Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zafer Özcivan / Ekonomist
Zafer Özcivan / Ekonomist

Ekonominin kendi kendini frenlemesi

Ekonomi bazen araba gibi davranır. Gaza fazla yüklenildiğinde motor ısınır, yakıt hızlı tükenir ve araç kontrolsüz hale gelir. İşte tam bu noktada sistem kendini korumak için yavaşlamaya başlar. Ekonomide de benzer bir durum vardır. Buna halk arasında “ekonominin kendi kendini frenlemesi” denebilir.

Bir ülkede ekonomi uzun süre hızlı büyüdüğünde ilk başta herkes memnun olur. Fabrikalar daha çok üretir, insanlar daha fazla harcama yapar, krediler kolay dağıtılır, ev ve araba satışları artar. Piyasada canlılık oluşur. Ancak bu canlılık kontrolsüz hale geldiğinde ekonomi bir süre sonra kendi içinde sorun üretmeye başlar.

Örneğin vatandaşın geliri aynı hızda artmazken harcamalar büyür. İnsanlar kredi kartına yüklenir, ihtiyaç dışı tüketim artar. Şirketler daha fazla kazanma isteğiyle hızlı yatırım yapar. Bankalar bol kredi verir. Talep büyüdükçe fiyatlar yükselmeye başlar. İşte enflasyonun ateşi de burada harlanır.

Enflasyon yükseldikçe vatandaşın cebindeki para erir. Maaş aynı kalsa bile market poşeti küçülür. İnsanlar artık “gerekli olmayan” harcamaları kısmaya başlar. Bir aile geçen yıl rahatça dışarıda yemek yiyebiliyorsa bugün aynı hesabı iki kez düşünür hale gelir. Telefon değiştirme, tatil planı yapma ya da yeni eşya alma gibi harcamalar ertelenir.

Tam bu noktada ekonomi yavaş yavaş frene basmaya başlar.

Çünkü tüketici harcamayı azalttığında işletmelerin satışları düşer. Satış düşünce üretim azalır. Üretim azalınca yeni eleman alımları durur. Bazı sektörlerde küçülme başlar. Böylece ekonomideki aşırı ısınma doğal biçimde soğumaya geçer.

Aslında ekonominin kendi kendini frenlemesi bazen devlet müdahalesi olmadan da ortaya çıkar. Çünkü piyasa bir noktadan sonra yüksek fiyatları taşıyamaz hale gelir. Vatandaşın alım gücü düştükçe talep geriler. Talep azalınca da şirketler fiyat artırmakta zorlanır.

Özellikle yüksek faiz dönemlerinde bu durum daha net görülür. Faiz yükseldiğinde kredi çekmek zorlaşır. Ev almak isteyen vatandaş kredi maliyetini görünce beklemeye geçer. Otomobil almak isteyen kişi hesap yapar ve vazgeçebilir. Şirketler de yatırım kararlarını ertelemeye başlar. Çünkü borçlanmanın maliyeti yükselmiştir.

Sonuçta ekonomi daha yavaş dönmeye başlar.

Bugün birçok ülkede merkez bankalarının yaptığı da aslında kontrollü bir frenleme hareketidir. Amaç ekonomiyi tamamen durdurmak değil, aşırı hızın yol açacağı kazaları önlemektir. Çünkü kontrolsüz büyümenin sonunda genellikle daha büyük krizler gelir.

Mesela bir ülkede konut fiyatları sürekli yükseliyorsa insanlar “nasıl olsa daha da artacak” düşüncesiyle ev almaya koşar. Bu durum bir balon oluşturabilir. Ancak faizler yükselince ve gelirler aynı hızda artmayınca konut talebi düşer. Satışlar azalır. Fiyat artışları yavaşlar. Yani piyasa kendi kendini dengelemeye başlar.

Benzer durum döviz piyasasında da yaşanabilir. İnsanlar sürekli döviz alıyorsa kur yükselir. Ancak kur yükseldikçe ithalat pahalanır, üretim maliyetleri artar ve ekonomi baskı hisseder. Bir noktadan sonra yüksek maliyetler nedeniyle tüketim düşer. Böylece döviz talebi de yavaşlayabilir.

Ekonominin kendi kendini frenlemesi bazen olumlu, bazen olumsuz sonuçlar doğurur.

Olumlu tarafı şudur: Aşırı şişen piyasaların daha büyük kriz üretmesi engellenebilir. Fiyatlar biraz dengelenir. Talep normale döner. Ekonomi nefes alma fırsatı bulur.

Olumsuz tarafı ise şudur: Fren bazen fazla sert olabilir. İşletmeler satış yapamaz hale gelir. İşsizlik artabilir. Küçük esnaf zorlanabilir. İnsanlar harcamayı tamamen kısmaya başlayınca piyasada durgunluk oluşabilir. Bu nedenle ekonomide denge çok önemlidir.

Uzmanların sık kullandığı “yumuşak iniş” kavramı tam da bunu anlatır. Amaç ekonomiyi ani frenle durdurmak değil, kontrollü şekilde yavaşlatmaktır. Çünkü sert fren bazen motoru dağıtır.

Türkiye gibi enflasyonla mücadele eden ülkelerde vatandaş bu süreci günlük hayatında çok net hisseder. İnsanlar artık ihtiyaç listesi yaparak markete gidiyor. Kredi kartı harcamaları daha dikkatli yapılıyor. Büyük alışverişler erteleniyor. Şirketler maliyet hesabını daha sık yapıyor. Yani ekonomi tabandan başlayarak doğal bir yavaşlama sürecine giriyor.

Aslında bu durum yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Ekonominin kendi kendini frenlemesi toplum psikolojisini de etkiler. İnsanlar geleceğe dair daha temkinli davranır. “Bugün harcamayayım, yarın lazım olur” düşüncesi yaygınlaşır. Tasarruf eğilimi artar. Bu da ekonomideki dönüşümü hızlandırır.

Sonuç olarak ekonomi bazen kendi içinde oluşan baskılar nedeniyle yavaşlamak zorunda kalır. Yüksek enflasyon, pahalı kredi, düşen alım gücü ve azalan tüketim ekonominin doğal fren mekanizmasını oluşturur. Bu süreç kısa vadede zorlayıcı olabilir. Ancak doğru yönetildiğinde daha dengeli ve sağlıklı bir ekonomik yapının kurulmasına da katkı sağlayabilir.

Önemli olan frenin zamanında ve ölçülü olmasıdır. Çünkü ne sürekli tam gaz gitmek mümkündür ne de sürekli frene basarak ilerlemek. Ekonomide asıl başarı, hız ile denge arasındaki doğru noktayı bulabilmektir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI