Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zehra Sürmeli / Ph.D. Sosyolog
Zehra Sürmeli / Ph.D. Sosyolog

Düşünce Durağı / Sorumluluğun kimseye uğramadığı ülke

(Ne güzel bir ülke, değil mi?)

 

Ne şanslıyız.

Bu ülkede kimle konuşsanız haklı.

Biraz dinlerseniz masum da.

Biraz daha sabrederseniz, sorumluluğun aslında hep başkasına ait olduğunu öğrenirsiniz.

Böylesine haklı ve masum bir kalabalığın yaşadığı yerde işlerin yolunda gitmesi gerekmez mi?

Gitmiyorsa da bunun mutlaka bir sebebi vardır.

Muhtemelen yine bizimle ilgisi yoktur.

 

Haklılık artık bir sonuç değil, bir vatandaşlık hakkıdır.

Ne olduğunu bilmeye gerek yoktur; önemli olan neden haklı olduğundur.

Tartışmalar gerçeğe ulaşmak için yapılmaz.

Zaten haklıysan gerçeğe ne gerek var?

 

Dinlemek risklidir.

Şüphe etmek yorucudur.

Haklıysan ikisine de ihtiyacın yoktur.

 

Masumiyet bu düzenin sigortasıdır.

Kimse bilerek yapmaz.

Kimse isteyerek kırmaz.

Kimse farkında değildir.

Her şey “yanlışlıkla” olur.

Yanlışlar vardır ama yapan yoktur.

“Faili hep meçhul”

Sonuçlar ağırdır ama herkesin vicdanı tertemizdir.

 

Sorumluluk mu?

O biraz abartılıyor.

 

Sorumluluk, insanın keyfini kaçırır.

Masumiyetle kurduğu o konforlu ilişkiyi bozar.

Çünkü yanlışın varlığını kabul etmek yetmez;

o yanlışta kendi payını görmek gerekir.

Bu da gereksiz bir cesaret ister.

O yüzden sorumluluk hep ertelenir.

Zaman uygun değildir.

Şartlar elverişli değildir.

Önce başkaları başlamalıdır.

Sorumluluk, herkesin konuştuğu ama kimsenin üstüne almadığı ortak bir yüktür.

Yerde durur.

Kimse dokunmaz.

Sonra büyür.

Ağırlaşır.

Ve herkes bu ağırlıktan şikâyet eder.

 

İşin tuhaf yanı şudur:

Haklılık rahatlatır ama hiçbir şeyi düzeltmez.

Masumiyet aklar ama hiçbir şeyi iyileştirmez.

Sorumluluk ise can yakar.

Bu yüzden pek sevilmez.

Ama ne gariptir ki, bir tek o işe yarar.

 

Biz rahat olanı seçip zor olandan kaçtıkça düzen değişmez.

Herkes haklı olduğu için kimse öğrenmez.

Herkes masum olduğu için kimse yüzleşmez.

Kimse sorumlu olmadığı için hiçbir şey değişmez.

 

Sonra tartışmalar çoğalır.

Gürültü artar.

Herkes konuşur.

Kimse dinlemez.

Çünkü dinlemek, insanın haklılığında küçük bir çatlak yaratabilir.

O çatlak da pek tekin değildir. Allah muhafaza..

 

En sonunda hep birlikte sorarız:

“Bu hâle nasıl geldik?”

Cevap genelde can sıkıcıdır.

O yüzden pek sevilmez.

“Adım adım.”

“Hep birlikte.”

“Kaça kaça.”

“Susarak.”

“Sorumluluğu birbirimize bırakarak.”

Sonuç olarak belli ki:

Kimse yapmadı.

Ama herkes oradaydı.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI