Haberebakis.com
Manisa’da plansız sanayileşme ve kontrolsüz kentleşmenin çevre ve halk sağlığı üzerindeki etkileri giderek ağırlaşırken, Manisa Kültür ve Tabiat Varlıklarını ve Çevreyi Koruma Derneği Başkanı ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu eski Üyesi Ali Suat Ertosun, Manisa Ziraat Mühendisleri Odası’nda yaptığı konuya dair basın açıklamasında, nüfus ve sanayi yoğunluğunun kentin taşıma kapasitesinin çok üzerine çıktığını belirterek ciddi uyarılarda bulundu. “Şehir büyüyor ancak bu büyüme ne doğayı koruyor ne de insanımızı” diyen Ertosun, yetkililere seslendi. Sanayileşmeye karşı olmadıklarını, ancak Manisa’da yaşanan sürecin sağlıklı bir kalkınma değil ‘hormonlu büyüme’ olduğunu vurgulayan Dernek Başkanı Ali Suat Etosun, “Bugün Manisa’da şehir gelişim planlamaları açısından nüfus kaldırma kapasitesinin çok üstünde bir yoğunluk vardır. Plansız büyüme ve sanayi siteleri maden ocakları ile hem toprağın nefesini kesiyor, hem de kentin doğal dengesini geri dönülmez biçimde zedeliyor. Bugünkü tarım alanlarımızı yok edersek, sağlıklı gıda ve yeraltı sularımızı da heba edersek, sağlıklı gıda ve temiz su bulamayacağız” dedi. Maden faaliyetleri, aşırı sanayi kullanımı ve tarımda vahşi sulama nedeniyle yeraltı su seviyelerinin yüzlerce metre aşağıya çekildiğini ifade eden Ertosun, bunun toprakta tuzlanmaya ve obruk oluşumlarına neden olduğunu söyledi. Doğudan batıya yaklaşık 50 kilometrelik hat boyunca Turgutlu, Bağyurdu, Kemalpaşa, Manisa, Muradiye, Çiğli ve Menemen OSB’leriyle Manisa’nın adeta sanayi alanları arasında sıkıştığını ifade eden Ertosun, Manisa OSB’nin 8’inci, Muradiye OSB’nin ise 3’üncü kısımlara kadar büyüdüğünü, toplam sanayi alanı sayısının fiilen 17’ye ulaştığını dile getirdi. Spil Dağı ile Yuntdağı arasında kalan ovada hava sirkülasyonunun zayıf olduğuna dikkat çeken Ertosun, fabrika bacalarından çıkan kükürt dioksit ve azot oksit gazlarının kent üzerinde ‘hava kirliliği kapanı’ oluşturduğunu söyledi.
Kentteki büyümenin ne doğayı koruduğunu ne de insanı merkeze aldığını vurgulayan Ertosun, altyapı eksiklikleri nedeniyle zehirli atıkların toprağa karıştığını, bunun da başta kanser olmak üzere hayati sağlık sorunlarını artırdığını ifade etti. Ertosun, Manisa’nın mevcut büyüme modeliyle adeta ‘kendi insanını yiyerek ayakta durmaya çalışan’ bir kent haline geldiğini dile getirdi. Sanayi tesislerinin devasa miktarda su tükettiğini ve atık sularla çevreyi kirlettiğini belirten Ertosun, arıtılmadan veya yetersiz arıtılarak doğaya bırakılan atık suların ağır metal kirliliğine yol açtığını söyledi. Tekstil, metal ve elektronik sanayisinden çıkan atıkların kadmiyum, kurşun, civa ve krom gibi ağır metaller içerdiğini ifade eden Ertosun, bu kirliliğin Gediz Nehri’ni bitme noktasına getirdiğini, Akhisar ve Kırkağaç ovalarının da aynı tehlikeyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
ONLARCA DAVA AÇTILAR
Dernek olarak bugüne kadar çevreyle ilgili 22 dava açtıklarını belirten Ali Suat Ertosun, bunlardan 4’ünün lehlerine, 3’ünün aleyhlerine sonuçlandığını söyledi. Bu davalar sayesinde Muradiye Orman Fidanlığı dahil olmak üzere Manisa’da yaklaşık 10 bin dönüm tarım arazisinin kurtarıldığını ve 8 taşınmaz kültür varlığının tescillendiğini kaydetti. Ertosun, Gördes Ulu Camii, Şehzadeler Teknik ve Anadolu Lisesi atölye binaları, Çaybaşı Deresi üzerindeki tarihi köprüler ve Beyazfil binası için verilen mücadeleleri anlattı. Ulupark’a katlı otopark yapılmasından vazgeçilmesini önemli bir kazanım olarak değerlendiren Ertosun, Manisa Büyükşehir Belediyesi ve meclisine teşekkür etti. Dernek olarak sürdürülebilir çevre, tarım ve kültürel miras için çeşitli projeler hazırladıklarını belirten Ertosun; atık suyun yeniden kullanımı, Manisa Tarzanı Müzesi, Manisa Evleri Sokağı, Şehitler Anıtı ve Anıt Ağaç Envanteri projelerini anlatarak, amaçlarının Manisa’yı sadece bir sanayi kenti değil, yaşanabilir ve marka bir şehir haline getirmek olduğunu söyledi. Manisa’nın sanayi baskısı altında bulunduğunu vurgulayan Ertosun, “Biz sanayileşmeye karşı değiliz, ranta karşıyız. Manisa’nın bir ‘Kırmızı Pazartesi’ yaşamasını istemiyoruz” diyerek yetkilileri ve halkı duyarlı olmaya çağırdı.
BYD MANİSA İÇİN FELAKET OLUR
BYD’nin Manisa’da faaliyete geçireceği fabrikaya ilişkin ilginç iddialar da ortaya atan Ertosun; fabrikanın, yetkili isimlerinin açıklamalarının aksine yapılmayacağını, açılması durumunda ise Manisa için felaket olacağını ileri sürdü. Ertosun, “Ben Ankara’daki ve Manisa’daki bazı yetkililerle görüştüm. Tabi ki bunlar kulis bilgiler, bana açıkça bilgi vermiyorlar. Diyorlar ki, BYD fabrikası Manisa’da gerçekleşmeyecek. Hatta söylediklerine göre Şubat be Mart aylarında bu açıklanacak. Orası Manisa’nın en verimli tarım alanıydı. Buraya fabrika yapılacak olması insanın vicdanını sızlatıyor. O topraklar bir sanayi için verilir mi? Bir de şu var, bunların pilli aküleri bu çevreye zarar verecek. Türkiye’de bunun altyapısı yok arkadaşlar. Avrupa’daki gibi bunlarla ilgili bir altyapı kanun düzenlemesi yok. Manisa’yı büyük bir çevre felaketi bekliyor. 12 bin işçi çalışacak, diyorlar. Bin tane Çinli’nin geleceği belli mi? Burada nasıl bir koloni kuracakları belli mi? Ayrıca saha için elektronik altyapısı ihale edilmişti. Baz istasyonları vesaire gibi o ihalenin iptal edildiğini, geri çekildiğini öğrendik. Bu da tabii ki bir kulis bilgisi, fakat geri dönüşün başlangıcı o elektronik altyapı ihalesinin iptal edilmesi de diyebiliriz. OSB tarafından inşa edilecek olan lojmanlar da Çinliler için yapıldı. OSB bugüne kadar bir tek işçiye lojman yaptı mı? Türkiye’deki tüm OSB’leri düşünün. Bugüne kadar OSB’ler bir tek işçisi için lojman yapmadı. Ama BYD Manisa’da yatırım yapmaya karar verdikten sonra 2024 yılında yönetmelik değiştirildi ve OSB’ler lojman yapmaya karar verdi. İlk uygulamasını Manisa’da yaptı. Şimdi diyorlar ki biz bunları Çin’ler için yapmıyoruz. Tabi ki öyle diyecekler. Çinliler için yapılıyor diyecek hayalleri yok. Ama Manisa yapıyor, Antep niye yapmıyor, Antalya niye yapmıyor, Sakarya niye yapmıyor? Bunların da irdelenmesi lazım” dedi.
