Yıl 1991 idi. Deniz Baykal, 29 Eylül 1990’daki SHP Kurultayında Erdal İnönü ile giriştiği Genel Başkanlık yarışını kaybetmiş, sade bir milletvekiliydi.
Yenimahalle’de bir düğüne katılmıştık. Deniz Baykal, Yenimahalle Belediye Başkanı (Rahmetli) Abdurrahman Oğultürk, Keçiören Belediye Başkanı Hamza Kırmızı, eşi (Rahmetli) Engin Kırmızı, ben ve eşim Yasemin aynı masada oturuyorduk. Düğünün belli bir aşamasında Deniz Bey, ‘’Kalkıp daha sessiz bir ortamda biraz sohbet edelim.’’ önerisinde bulundu. Müsaade isteyip kalkıp düğünden ayrıldık.
Deniz Bey düğüne kendi kullandığı Murat 131 marka aracıyla gelmişti. Direksiyona geçti. Yanındaki ön koltuğa Abdurrahman Başkan arka koltuğa da Hamza Başkan oturdu. Ben, Engin Hanım ve eşimin olduğu aracımla Deniz Bey’i takip ettim. Daha doğrusu takip etmeye çalıştım. Deniz Bey inanılmaz hızlı ve asla trafik kurallarına uymadan, kırmızı ışıklarda durmadan araç kullanıyordu!
Çankaya Atakule’de bir kafeye girdik. Deniz Bey’e, ‘’Efendim sizi takip etmekte çok zorlandım. Çok hızlı araba kullanıyorsunuz ve hiçbir kırmızı ışıkta durmadınız.’’ dedim. Deniz Bey gülümseyerek, ‘’Veysel, dikkat edersen suikastlerin çoğu kırmızı ışıklarda yapılır.’’ dedi. Endişesini anladım, saygı duydum.
Daha sonra Deniz Bey’e, ‘’Efendim, İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarında okumuştum. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’la birlikte İran’a resmi ziyarette bulundukları sırada, İran Şahı Pehlevi, Cumhurbaşkanımızı kendi kullandığı bir araca davet etmiş.’’ Belli ki hikayeyi bilen Deniz Bey gülümsedi. Ben devamla, ‘’ Direksiyondaki Şah’ın yanındaki ön koltuğa Sunay, arka koltuğa da Çağlayangil oturmuş. Çağlayangil bir espri yapmak istemiş. Demiş ki, ‘’ Hiç makam şöförü bir Şah, koruma görevlisi bir Cumhurbaşkanı olan makam otomobiline binmemiştim.’’ Şah bu espriye biraz bozulmuş.’’ deyip ekledim. ‘’ Hamza Başkan da sanırım dana önce hiç makam şöförü Deniz Baykal, koruma görevlisi Abdurrahman Başkan olan bir makam otomobiline binmemiştir.’’ dedim. Deniz Bey kahkayla güldü. Bu sırada lavabodan dönen Abdurrahman Başkan’a seslenerek, ‘’Gel Abdurrahman, bak Veysel ne anlatıyor.’’ dedi ve bir daha anlatmamı istedi.
Hikayeyi bir daha anlattım. Abdurrahman Başkan tok bir sesle, ‘’Ben Hamza Gardaşımın seve seve korumalığını yaparım.’’ dedi. Deniz Bey de ‘’Ben de makam şöförlüğünü zevkle yaparım.’’ dedi. Gülüştük…
Deniz Baykal, Abdurrahman Oğultürk ve Engin Kırmızı’ya Allahtan rahmet, Hamza Başkana sağlıklı ömürler diliyorum.

YORUMLAR