haberebakis.com
Enflasyon ve alım gücündeki sert düşüş, vatandaşın en temel ihtiyaçlara erişimini her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon sepetinde yer alan veriler, mutfakta yaşanan krizin boyutunu net biçimde ortaya koydu. 2020 yılında 232 liraya alınabilen 16 temel gıda ürünü, 2026 itibarıyla 2.902 liraya çıktı. Böylece yalnızca altı yıl içinde fiyatlar yaklaşık 13 kat arttı.
MUTFAKTAKİ FATURA KABARDI
Türk-İş’in aralık ayı verilerine göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 30 bin 143 liraya ulaştı. Bu rakam, milyonlarca hanenin gelirinin büyük bölümünü yalnızca mutfağa ayırmak zorunda kaldığını gösteriyor.
Uzmanlar, gıdada yaşanan bu artışın sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir kriz anlamına geldiğini vurguluyor. Çünkü artan fiyatlar, vatandaşın yeterli ve dengeli beslenmesini de doğrudan etkiliyor.
TÜİK SEPETİ GERÇEĞİ ORTAYA KOYDU
TÜİK verilerine göre, mutfakta bulunması gereken 16 temel besinin kilogram fiyatları üzerinden yapılan hesaplama, çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı.
- Ocak 2020: 232 lira
- Ocak 2026: 2.902 lira
Bu tabloya göre, 16 temel ürünün toplam maliyeti altı yılda yaklaşık 13 kat arttı.
ZAM ŞAMPİYONU: ET
Sepette en sert artış dana etinde yaşandı.
- Dana etinin kilogramı: 46,7 liradan 820 liraya çıktı
- Artış oranı: Yaklaşık 16,5 kat
Tavuk eti de benzer bir seyir izledi:
- Tavuk etinin kilogramı: 11,6 liradan 199 liraya yükseldi
- Artış oranı: Yaklaşık 16 kat
Un da en fazla zamlanan ürünler arasında yer aldı.
- Unun kilogramı: 3,9 liradan 64 liraya çıktı
- Artış oranı: Yaklaşık 16 kat
Pirincin kilogramı 9,6 liradan 147 liraya yükselirken, fiyatı 14,5 kat arttı. Zeytinyağında da tablo değişmedi.
- Zeytinyağının litresi: 28,4 liradan 400 liraya çıktı
- Artış oranı: Yaklaşık 13 kat
GELİRE ORANLA TÜKETİM DAHA DA ZOR
Söz konusu 16 temel ürünün yalnızca 1’er kilogramının toplam maliyeti, bugün en düşük emekli maaşının yaklaşık yüzde 15’ine, asgari ücretin ise yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor.
Bu durum, vatandaşın yalnızca bir alışverişle maaşının önemli bir bölümünü kaybettiğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu tablo, mutfaktaki krizin artık geçici değil, kalıcı hale geldiğini gösteriyor.
“GERÇEK ENFLASYON MUTFAKTA”
Ekonomistler, gıdadaki artışın resmi enflasyon oranlarının çok üzerinde seyrettiğini vurguluyor. Çünkü hanelerin bütçesinde en büyük payı gıda harcamaları oluşturuyor.
Bir ekonomist, “Vatandaşın hissettiği gerçek enflasyon, TÜİK tablolarında değil, pazarda ve mutfakta yaşanıyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
SOSYAL ETKİLER DERİNLEŞİYOR
Uzmanlara göre gıda fiyatlarındaki bu artış, yalnızca alım gücünü değil, toplum sağlığını da tehdit ediyor. Daha ucuz ve düşük besin değerine sahip ürünlere yönelim artarken, et, süt, sebze ve meyve tüketimi giderek azalıyor.
Bu durumun uzun vadede obezite, yetersiz beslenme ve kronik hastalıkları artırabileceği uyarısı yapılıyor.
MUTFAKTAKİ KRİZ DERİNLEŞİYOR
Altı yılda 13 kat artan gıda maliyetleri, mutfağı bir geçim savaşına çevirmiş durumda. Vatandaş, her alışverişte daha az ürün alırken daha fazla ödeme yapmak zorunda kalıyor.
Uzmanlar, gıdadaki bu tırmanışın durdurulamaması halinde sosyal eşitsizliklerin daha da derinleşeceğini ve yoksulluğun kalıcı hale geleceğini belirtiyor.
