Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zehra Sürmeli / Ph.D. Sosyolog
Zehra Sürmeli / Ph.D. Sosyolog

Düşünce Durağı / Bu kadar çok konuşup bu kadar az şey söylemek

Modern çağın en büyük başarılarından biri şu olabilir: Hiç bu kadar çok konuşmamıştık ve hiç bu kadar az şey anlatmamıştık. Gün boyunca binlerce kelime üretiyoruz; mesajlar, yorumlar, toplantılar, sesli notlar… Ama günün sonunda zihnimizde kalan şey çoğu zaman sadece yorgunluk.

 

Gürültü: Yeni Normalimiz

Artık sessizlik garip karşılanıyor. Bir ortamda birkaç saniye kimse konuşmazsa, herkes huzursuzlanıyor. Sanki görünmez bir alarm çalıyor: “Hemen biri bir şey desin! Fark etmez, yeter ki bir şey olsun.”

Toplantılarda da durum aynı. Gerçekten katkı sunan fikirler değil, en uzun konuşanlar dikkat çekiyor. Bir cümleyle anlatılabilecek fikirler beş dakikaya yayılıyor, kimse de itiraz etmiyor. Çünkü herkes sırasını bekliyor: O da biraz konuşacak.

 

Konuşuyorum, Öyleyse Varım

Sosyal medya bu felsefeyi resmen hayata geçirdi. Paylaşmıyorsan yok gibisin. Yorum yapmıyorsan fikrin yok sanılıyor. Her konuda görüş bildirmek adeta vatandaşlık görevi haline geldi.

Gündem ne olursa olsun, dakikalar içinde binlerce uzman beliriyor: Ekonomi, psikoloji, dış politika, eğitim, sağlık… Hepsinde diplomamız varmış gibi rahatız. Çünkü kimse yanlış söylemekten korkmuyor. Zaten yarın kimse bugün ne dediğimizi hatırlamayacak.

 

Derinlik Yerine Hız

 

Düşünmek zaman ister. Susmak cesaret ister. Ama hız çağında bunların ikisi de lüks sayılıyor. Hızlı cevap verenler zeki, hemen tepki gösterenler ilgili, her şeye yorumu olanlar donanımlı kabul ediliyor.

Bir fikri gerçekten anlamak yerine, onunla ilgili hızlı bir cümle üretmek daha değerli hale geldi. Derinlik sıkıcı, yüzeysellik ise oldukça popüler.

 

Dinlemek mi? O da Ne?

Bu kadar çok konuşulan bir dünyada dinlemenin çok değerli olması beklenirdi. Ama tam tersi oldu: Dinlemek neredeyse unutulmuş bir beceriye dönüştü.

İnsanlar karşısındakini anlamak için değil, kendi konuşacakları ana hazırlanmak için dinliyor. Konuşmalar, karşılıklı alışveriş değil; yan yana akan iki ayrı monolog gibi ilerliyor. Herkes anlatıyor, herkes haklı, herkes anlaşılmamış hissediyor. Oldukça verimli bir sistem.

 

Az Konuşmak: Radikal Bir Eylem

Bugün az konuşan biri ya soğuk, ya mesafeli ya da ilgisiz olarak etiketleniyor. Oysa belki de sadece düşünüyordur. Belki de gerçekten söylemeye değer bir şey söylemek istiyordur.

Ama kabul edelim: Düşünülmüş bir cümle yerine, anında verilmiş vasat bir cevap her zaman daha çok alkış alıyor. Çünkü hız, içerikten daha kolay tüketiliyor.

 

Sonuç: Çok Ses, Az Anlam

Bu çağın en büyük ironisi şu olabilir: İletişim araçlarımız hiç bu kadar gelişmemişti ama birbirimizi anlama becerimiz hiç bu kadar zayıflamamıştı.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi: Gerçekten söyleyecek bir şeyimiz olduğu için mi konuşuyoruz, yoksa sadece sessizlikle baş başa kalmaktan korktuğumuz için mi?

 

Çünkü bazen en etkili cümle, söylenen değil; bilerek söylenmeyendir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI