Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zehra Sürmeli / Ph.D. Sosyolog
Zehra Sürmeli / Ph.D. Sosyolog

Düşünce Durağı / Haklı olmak, doğru olmaktan ne zaman daha önemli oldu?

Bir zamanlar insanlar tartışırken gerçeği arardı. Şimdi ise tartışmaların asıl hedefi çok daha mütevazı: Son sözü söylemek. Hatta mümkünse büyük harflerle. Doğru mu? O detaylarla ilgilenmiyoruz artık.

 

Haklılık: Yeni Nesil Kişisel Marka

Eskiden insanlar CV’sine deneyimlerini yazardı. Bugün ise görünmez bir başlık var: “Her konuda haklıyım.” Toplantıda, aile sofrasında, Twitter zincirinde fark etmez… Herkesin içinde küçük bir iç ses var ve sürekli şunu fısıldıyor: “Biraz daha zorla, kesin haklı çıkarsın.”

Mantıklı olmak zahmetlidir. Araştırma ister, düşünmek ister, bazen de “Dur bir dakika, ben saçmalamışım” diyebilme olgunluğu ister. Oysa haklı görünmek çok daha pratiktir: Ses tonunu yükselt, birkaç iddialı cümle kur, mümkünse bir de istatistik uydur. Oldu sana uzman.

 

“Ben Yanılmışım” Cümlesi: Nesli Tükenmekte Olan Bir İfade

“Ben yanılmışım” demek artık neredeyse mitolojik bir cümle. Kimse duymadı ama herkes varlığını kabul ediyor. Tıpkı tek boynuzlu atlar gibi.

Oysa bu cümleyi kurabilen insanlar, zihinsel olarak olimpiyat sporcusu gibidir. Ama ne yazık ki algoritma onları değil, her konuda fikri olan amcasını öne çıkarır.

 

Sosyal Medya: Haklılık Olimpiyatları

Sosyal medya, gerçeği arayanların değil, tartışmayı kazanmak isteyenlerin oyun alanı. Herkes mikrofonu kapmış konuşuyor, kimse gerçekten dinlemiyor. Yorumlar kısmı bir tür dijital boks ringi: Amaç fikir üretmek değil, karşı tarafı nakavt etmek.

En çok beğeni alan yorum en doğru sayılıyor. Yani matematik kuralı şu: Beğeni sayısı = Gerçeklik katsayısı. Bilim insanları bunu çözmeye çalışıyor.

 

İlişkilerde Haklı Çıkmanın Muhteşem Zaferi!

Diyelim ki tartışmayı kazandınız. Karşı taraf sustu. İçinizden bir ses “Zafer!” diye bağırıyor. Ama garip bir şey oluyor: O kişi artık sizi daha az arıyor, daha kısa cevap veriyor ve giderek uzaklaşıyor.

Meğer sürekli haklı çıkan insanlarla yaşamak, sürekli savunma yapmanız gereken bir sınav haftası gibiymiş. Kimse ömür boyu vize-final düzeninde ilişki yaşamak istemiyor.

 

Bilgelik: Pek Satmayan Bir Ürün

Bilge insanlar sakin konuşur, soru sorar, düşünür ve gerektiğinde fikrini değiştirir. Sorun şu: Bunlar hiç viral olmaz. Kimse “Bugün fikrimi değiştirdim” başlıklı bir gönderiyi paylaşmıyor.

Ama “Herkes yanlış biliyor! Gerçekleri ben açıklıyorum!” diyen biri anında binlerce etkileşim alıyor. Çünkü özgüven her zaman bilgiden daha yüksek sesle konuşur.

 

Sonuç: Haklıyız… Ama Yalnızız

Haklı çıkmak egoya iyi gelir ama ilişkilere pek iyi gelmez. Doğruyu aramak ise zahmetlidir ama insanı geliştirir, derinleştirir, büyütür.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: Gerçekten haklı mı olmak istiyoruz, yoksa sadece alkış mı istiyoruz?

Çünkü haklı olmak geçici bir zaferdir. Doğru olmak ise uzun vadeli bir karakter meselesidir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI