haberebakis.com
Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen, TBMM’de Öcalan açılımı kapsamında yapılan çalışmaların kamuoyundan gizlendiğini savunarak sert eleştiriler yöneltti. Komisyon oturumlarının basına kapalı yapılması, yalnızca özet tutanakların paylaşılması ve siyasi açıklamalar arasındaki çelişkileri hatırlatan Kalkandelen, “Halktan ne gizliyorsunuz?” diye sorarak sürecin şeffaf yürütülmediğini öne sürdü.
PKK İLE PAZARLIK İDDİALARI GÜNDEME GELİYOR
Kalkandelen’in değerlendirmelerine göre, siyasetin “şeffaflık” söylemine rağmen sahadaki gelişmeler bu açıklamalarla uyumlu değil. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Pazarlık içinde değiliz” sözleri kamuoyunda dikkat çekmişti. Ancak KCK sözcüsü Zagros Hiwa’nın, çözüm müzakereleri için Öcalan’ın serbest bırakılmasını önkoşul olarak göstermesi, terör örgütü yöneticisi Amed Malazgirt’in de benzer ifadeler kullanması tartışmayı yeniden alevlendirdi. Bu açıklamalar, örgütün süreci farklı bir noktaya taşımaya çalıştığını gösterirken Kalkandelen’e göre Ankara’nın söylemleri ile sahadaki iddialar arasında belirgin bir uyumsuzluk oluşuyor.
PKK ÜYELİĞİNE YÖNELİK TARTIŞMA
Sürecin bir diğer boyutu ise TBMM’deki komisyon görüşmeleri sırasında yaşanan açıklamalar oldu. Bahçeli’nin “Suça karışmamış kim varsa geri dönmeli” ifadeleri tartışma yaratırken, DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek’ten daha ileri bir talep geldi. Çiçek, Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılmasını önerdi ve kategorik ayrım yapılmaması gerektiğini savundu. Kalkandelen’e göre bu durum, “PKK üyeliği suç olmaktan çıkarılıyor mu?” sorusunun gündeme taşınmasına neden oldu.
KALKANDELEN: ÜNİTER DEVLET TARTIŞMAYA AÇILIYOR
Kalkandelen yazısında, KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Besê Hozat’ın açıklamalarına da yer verdi. Hozat’ın, PKK’nin “suç işlemediği” iddiası ve “demokratik inşa” vurgusu, Cumhuriyet yazarı tarafından Türkiye’nin üniter yapısına yönelik bir tartışmanın kapısını aralamak olarak yorumlandı. Kalkandelen’e göre sürecin bazı aktörleri, örgütün taleplerini meşrulaştırmaya çalışan söylemler üretiyor.
SDG VE SURİYE HATTI ÜZERİNE YENİ İDDİALAR
Komisyona sunulan tutanak özetlerinde yer alan bilgiler de tartışma yarattı. Öcalan’ın Suriye’de SDG’nin başındaki Ferhat Abdi Şahin hakkında “kendisine bağlı olduğu” yönündeki ifadelerinin basına yansıması sürecin Suriye ayağını yeniden gündeme taşıdı. SDG’nin PKK ile bağına ilişkin daha önce ABD ve bölgesel aktörler üzerinden yürütülen tartışmalar Kalkandelen’e göre bu bilgiler ışığında başka bir boyuta geçti.
DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit’in, tutanak özetinde yer alan bazı ifadeleri yalanlaması ise görüşmelerdeki belirsizliği artırdı. Kalkandelen, Öcalan’ın SDG’nin iki yapıya ayrılabileceği yönündeki değerlendirmesinin bölgesel bir düzenlemenin işareti olabileceğini öne sürdü.
ORTADOĞU’DA YENİ DÜZEN TARTIŞMASI
Kalkandelen’in yazısında dikkat çektiği bir diğer nokta ABD’nin bölgeye yönelik siyasi yaklaşımı oldu. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın ulus devlet yapısına eleştirel ifadeleri, bölgedeki güç dengeleriyle ilgili yeni tartışmaları gündeme taşıdı. Kalkandelen’e göre bu açıklamalar, “Ortadoğu’da yeni bir düzenleme” mesajı içeriyor ve Türkiye’nin ulusal yapısını hedef alan bir yaklaşımın parçası.
SÜREÇ NEREYE EVRİLİYOR?
Son günlerde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Kalkandelen, sürecin halktan gizlendiğini, tutanakların eksik paylaşıldığını ve açıklamalar arasındaki çelişkilerin soru işaretlerini büyüttüğünü savunuyor. Yazara göre “terörsüz Türkiye” söylemiyle yürütülen plan, bölgesel güçlerin müdahalesiyle farklı hedeflere yönlendiriliyor. Kalkandelen, gerçek bir çözümün ancak bölgedeki ekonomik, sosyal ve siyasal eşitsizlikler tartışılmadan mümkün olamayacağını belirtiyor.
Okurlar ise şimdi şu soruya yanıt arıyor: Peki bundan sonra ne olacak? Sürecin nasıl şekilleneceği, komisyonun tutanakları tam olarak açıklayıp açıklamayacağı ve siyasi aktörlerin pozisyonlarının değişip değişmeyeceği Ankara’nın önümüzdeki dönemde en çok konuşulacak başlıkları arasında yer alıyor.
