Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Hattuşa’da 3 bin 800 yıllık gizem ortaya çıktı: 16 dev küp bulundu

Çorum’daki Hattuşa Antik Kenti’nde yürütülen kazılarda, yaklaşık 3 bin 800 yıllık olduğu değerlendirilen bir depolama ve ticaret merkezi ortaya çıkarıldı. Teraslara yerleştirilen 16 büyük küp, bölgenin Hititler öncesindeki ticari yaşamına ışık tutacak.

Çorum'daki Hattuşa Antik Kenti'nde yürütülen kazılarda, yaklaşık 3 bin 800

haberebakis.com

Çorum’un Boğazkale ilçesinde bulunan ve yaklaşık 8 bin yıllık geçmişe sahip Hattuşa Antik Kenti’nde sürdürülen arkeolojik kazılar, bölgenin bilinmeyen geçmişine ilişkin yeni ipuçları ortaya çıkardı. Kral Sarayı ile Büyük Tapınak arasındaki alanda yürütülen çalışmalar sırasında, Hititlerden daha eski bir döneme ait olduğu değerlendirilen yapılar tespit edildi. Kazı ekibi, özellikle yamaca yerleştirilen büyük depolama kapları üzerinde yoğunlaştı.

Ortaya çıkarılan alanın, Asur Ticaret Kolonileri Çağı’na ait yaklaşık 3 bin 800 yıllık bir depolama ve ticaret merkezi olduğu değerlendiriliyor. Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Prof. Dr. Andreas Schachner başkanlığındaki kazılarda, Büyükkale Kuzeybatı Yamacı’nda teraslama yöntemiyle yerleştirilmiş 16 büyük küp bulundu. Küplerin, Orta Tunç Çağı’nda erzak ve tarımsal ürünlerin depolanmasında kullanıldığı düşünülüyor.

16 BÜYÜK KÜP TOPRAĞIN ALTINDAN ÇIKARILDI

Kazıların en dikkat çekici buluntularından biri, dik yamaca teraslama yöntemiyle yerleştirilmiş 16 büyük küp oldu. Küplerin bulunduğu alanın sıradan bir depolama noktası olmadığı, ticari faaliyetlerle bağlantılı daha kapsamlı bir merkez olabileceği değerlendiriliyor.

Kazı Başkanı Prof. Dr. Andreas Schachner, alanın milattan önce 1800-1750’li yıllara tarihlenebileceğini belirtti. Bu dönem, Hattuşa’nın henüz Hitit İmparatorluğu’nun başkenti haline gelmediği yıllara denk geliyor.

Küplerin içinde ise çamur ve toprak kalıntıları bulundu. Bu kalıntılar, dönemin insanlarının hangi ürünleri depoladığına ilişkin önemli bilgiler sağlayabilir. Bunun için arkeobotanik incelemelerin başlatılması planlanıyor.

HATTUŞA’DA HİTİTLERDEN ÖNCEKİ DÖNEME IŞIK TUTACAK

Hattuşa denildiğinde akla öncelikle Hitit İmparatorluğu’nun başkenti geliyor. Ancak son keşif, bölgedeki yerleşimin Hititlerden çok daha eski olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Schachner’in verdiği bilgilere göre antik kentin Hititlerden önceki adı “Hattuş”tu. Asur Ticaret Kolonileri Çağı’nda kentte Asurlu tüccarların faaliyet gösterdiği bir koloni bulunuyordu.

Bu dönem Anadolu’da ticaret ağlarının geliştiği önemli bir tarihsel aşama olarak biliniyor. Hattuşa’da bulunan depolama merkezi de bu ticari hareketliliğin somut izlerinden biri olabilir.

ERZAKLAR VE TARIMSAL ÜRÜNLER BURADA DEPOLANIYORDU

Ortaya çıkarılan büyük küplerin kullanım amacı da keşfin önemini artırıyor. Uzmanlara göre küpler, Orta Tunç Çağı’nda erzakların ve tarlalardan elde edilen ürünlerin saklanması amacıyla kullanılıyordu.

Bu durum, bölgedeki ekonomik hayatın yalnızca üretimden ibaret olmadığını gösteriyor. Üretilen ürünlerin belirli merkezlerde toplanması, depolanması ve ticaret ağı içerisinde dolaşıma sokulması gerekiyordu.

Dolayısıyla 16 büyük küp, tek başına arkeolojik bir obje topluluğundan çok daha fazlasını ifade ediyor. Buluntular, dönemin ekonomik düzeninin ve ticaret organizasyonunun anlaşılması açısından önem taşıyor.

BÜYÜK HEYELANIN İZLERİ DE ORTAYA ÇIKTI

Kazı alanında yalnızca ticari faaliyetlerin değil, bölgenin doğal koşullarla mücadelesinin de izleri bulundu.

Prof. Dr. Schachner, söz konusu yapının geçmişte büyük bir heyelan nedeniyle tahrip olduğunu belirtti. Yapının daha sonra Hititler tarafından yeniden kullanıldığı ve üzerine yeni binalar inşa edildiği ifade edildi.

Ancak doğal afetlerin etkisi burada da sona ermedi. Hititler döneminde yapılan yapıların da heyelandan zarar gördüğü aktarıldı.

Bu durum, Hattuşa’daki yerleşimlerin yalnızca siyasi ve ekonomik gelişmelerden değil, doğal çevrenin koşullarından da etkilendiğini gösteriyor.

AYNI BÖLGEDE DAHA ÖNCE DE İZLER BULUNMUŞTU

Keşfedilen alanın önemini artıran bir başka ayrıntı ise bölgede daha önce yapılan kazılarla bağlantılı olması.

Schachner, 1960’lı yıllarda yürütülen çalışmalarda da benzer bir mimari yapının ortaya çıkarıldığını hatırlattı. Yeni buluntuların, o dönemde tespit edilen yapıların ticari ve depolama işlevine ilişkin değerlendirmeleri güçlendirebileceği düşünülüyor.

Böylece farklı dönemlerde yapılan kazıların sonuçları bir araya getirilerek Hattuşa’nın Hititlerden önceki yerleşim yapısı daha ayrıntılı biçimde anlaşılabilecek.

KÜPLERİN İÇİNDEN ÇIKACAKLAR MERAK EDİLİYOR

Kazı ekibinin bundan sonraki çalışmalarında küplerin içinde bulunan kalıntılar önemli bir araştırma konusu olacak.

Şimdilik küplerin içerisinde çamur ve toprak kalıntıları tespit edilmiş durumda. Ancak yapılacak arkeobotanik analizler, geçmişte bu kaplarda hangi ürünlerin saklandığını ortaya çıkarabilir.

Elde edilecek sonuçlar; tahıl, bakliyat veya başka tarımsal ürünlerin depolanıp depolanmadığı konusunda yeni bilgiler sağlayabilir. Böylece Hattuşa’daki ticaret ve günlük yaşamın ekonomik boyutuna ilişkin daha somut veriler elde edilebilir.

HATTUŞA’NIN TARİHİ 8 BİN YIL ÖNCESİNE UZANIYOR

Hattuşa, Çorum’un Boğazkale ilçesinde yer alan ve Anadolu arkeolojisinin en önemli merkezleri arasında bulunan bir antik kent.

Kent, UNESCO Dünya Kültür Mirası ve Dünya Belleği listelerinde yer alıyor. Uzun tarihsel geçmişi boyunca farklı dönemlere ait yerleşimlerin üst üste geldiği alan, bu özelliği nedeniyle arkeolojik araştırmalar açısından büyük önem taşıyor.

Bugünkü kazılar da bu çok katmanlı tarih anlayışını güçlendiriyor. Hitit dönemine ait anıtsal yapıların altında ve çevresinde daha eski yerleşimlerin izlerinin bulunması, kentin tarihinin yalnızca Hitit İmparatorluğu ile başlamadığını ortaya koyuyor.

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI