Kuzenim Fahrettin’e bir taksi çarpmış. Güçlü fiziğe ve sporcu refleksine sahip kuzenim büyük bir kazayı çok şükür ucuz atlatmış. İlk gece sol akciğeri sönmüştü, bu nedenle bizi korkuttu. Ancak ciğer çabuk toparladı. Kaburgalarındaki kırıklar dışında önemli bir şey kalmadı.
Ziyaretine gittim. Biraz da moral olsun diye Erzurum’da yaşanmış bir olayı ona anlattım. Gülüştük. Olay şöyle;
Erzurum’un Kavakkapı Semtinde Gubbeddin Dadaşım yolun ortasından yürümektedir. İçinde hakim yaka gömleği, üzerinde kaytan işlemeli, zigil düğmeli, Erzurum Mavisi yeleği, boynundan aşağı sarkan gümüş kösteği, altında Erzurum Mavisi Güngörmez Zıgvası (Pantolan), belinde İsmailiye kuşağı ve hançeri, ayaklarında yumurta topuklu sivri burunlu Cıstiği (Ayakkabı) sırtında Kazakisi (Uzun kollu ceketi) omuzlarına kartal kanat attığı Hartosu (Palto), elinde salladığı Oltu taşı tesbihiyle tam bir Erzurum bıçkın delikanlısı edasındadır.
Yukarından gelen ve Atatürk Üniversitesi’nde öğretim üyesi bir kadın şöförün kullandığı Kaplumbağa Volkswagen otomobil sürücünün son anda dadaşımı fark edip frene basmasına rağmen hafifçe Gubbeddin Dadaşıma çapar ve dadaşım yere düşer.
Yerden yavaşça kalkan Gubbeddin Dadaşım, Zıgvası’nın, Hartosu’nun tozunu eliyle çırpıp Hartosu’nu düzeltip tesbihini çekerek korkudan dreksiyon başına titremekte olan Hoca hanıma yanaşır ve….
HANIM ABLA, HASARIN VARSA ÖDEYAH !
Allah bütün canlıları kazadan beladan korusun…

YORUMLAR