Dünyanın farklı şehirlerinde yaşayan insanların cebine ay sonunda ne kadar para girdiği, sadece çalışanları değil, ekonomistleri de yakından ilgilendiriyor. Çünkü bir şehirde alınan maaş, o şehirdeki yaşam kalitesi hakkında önemli ipuçları veriyor. Deutsche Bank Research Institute tarafından hazırlanan “Mapping the World’s Prices 2026” raporu da tam olarak bunu ortaya koyuyor. Raporda dünyanın 69 büyük şehrindeki ortalama net maaşlar karşılaştırıldı. İstanbul da bu sıralamada yer aldı.
İlk bakışta İstanbul’daki net maaşların dolar bazında önemli ölçüde arttığı görülüyor. Bu durum elbette sevindirici bir gelişme gibi görünüyor. Ancak işin perde arkasına bakıldığında tek başına maaş artışının vatandaşın refahını tam olarak yansıtmadığı da açıkça ortaya çıkıyor.
Bugün İstanbul, yaklaşık 16 milyon nüfusuyla yalnızca Türkiye’nin değil, Avrupa’nın da en büyük metropollerinden biri. Finansın, ticaretin, turizmin ve sanayinin merkezi olan bu şehirde milyonlarca kişi sabahın erken saatlerinde işe gitmek için yollara düşüyor. Herkesin ortak beklentisi ise emeğinin karşılığını alabilmek.
Ancak maaşın yüksek görünmesi kadar, o maaşla nelerin alınabildiği de büyük önem taşıyor.
Örneğin dünyanın birçok gelişmiş şehrinde çalışan bir kişi maaşının belirli bir kısmıyla ev kirasını ödedikten sonra kalan parayla rahatça yaşamını sürdürebiliyor. İstanbul’da ise özellikle son yıllarda hızla yükselen kiralar, ulaşım giderleri, gıda fiyatları ve enerji maliyetleri nedeniyle maaşların önemli bölümü daha ayın ilk haftasında eriyebiliyor.
İşte bu nedenle ekonomistler sadece “maaş ne kadar?” sorusuna değil, “maaşın satın alma gücü ne kadar?” sorusuna cevap arıyor.
Deutsche Bank’ın raporunda dikkat çeken noktalardan biri de İstanbul’daki net maaşların dolar bazında önceki yıllara göre yükselmiş olması. Bunun en önemli nedenlerinden biri ücretlerde yapılan artışlar ve döviz kurundaki değişimler olarak gösteriliyor.
Ancak vatandaş açısından bakıldığında durum biraz farklı.
Çünkü markete gidildiğinde sebze, meyve, et, süt ve temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatları sürekli değişiyor. Elektrik, doğal gaz, internet, eğitim ve sağlık harcamaları da aile bütçesini zorlamaya devam ediyor.
Yani maaş artıyor gibi görünse bile harcamalar da aynı hızla arttığında vatandaşın cebinde kalan para beklenen ölçüde büyümüyor.
İstanbul’da yaşayan birçok çalışan bugün gelirinin önemli bölümünü yalnızca barınmaya ayırıyor. Özellikle kiracı olan aileler için maaşın büyük kısmı kira ödemesine gidiyor. Ardından ulaşım, mutfak masrafı ve çocukların eğitim giderleri geliyor.
Tasarruf yapabilenlerin sayısı ise her geçen yıl azalıyor.
Ekonomide refah yalnızca maaşın büyüklüğüyle ölçülmez. Aynı zamanda insanların geleceğe güvenle bakabilmesi, birikim yapabilmesi ve sosyal hayata katılabilmesi de önemlidir.
Bugün birçok çalışan ikinci bir iş yapmayı, ek gelir elde etmeyi veya hafta sonları çalışmayı tercih ediyor. Bunun temel nedeni mevcut maaşın aile bütçesine tek başına yetmemesi.
Raporda dünyanın en yüksek net maaşlarının bulunduğu şehirler incelendiğinde genellikle İsviçre, ABD ve bazı Kuzey Avrupa şehirleri öne çıkıyor.
Bu şehirlerde maaşlar yüksek olduğu gibi sosyal haklar da oldukça gelişmiş durumda. Sağlık, eğitim, ulaşım ve sosyal güvenlik sistemleri çalışanların üzerindeki ekonomik yükü azaltıyor.
İstanbul ise dinamik ekonomisi ve genç nüfusuyla büyük bir potansiyele sahip olmasına rağmen yaşam maliyetlerinin hızla yükselmesi nedeniyle bu avantajını tam olarak kullanamıyor.
Uzmanlar, ücret artışlarının kalıcı refaha dönüşebilmesi için enflasyonun düşük seviyelerde tutulmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.
Çünkü fiyatlar sürekli yükseldiğinde maaş zamları kısa süre içinde etkisini kaybediyor.
Öte yandan verimliliğin artırılması, yüksek katma değerli üretimin desteklenmesi ve nitelikli istihdamın çoğaltılması da ücretlerin kalıcı olarak yükselmesini sağlayacak temel unsurlar arasında yer alıyor.
İstanbul, girişimcilik ekosistemi, teknoloji yatırımları ve uluslararası ticaret ağı sayesinde önümüzdeki yıllarda daha yüksek gelir üreten şehirlerden biri olma potansiyeline sahip.
Ancak bunun gerçekleşebilmesi için ekonomik istikrarın korunması, yatırım ortamının güçlendirilmesi ve çalışanların alım gücünün desteklenmesi gerekiyor.
Sonuç olarak Deutsche Bank’ın hazırladığı rapor, İstanbul’daki maaşların uluslararası ölçekte yükseliş gösterdiğini ortaya koyuyor. Bu gelişme önemli olmakla birlikte vatandaşın günlük yaşamındaki gerçek refahı anlamak için tek başına yeterli değil.
Asıl önemli olan, çalışanların kazandıkları maaşla ev kiralarını rahatça ödeyebilmeleri, çocuklarının eğitimini karşılayabilmeleri, sağlıklı beslenebilmeleri ve geleceğe güvenle bakabilmeleridir.
Ekonominin başarısı sadece rakamlarda değil, vatandaşın pazar filesinde, mutfağındaki tencerede ve ay sonunda cebinde kalan parada kendini gösterir. Eğer maaşlar yaşam maliyetlerinin üzerinde artabiliyor ve insanlar daha fazla tasarruf yapabiliyorsa işte o zaman gerçek refahtan söz etmek mümkün olur.
İstanbul’un dünya maaş sıralamasındaki yeri elbette önemlidir. Ancak vatandaşın asıl beklentisi, sadece sıralamada yükselmek değil; kazandığı paranın her geçen gün daha fazla değer taşıdığı, huzurlu ve güvenli bir ekonomik ortamda yaşayabilmektir.

YORUMLAR