Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Zafer Özcivan / Ekonomist
Zafer Özcivan / Ekonomist

Doğru cevap peşinde koşan bir eğitim anlayışı

Uzun yıllardır eğitim sistemimizin en çok eleştirilen yönlerinden biri, öğrencileri düşünmeye değil, “doğru cevabı bulmaya” yönlendiren bir anlayış üzerine kurulmuş olmasıdır. Daha ilkokul sıralarından başlayarak çocuklara sürekli olarak bir sorunun tek bir doğru cevabı olduğu öğretilmektedir. Sınavlarda önemli olan düşünce süreci değil, işaretlenen şıkkın doğru çıkmasıdır. Bu durum zamanla sadece eğitim hayatını değil, insanların dünyaya bakış biçimini de etkilemektedir.

Bugün milyonlarca öğrenci okul sıralarında bilgi öğrenmekten çok sınavlara hazırlanmaktadır. Ders kitapları, testler ve deneme sınavları arasında geçen yıllar boyunca gençler sürekli aynı mesajı almaktadır: “Doğru cevabı bul, puanı al ve bir sonraki aşamaya geç.” Ancak hayatın kendisi dört seçenekli test sorularından oluşmamaktadır. Gerçek yaşamda çoğu zaman tek bir doğru cevap yoktur. İnsanlar farklı yollar deneyerek çözümler üretmek zorundadır.

Bir öğrenci düşünelim. Öğretmeni ona bir soru sorduğunda farklı bir bakış açısı geliştirmeye çalışıyor. Fakat aldığı tepki çoğu zaman “Bu değil, doğru cevap şu” şeklinde oluyor. Bir süre sonra öğrenci yeni fikir üretmek yerine öğretmenin ne duymak istediğini tahmin etmeye başlıyor. Çünkü sistem yaratıcılığı değil, doğru cevabı ödüllendiriyor. Böylece merak duygusu yavaş yavaş köreliyor.

Oysa eğitimin temel amacı sadece bilgi aktarmak olmamalıdır. Eğitim aynı zamanda sorgulama, araştırma ve düşünme becerisi kazandırmalıdır. Bir öğrenci bir problemi çözmeye çalışırken yanlış yapabilir. Hatta bazen yanlış cevaplar, doğru cevaplardan daha öğretici olabilir. Çünkü insan hataları üzerinden öğrenir. Ancak hata yapmanın başarısızlık olarak görüldüğü bir ortamda öğrenciler risk almaktan kaçınır. Farklı düşünceler üretmek yerine güvenli olanı seçerler.

Bugün iş dünyasında da benzer bir durum görülmektedir. İşverenler sadece ezberlenmiş bilgileri bilen çalışanlar değil, karşılaştıkları sorunlara çözüm üretebilen insanlar aramaktadır. Teknolojinin hızla geliştiği bir çağda bilgiye ulaşmak artık çok kolaydır. Birkaç saniye içinde internet üzerinden sayısız bilgiye erişilebilmektedir. Bu nedenle geleceğin en önemli becerisi bilgi depolamak değil, bilgiyi yorumlayabilmek olacaktır.

Doğru cevap odaklı eğitim anlayışı çocukların özgüvenini de etkileyebilmektedir. Sürekli olarak doğru ve yanlış üzerinden değerlendirilen öğrenciler zamanla hata yapmaktan korkmaya başlıyor. Oysa bilim tarihi incelendiğinde büyük keşiflerin çoğunun deneme-yanılma süreçlerinden ortaya çıktığı görülmektedir. Birçok bilim insanı yüzlerce başarısız denemeden sonra başarıya ulaşmıştır. Eğer onlar da ilk hatalarında vazgeçmiş olsalardı bugün kullandığımız pek çok teknoloji ortaya çıkmayabilirdi.

Toplum olarak sık sık gençlerin yeterince sorgulamadığından, araştırmadığından veya yaratıcı düşünemediğinden şikâyet ediyoruz. Ancak bu durumun nedenlerini de sorgulamamız gerekiyor. Yıllarca sadece doğru cevabı bulmaya şartlandırılan bireylerden daha sonra eleştirel düşünce geliştirmelerini beklemek kolay değildir. İnsanlar hangi davranış ödüllendiriliyorsa onu tekrarlar. Eğitim sistemi doğru cevabı ödüllendirirken düşünme sürecini geri plana attığında ortaya çıkan sonuç da kaçınılmaz olmaktadır.

Elbette doğru bilginin önemi tartışılmaz. Ancak eğitimin amacı yalnızca doğru bilgiye ulaşmak değil, o bilginin nasıl elde edildiğini anlamak olmalıdır. Bir öğrenci sonuca ulaşırken hangi yolları denediğini, neden o sonuca vardığını ve farklı seçenekleri nasıl değerlendirdiğini açıklayabilmelidir. Asıl öğrenme bu süreçte gerçekleşir.

Geleceğin dünyasında başarılı olacak toplumlar, ezber yapan değil düşünen toplumlar olacaktır. Bunun için sınıflarda daha fazla tartışmaya, daha fazla araştırmaya ve daha fazla soru sormaya ihtiyaç vardır. Öğrencilerin sadece cevap vermeleri değil, soru üretmeleri de teşvik edilmelidir. Çünkü ilerlemeyi sağlayan şey çoğu zaman cevaplardan çok sorulardır.

Sonuç olarak, doğru cevap peşinde koşan eğitim anlayışı kısa vadede sınav başarısı sağlayabilir. Ancak uzun vadede düşünme becerileri zayıflayan, risk almaktan çekinen ve yaratıcılığı sınırlanan bireylerin yetişmesine yol açabilir. Eğitim sisteminin temel hedefi sadece doğru cevabı bilen insanlar yetiştirmek değil, doğru soruları sorabilen, farklı bakış açıları geliştirebilen ve hayatın karmaşık sorunlarına çözüm üretebilen bireyler yetiştirmek olmalıdır. Çünkü geleceği şekillendirecek olanlar ezberlediklerini tekrarlayanlar değil, düşünebilenler olacaktır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI