Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Göz tansiyonu salgına mı dönüşüyor?

İngiltere merkezli Oftalmoloji Enstitüsü’nün araştırmasına göre göz tansiyonu olarak bilinen glokom, önümüzdeki yıllarda küresel bir sağlık krizine dönüşebilir. Uzmanlar, özellikle 50 yaş üstü bireylerin düzenli göz muayenesi yaptırmaması durumunda kalıcı görme kaybı riskinin ciddi biçimde arttığını vurguluyor.

İngiltere merkezli Oftalmoloji Enstitüsü’nün araştırmasına göre göz tansiyonu olarak bilinen

Haberebakis.com


İngiltere’nin başkenti Londra merkezli Oftalmoloji Enstitüsü tarafından yürütülen yeni bir araştırma, göz tansiyonu olarak da bilinen glokom hastalığının önümüzdeki yıllarda yaygın bir halk sağlığı sorununa dönüşebileceğini ortaya koydu. Araştırmaya göre, nüfusun hızla yaşlanmasıyla birlikte glokom vakalarında dramatik bir artış yaşanması bekleniyor. Uzmanlar, erken teşhis edilmediğinde kalıcı körlüğe yol açabilen bu hastalığın çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekiyor.

GLOKOM NEDİR, NEDEN TEHLİKELİDİR?
Glokom, göz içi basıncının yükselmesi sonucu optik sinirin zarar görmesiyle ortaya çıkan ve tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilen kronik bir göz hastalığıdır. Optik sinir, gözden beyne görsel sinyalleri ileten en kritik yapılardan biri olarak kabul edilir.

Bu sinirin hasar görmesi, kişinin görme alanında daralma, bulanıklık ve ileri aşamalarda tamamen görme kaybı yaşamasına neden olabilir. Glokomun en tehlikeli yönlerinden biri ise uzun süre belirti göstermeden ilerlemesidir. Bu nedenle hastaların büyük bir kısmı ancak görme kaybı başladıktan sonra doktora başvuruyor.

ARAŞTIRMA NE DİYOR?
Oftalmoloji Enstitüsü’nün yayımladığı verilere göre, şu anda yalnızca İngiltere’de 1 milyondan fazla kişi glokom hastalığıyla yaşıyor. Bu sayının, nüfusun yaşlanmasıyla birlikte her geçen yıl artacağı öngörülüyor.

Araştırmada, 2060 yılına kadar 40 yaş üstü 1,6 milyondan fazla kişinin glokom riski altında olabileceği tespit edildi. Uzmanlar, bu artışın yalnızca İngiltere ile sınırlı kalmayacağını, benzer eğilimlerin Avrupa ve Kuzey Amerika başta olmak üzere birçok bölgede görülebileceğini belirtiyor.

SESSİZ İLERLEYEN BİR HASTALIK
Glokom genellikle “sessiz körlük” olarak adlandırılıyor. Bunun nedeni, hastalığın erken evrelerinde çoğu zaman herhangi bir ağrıya veya belirgin bir görme problemine yol açmaması.

Hastalık ilerledikçe periferik görme alanı daralıyor, yani kişi yanlardan görme yetisini yavaş yavaş kaybediyor. Ancak bu kayıp çoğu zaman fark edilmediği için tanı konulduğunda geri dönüşü olmayan bir hasar oluşmuş oluyor.

Bu durum, glokomu diğer birçok göz hastalığından ayıran en kritik özellik olarak öne çıkıyor.

KİMLER DAHA FAZLA RİSK ALTINDA?
Uzmanlara göre glokom riski yaşla birlikte artıyor. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde görülme sıklığı belirgin biçimde yükseliyor.

Bunun yanı sıra:

  • Ailede glokom öyküsü olanlar
  • Diyabet ve hipertansiyon hastaları
  • Uzun süre kortizon içeren ilaç kullananlar
  • Yüksek göz içi basıncı tespit edilenler

bu hastalık açısından daha yakından izlenmesi gereken gruplar arasında yer alıyor.

GEÇ TEŞHİS CİDDİ SORUN YARATIYOR
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri, İngiltere’deki glokom hastalarının yüzde 40’ından fazlasının durumlarının çok geç teşhis edilmesi nedeniyle önlenebilir görme kaybı yaşadığı yönünde.

Bu oran, erken teşhisin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Uzmanlar, düzenli göz muayenelerinin yalnızca görme bozukluklarını değil, göz içi basıncı ve optik sinir hasarını da erken aşamada tespit edebildiğini vurguluyor.

UZMANLARDAN ÇAĞRI: RUTİN MUAYENEYİ İHMAL ETMEYİN
Oftalmoloji Enstitüsü yetkilileri, orta yaşlı ve yaşlı yetişkinlerin düzenli olarak göz muayenesi yaptırması gerektiğini belirtiyor. Özellikle 50 yaşından sonra her bireyin yılda en az bir kez göz doktoruna görünmesi öneriliyor.

Erken teşhis sayesinde glokomun ilerlemesi yavaşlatılabiliyor, hatta bazı durumlarda durdurulabiliyor. Ancak oluşan sinir hasarının geri döndürülemediği de vurgulanıyor.

GLOKOM TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?
Glokom tamamen ortadan kaldırılabilen bir hastalık değil, ancak erken yakalandığında kontrol altına alınabiliyor. Tedavide genellikle göz damlaları, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemler kullanılıyor.

Amaç, göz içi basıncını düşürerek optik sinirin daha fazla zarar görmesini engellemek. Bu noktada en önemli faktör, hastanın tedaviye düzenli şekilde devam etmesi.

TOPLUMSAL BİR SAĞLIK SORUNUNA DÖNÜŞEBİLİR
Araştırmacılara göre glokomun bu hızla yayılması, yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir sağlık krizine de yol açabilir. Görme kaybı yaşayan bireylerin yaşam kalitesi düşerken, sağlık sistemleri üzerindeki yük de giderek artıyor.

Uzmanlar, erken tarama programlarının yaygınlaştırılması ve halkın bilinçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?
Araştırma sonuçları, glokomun artık yalnızca bireysel bir sağlık sorunu olarak değil, küresel ölçekte ele alınması gereken bir halk sağlığı meselesi olduğunu gösteriyor.

Önümüzdeki yıllarda erken tanı programlarının yaygınlaştırılması, ücretsiz taramaların artırılması ve özellikle yaşlı nüfusun düzenli göz muayenesine yönlendirilmesi kritik önem taşıyacak. Aksi halde, “sessiz körlük” olarak bilinen bu hastalık, milyonlarca insanın yaşamını kalıcı biçimde etkilemeye devam edebilir.

 

 

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI