Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zafer Özcivan / Ekonomist
Zafer Özcivan / Ekonomist

Finansal piyasaların derinliği ve şeffaflığı

Bir ülkenin ekonomisi sadece fabrikalarla, yollarla ya da yüksek binalarla güçlenmez. Ekonominin görünmeyen ama çok önemli bir tarafı daha vardır: finansal piyasalar. Çoğu insan finansal piyasalar denildiğinde aklına borsa, döviz veya bankalar gelir. Oysa konu bundan çok daha geniştir. Çünkü finansal piyasalar, bir ülkedeki tasarrufların yatırım haline dönüşmesini sağlayan büyük bir sistemdir.

Bu sistemin sağlıklı işlemesi için iki önemli kavram vardır: derinlik ve şeffaflık.

İlk bakışta bu iki kelime teknik gibi gelebilir. Ancak günlük hayatın içinde çok basit örneklerle açıklamak mümkündür.

Bir mahalle pazarı düşünelim. Pazarda sadece iki satıcı varsa ve ürün çeşidi azsa, insanlar fiyat konusunda fazla seçenek bulamaz. Fiyatlar aniden yükselip düşebilir. Ancak yüzlerce satıcının olduğu büyük bir pazarda durum farklıdır. Ürün çoktur, alıcı çoktur, seçenek çoktur ve fiyatlar daha dengeli oluşur.

Finansal piyasaların derinliği de buna benzer.

Derin bir finansal piyasa demek; çok sayıda yatırımcı, çok sayıda finansal araç ve yüksek işlem hacmi demektir. Yani piyasaya büyük miktarda para giriş çıkışı olsa bile sistemin kolay kolay sarsılmaması anlamına gelir.

Sığ piyasalar ise küçük dalgaların büyük fırtınalara dönüşebildiği alanlardır.

Örneğin bir piyasada yeterince yatırımcı yoksa küçük bir satış bile fiyatları ciddi biçimde aşağı çekebilir. Benzer şekilde küçük bir alım da fiyatları gereğinden fazla yukarı taşıyabilir.

Bu durum günlük hayatta da görülür.

Bir mahallede satılık tek ev olduğunu düşünelim. Tek alıcı geldiğinde fiyat hızla yükselebilir. Ama yüzlerce evin alınıp satıldığı bir bölgede fiyatlar daha gerçekçi seviyelerde oluşur.

Finansal piyasalarda da durum aynıdır.

Derinlik arttıkça fiyat hareketleri daha dengeli hale gelir.

Peki bir ülke finansal piyasalarda nasıl derinleşebilir?

Öncelikle tasarrufların artması gerekir.

Çünkü yatırımın kaynağı tasarruftur. İnsanlar kazançlarının bir kısmını biriktirirse bankalar, yatırım fonları ve sermaye piyasaları daha güçlü hale gelir.

İkinci olarak yatırım araçlarının çeşitlenmesi gerekir.

Eğer insanlar sadece dövize, altına veya birkaç hisse senedine yönelirse piyasa dar kalır. Oysa tahviller, yatırım fonları, girişim sermayeleri, emeklilik fonları ve farklı finansal araçlar arttıkça piyasa genişler.

Üçüncü unsur ise güven ortamıdır.

İnsanlar güvenmedikleri bir sisteme para koymak istemez.

Tam bu noktada ikinci önemli kavram olan şeffaflık devreye girer.

Şeffaflık, finansal sistemde herkesin bilgiye eşit ve açık biçimde ulaşabilmesidir.

Bir düşünelim:

Bir şirkete yatırım yapacaksınız ama şirket gelirini, borcunu, risklerini veya geleceğe ilişkin planlarını açıklamıyor.

Böyle bir durumda ne hissedersiniz?

Muhtemelen yatırım yapmadan önce birçok kez düşünürsünüz.

Çünkü insanlar bilinmeyenden korkar.

Şeffaf olmayan piyasalarda söylentiler gerçeklerin önüne geçmeye başlar.

Bir kişi bir haber yayar, başka biri farklı bir iddia ortaya atar ve piyasa gerçek bilgi yerine dedikoduyla hareket etmeye başlar.

Bunun sonucunda fiyatlar gerçek değerlerden uzaklaşabilir.

Geçmişte dünyanın birçok ülkesinde yaşanan finansal krizlerin önemli nedenlerinden biri de bilgi eksikliği ve şeffaflık sorunları olmuştur.

Yatırımcılar bazı riskleri görememiş, bazı şirketlerin gerçek durumunu anlayamamış ve sonunda büyük kayıplar ortaya çıkmıştır.

Şeffaflık yalnızca şirketler için gerekli değildir.

Devlet politikalarında da aynı durum geçerlidir.

Ekonomik kararların neden alındığı, hedeflerin ne olduğu ve gelecekte nasıl bir yol izleneceği açık biçimde anlatıldığında piyasalardaki belirsizlik azalır.

Belirsizlik azalınca yatırımcı güveni artar.

Güven arttığında ise sermaye daha rahat hareket eder.

Aslında finans dünyasında güven görünmez bir para birimi gibidir.

Kağıt üzerinde görünmez ama değeri çok büyüktür.

Bir ülke çok büyük ekonomik kaynaklara sahip olabilir. Doğal zenginlikleri, genç nüfusu veya geniş pazarları olabilir. Ancak finansal sistem yeterince derin ve şeffaf değilse bu potansiyelin tamamı kullanılamayabilir.

Çünkü yatırımcı sadece kazanç aramaz; aynı zamanda güven ve öngörülebilirlik de ister.

Bugün gelişmiş ekonomilere baktığımızda ortak özelliklerden biri güçlü finansal piyasalardır.

Bu ülkelerde yatırımcılar bilgiye daha kolay ulaşır, kurallar daha net işler ve piyasalarda daha fazla seçenek bulunur.

Bu durum yatırımları hızlandırır.

Sonuçta fabrikalar kurulabilir, yeni işler ortaya çıkabilir ve ekonomik büyüme desteklenebilir.

Ekonomi yalnızca para kazanmakla ilgili değildir.

Ekonomi aynı zamanda güven inşa etme sanatıdır.

Finansal piyasaların derinliği ekonomiye güç verirken, şeffaflığı da bu gücün sağlam temeller üzerinde durmasını sağlar.

Sağlam bir bina nasıl güçlü bir temel isterse, güçlü bir ekonomi de sağlam ve güven veren finansal piyasalar ister.

Çünkü ekonomide görünen rakamların arkasında görünmeyen ama çok değerli bir unsur vardır:

Güven. Ve güvenin olduğu yerde yatırım, üretim ve büyüme daha güçlü şekilde yeşerir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI