kayıtlara geçti; bu vakaların büyük bölümü hâlâ aydınlatılamadı.
AİLE İÇİ TEHLİKE
Raporda, öldürülen kadınların büyük bölümünün aile üyesi erkekler tarafından katledildiği, cinayetlerin çoğunun kadınların kendi evlerinde işlendiği belirtildi. Koruma kararı olmasına rağmen öldürülen kadın sayısı ise dikkat çekici düzeyde.
DEĞİŞEN SADECE İSİMLER
Kadın hakları savunucularına göre tablo net: Cezasızlık politikaları sürdükçe kadın cinayetleri devam ediyor. Değişen yalnızca isimler ve şehirler oluyor. Peki bundan sonra ne olacak? Uzmanlara göre gerçek bir kırılma, ancak yargı pratiğinin değişmesi ve önleyici politikaların yeniden hayata geçirilmesiyle mümkün.
