Haberebakis.com
Türkiye’de kadına yönelik şiddet her yıl daha da ağırlaşıyor. Eski eşleri tarafından tehdit edilen Fatma Can ve Irmak Tuğ’un anlattıkları, hem koruma kararlarının yetersizliğini hem de kadınların süregelen risk altındaki yaşamlarını gözler önüne serdi. Her iki kadın da hukuki süreç sürmesine rağmen hayatlarının tehlikede olduğunu belirtti.
KADINA ŞİDDET DERİNLEŞİYOR: YARDIM HATLARINA BİNLERCE ÇAĞRI
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun “Ev İçi Şiddet Acil Hattı”, son 18 yılda 99 bin 475 çağrı aldı. Bu çağrıların önemli bir bölümünü ağır tehdit altında yaşayan kadınlar oluşturuyor. Aile içi şiddetin yoğun olduğu iller arasında büyük şehirler öne çıkarken, pek çok kadın koruma kararına rağmen güvende hissedemiyor. Fatma Can ve Irmak Tuğ da bu isimlerden yalnızca ikisi.
Uzmanlara göre şiddetin artışı, ekonomik kriz, sosyal baskılar ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle birlikte daha da görünür hale geliyor. Riskli durumlarda emniyet birimlerinin müdahale süresinin belirleyici olduğu ifade ediliyor.
‘DEVLET SİZİ KORUYAMAZ’ MESAJI: BİR ANNE ÇOCUKLARIYLA CAN DERDİNDE
Fatma Can (27), evliliği boyunca eşi Şiyar Alparslan’dan gördüğü şiddet nedeniyle 2019’da şehir değiştirmek zorunda kaldı. Boşanma sürecinde çocuklarını alamayan Fatma, bir gün eşinin görüntülü arayarak küçük oğlunun boğazına bıçak dayadığını anlattı. Genç kadın, o an yaşadıklarını şöyle aktardı:
“Bana ‘Devlet o kadar kadını korumadı seni mi koruyacak’ mesajları attı. Şiddet, tehdit ve baskılar hiç bitmedi. Tutuklu yargılandı ama tehditleri cezaevinden bile sürdürdü. Hatta annesine ‘Birini tut, bunu öldürt’ diye haber göndermiş.”
Fatma Can, gizlilik kararı nedeniyle bir işe giremediğini, aldığı sosyal yardımlarla iki çocuğuna bakmaya çalıştığını söyleyerek yaşadığı kaygıyı şu sözlerle ifade etti:
“Ben çöp atmaya çıkarken bile korkuyorum. Sürekli tetikte yaşıyorum.”
DELİLLER SAYILMADI: BIÇAKLI SALDIRIDAN SAĞ KURTULAN BİR ANNE
İki çocuk annesi Irmak Tuğ (32) ise yıllarca eşinin şiddetine maruz kaldı. 21 Ekim 2024’te eşi Adem Tuğ tarafından beş ayrı yerinden bıçaklanan Irmak, olaydan önce eşinin kendisine İstanbul’da başı kesilerek öldürülen iki kadının videosunu gösterdiğini söyledi. Irmak, yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:
“Bana ve çocuklarıma ‘Siz de melek olacaksınız, cennete gideceksiniz’ diyordu. Emniyete gidip şikayet ettim ama beni geri gönderdiler. Ertesi gün öldürmeye çalıştı.”
Sanığın bir yıl tutuklu yargılandığını belirten Irmak, mahkemenin “delil yetersizliği” gerekçesiyle beraat kararı verdiğini söyledi. Irmak’a göre bu karar, kadınların adalete erişiminde büyük bir boşluk yaratıyor:
“Beş bıçak darbesine delil yetersizliği dediler. Bu, ‘Bir dahaki sefere işini bitir öyle gel’ demekle aynı.”
Irmak, elektronik kelepçe takılmasına rağmen eşinin kelepçeyi kırdığını öğrendiğini aktardı. Yetkililerin kendisine “Eşinizi arayın, nerede olduğunu öğrenin, güvenli bir alana geçin” dediğini söyledi.
“2025’i aile yılı ilan edenler, aile içinde yaşanan bu ağır tabloyu görsünler” diye konuştu.
11 AYDA 349 KADIN ÖLDÜRÜLDÜ
Bu yılın ilk 11 ayında 349 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Bunların 267’si kadınlara yönelik ağır suç olarak kayıtlara geçti, 82’si ise şüpheli ölüm olarak dosyalara girdi. Çoğu olayın faillerinin kadınların en yakınındaki erkekler olduğu belirlendi.
2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının ardından kadın ölümlerinde yüzde 41 artış yaşandı. Uzmanlar, kadınların ayrılık, boşanma, kıskançlık, reddetme gibi gerekçelerle hedef haline geldiğini ve koruma mekanizmalarının yetersiz kaldığını vurguluyor.
Kadın örgütleri, acil durumların erken bildirilmesi, elektronik kelepçe sisteminin güçlendirilmesi ve risk analizlerinin hızlandırılması gerektiğini belirtiyor.
Kadın örgütleri, şiddetin önlenmesi için hem yasal düzenlemelerin güçlendirilmesini hem de uygulamada daha etkin bir yaklaşım benimsenmesini öneriyor. Uzmanlara göre etkili koruma kararları, hızlı müdahale ve caydırıcı yargı süreçleri sağlanmadıkça kadınlar yaşam mücadelesi vermeye devam edecek.
