Haberebakis.com
BirGün Gazetesi köşe yazarı Osman Öztürk, kaleme aldığı yazıda Sağlık Bakanlığı’nın özel hastane lisansları ve uzman doktor kadrolarını açık artırma yöntemiyle dağıtma kararını mercek altına aldı. Öztürk, AKP döneminde hızla büyüyen özel sağlık sektörünün geldiği noktayı rakamlar ve örneklerle değerlendirirken, yeni düzenlemenin sağlık sisteminde yaratabileceği sonuçlara dikkat çekti.
AKP DÖNEMİNDE ÖZEL HASTANELERİN YÜKSELİŞİ
Osman Öztürk, yazısında Türkiye’de özel hastanelerin geçmişte de var olduğunu ancak bugünkü ölçekte olmadığını hatırlattı. 2000’li yılların başına kadar özel hastanelerin çoğunun hekimlerin ortaklığıyla kurulan, 50 ila 100 yataklı mütevazı yapılar olduğunu vurgulayan Öztürk, asıl kırılmanın 2002 sonrası yaşandığını belirtti. AKP’nin iktidara gelmesinden kısa süre sonra açıklanan Acil Eylem Planı’nda özel sektör yatırımlarının açıkça teşvik edildiğine dikkat çekti.
SGK DESTEĞİYLE BÜYÜYEN SEKTÖR
Öztürk’e göre özel sağlık sektörünün hızla büyümesinin temel nedenlerinden biri, SGK kaynaklarının özel hastanelere açılması oldu. Özel hastaneler, SGK ödemelerinin yanı sıra hastalardan ilave ücret alma hakkı kazandı. Bu durumun, kamu güvencesiyle çalışan bir özel sağlık piyasası yarattığını ifade eden Öztürk, bu süreci “Yürü ya kulum” dönemi olarak tanımladı.
ÇARPICI ARTIŞ: SAYILAR NE DİYOR?
Osman Öztürk, yazısında özel hastanelerdeki artışı rakamlarla ortaya koydu. AKP döneminde özel hastane sayısının ikiye katlandığını belirten Öztürk, yatak sayısının iki buçuk kat, yatan hasta sayısının beş buçuk kat, ameliyat sayısının ise altı kat arttığını aktardı. Özel hastanelere başvuran hasta sayısındaki artışın ise on iki katı aştığını vurguladı.
KAMU HASTANELERİ NASIL ETKİLENDİ?
Öztürk’e göre özel hastanelerin yaygınlaşması, kamu hastanelerini doğrudan etkiledi. Doktor ve sağlık çalışanlarının önemli bir bölümünün özel sektöre geçmesi, kamu hastanelerinin zayıflamasına yol açtı. Kışkırtılmış sağlık talebiyle birlikte bu durumun kamu sisteminde ciddi bir yük oluşturduğunu belirten Öztürk, bu tablo karşısında Sağlık Bakanlığı’nın özel hastanelerin doktor kadrolarını sınırlamak zorunda kaldığını ifade etti.
KADROLARIN TİCARETE DÖNÜŞMESİ
BirGün yazarı Osman Öztürk, kadro sınırlamaları sonrası ortaya çıkan yeni tabloya da dikkat çekti. Özel hastanelere verilen branş ve doktor kadrolarının piyasada alınıp satılmaya başlandığını belirten Öztürk, internet sitelerinde “satılık kardiyoloji kadrosu” ya da “satılık çocuk sağlığı kadrosu” gibi ilanların yaygınlaştığını hatırlattı. Ruhsatların ve hastane izinlerinin de benzer biçimde el değiştirdiğini aktardı.
BAKANLIĞIN LİSANS HAMLESİ
Öztürk’ün değerlendirmesine göre Sağlık Bakanlığı, kendi verdiği izinlerin piyasada alınıp satıldığını gördükten sonra sürece doğrudan müdahil oldu. Geçtiğimiz ay yayımlanan Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği ile hastane açma, yatak artırma ve uzmanlık kadrosu oluşturma yetkisinin lisans şartına bağlandığını belirten Öztürk, bu lisansların açık artırma usulüyle satılmasının yeni bir döneme işaret ettiğini yazdı.
AÇIK ARTIRMA İLANINDA DETAYLAR
Osman Öztürk’ün aktardığına göre “2026 Yılı Özel Hastane Açılması, Uzmanlık Branşlarında Kadro ve İlave Yatak Lisansı” başlıklı ilan kapsamında 19 hastane, 1.260 yatak ve 2.513 uzman doktor lisansı satışa çıkarıldı. İhalelerde her lisans için tahmini bedel belirlendiğini ve bu bedelin altındaki tekliflerin kabul edilmeyeceğini vurguladı.
İLLERE VE BRANŞLARA GÖRE BEDELLER
Öztürk, ilan edilen rakamlara da yazısında yer verdi. Ardahan’da bir özel hastane lisansı için 20 milyon TL, Sinop’ta ise 30 milyon TL tahmini bedel belirlendiğini aktardı. Kalp ve damar cerrahisi ile ruh sağlığı branşlarında lisans bedellerinin 500 bin TL, kadın hastalıkları ve doğum ile çocuk sağlığı branşlarında ise 250 bin TL olarak açıklandığını belirtti.
SAĞLIKTA PİYASA TARTIŞMASI
BirGün yazarı Osman Öztürk, yazısını sağlık hizmetlerinin giderek daha fazla piyasa kurallarına göre şekillendiği uyarısıyla tamamladı. Açık artırma yöntemiyle satılan lisansların, sağlık hizmetine erişimde yeni eşitsizlikler yaratabileceğini belirten Öztürk, bu sürecin kamusal sağlık anlayışı açısından yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı.
