Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ekonomide ‘iyileşme’ söylemleri kimseyi ikna etmiyor!

Ekonomistler, hükümetin reform vurgusuna karşın gerçek dönüşümün mülkiyet hakları, yargı bağımsızlığı ve siyasetten arındırılmış kurumlarla mümkün olacağını belirtiyor. Ekonomide ‘iyileşme’ söylemleri kimseyi ikna etmiyor!

Ekonomistler, hükümetin reform vurgusuna karşın gerçek dönüşümün mülkiyet hakları, yargı

Haberebakis.com


Ekonomi yönetiminin son aylarda sıkça dile getirdiği “iyileşme” mesajları ve 2026’nın “yapısal reform yılı” olacağı yönündeki açıklamalar uzmanlar tarafından temkinli yaklaşımla karşılanıyor. Ekonomistler, gerçek bir yapısal dönüşümün ancak mülkiyet haklarının korunması, yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi ve bağımsız kurumların siyasetten uzaklaştırılmasıyla mümkün olacağını vurguluyor.

REFORM SÖYLEMİ YATIRIMCIYI İKNA ETMİYOR
Ekonomi yönetimi, yer aldıkları uluslararası platformlarda Türkiye ekonomisine ilişkin iyimser değerlendirmelerde bulunmayı sürdürüyor. Son olarak Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Doha Forum 2025’te yaptığı konuşmada bütçe açığından rezervlere kadar birçok göstergede olumlu gelişme bulunduğunu belirterek 2026’nın “yapısal reform yılı” olacağını söyledi. Şimşek, enflasyonun düşüş eğiliminde olduğunu ve bu sürecin devam edeceğini ifade etti.

Ancak uzmanlara göre verilen taahhütlerin yatırımcı nezdinde güçlü bir karşılığı bulunmuyor. Devlet Planlama Teşkilatı eski planlama uzmanı Prof. Dr. Uğur Emek, piyasa ekonomisinin sağlıklı işleyebilmesi için reformların hukuki temelde ilerlemesi gerektiğinin altını çiziyor. Emek, “Ekonomide başarı hedefleniyorsa önce mülkiyet hakları güvence altına alınmalı, yargı bağımsızlığı sağlanmalı ve düzenleyici kurumlar siyasetten arındırılmalı” değerlendirmesinde bulunuyor.

Emek, hükümetin “yapısal reform” söylemini sıkça kullandığını ancak bunun somut bir takvimle desteklenmediğini belirtiyor. Uluslararası Para Fonu’nun son raporunda ilk kez “yargı dürüstlüğü” uyarısında bulunmasının dikkat çekici olduğunu söyleyen Emek, yatırımcıların sözlerden çok kurumların işleyişine baktığını ifade ediyor.

REFORMLAR İÇİN SOMUT TAKVİM ŞART
Prof. Dr. Uğur Emek, Kamu İhale Kanunu’ndaki şeffaflık sorunlarına, kamu-özel işbirliği garanti borçlarının açıklanmamasına ve Türkiye Varlık Fonu bünyesindeki kamu iktisadi teşebbüslerinin denetim dışı bırakılmasına işaret ediyor. Ona göre yapısal reformdan söz ediliyorsa bunun takvimle ve somut adımlarla desteklenmesi gerekiyor.

Emek, önerilerini şöyle sıralıyor:
– “Kamu İhale Kanunu’nun AB standartlarına uyumlu hale getirileceği tarih netleştirilmeli.”
– “Türkiye Varlık Fonu kapsamındaki tüm kamu işletmeleri belirli bir tarihte Sayıştay denetimine açılmalı.”
– “Kamu-özel işbirliği garantileri gecikmeden kamuoyuna açıklanmalı.”

Bu adımlar atılmadan reform söyleminin eksik kaldığını belirten Emek, yatırımcıların güven aradığını, bu nedenle belirsizliğin ortadan kalkması gerektiğini vurguluyor.

MAKRO VERİLER GERÇEK SIKINTIYI YANSITIYOR MU?
Ekonomist Prof. Hayri Kozanoğlu ise hükümetin büyüme ve enflasyona ilişkin sunduğu iyimser tablonun toplumun geniş kesimleri tarafından hissedilen ekonomik baskıyı yansıtmadığını ifade ediyor. Kozanoğlu, büyüme potansiyeli yüzde 5 olan bir ekonomide yüzde 3’lük büyümenin başarı olarak sunulmasının doğru olmadığını belirtiyor.

Kozanoğlu’na göre dar gelirli yurttaşların harcamalarının büyük kısmı gıda ve konuta gidiyor. İç talebin büyük bölümünü ise yüksek gelir gruplarının tüketim kalıpları belirliyor. Sanayideki durgunluk nedeniyle ithalat yatay seyrederken, lüks tüketime yönelik ürünlerde artış gözleniyor.

Eğitim ve sağlık gibi temel alanlarda kamusal hizmetlerin zayıflamasıyla yurttaşların zorunlu ihtiyaçlarını piyasadan karşılamak zorunda kaldığını belirten Kozanoğlu, bütçenin önemli kısmının faiz ödemelerine aktarıldığını da hatırlatıyor. Ona göre mevcut tablo birçok ülkede ciddi bir sosyal sorun olarak değerlendirilirdi.

2026’DA NE OLACAK?
Ekonomistler, 2026’nın “yapısal reform yılı” ilan edilmesinin önemli olduğunu ancak reformların yalnızca söylem düzeyinde kalmaması gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar, mülkiyet haklarının korunması, hukukun üstünlüğü ve bağımsız kurumların güçlendirilmesi gibi konularda somut adımların atılması durumunda ekonomide kalıcı bir iyileşmenin mümkün olacağını vurguluyor.

Gerçek dönüşümün ancak siyasi müdahaleden bağımsız bir kurumsal çerçeveyle sağlanabileceğini belirten uzmanlara göre, reform süreci şeffaflık ve güven temelinde ilerlerse yatırımcıların da ekonomiye yönelik algısı güçlenecek.

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI