Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Macit Gürbüz
Macit Gürbüz

Bir mehenge sürmeli…

Bazı insanlar şarkı, türkü ya da şiir dinler ama bu şarkının bu türkünün ya da bu şiirin sözleri kime ait diye merak etmez araştırmaz sorgulamaz.

O mest olsun, keyfi yerine gelsin, bizim Bayburt deyimiyle ‘iki kırman dönsün’ yani oynasın ya da morali bozuksa oturup ağlasın gerisi önemli değil.

Kim yazmışsa yazmış.

Soralım o zaman.

Seher vakti çaldım yârin kapısın

Baktım yârin kapıları sürmeli

Boş bulmadım otağının yapısın

Çıkageldi bir gözleri sürmeli

Sürmeli cinaslı bu muhteşem türkümüzün sözleri kime ait bilir misiniz?

Çoğumuz bilmeyiz.

Gözdeki sürme gibi ne güzel sözlerdir bu dizeler, emsalsizdir.

Sürmeli gözlerin ressamı Fikret Otyam yürek delen o gözleri çizerken 1800’lerde doğmuş bu şairden mi etkilenmiştir bilinmez.

Bence bu türküyü dinlerken çizmiştir iri birer kara erik gibi o kocaman gözleri.

Türkünün yâri ve ortamı tarifi çok zariftir, buram buram Anadolu kokar.

Duygusu, ruhu, duru Türkçesi, örgüsü, dokusu ve dizgisi kusursuzdur.

Şark bülbülü Celal Güzelses’ten alınan bir uzun hava vardır, böğür deler.

Kara gözler

Hunidir kara gözler

Felek yıkmayan yeri

Yıkıyor kara gözler

Otyam’ın o kara gözlerinin membaı belki de bu türkünün sözleridir.

Kim bilir?

Çıkagelince bir gözleri sürmeli dünya duruyor işte gerisi laf-ü güzaf.

Sürmeli gözleri görünce oturup bu sözleri yazan o muhteşem yürekten bahsedelim mi artık?

Agâhi adını duydunuz mu hiç?

1874 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Kılıççı köyünde doğmuş.

Asıl adı Veliyuddin.

Türkü pınarı Malatya Arapkir’den Şarkışla’ya göçmüş babası.

Tam da yerine, ozanlar kenti ve türküler otağı Sivas’a.

Agâhi, ‘Noktasız Kelam’ denilen çok özel, çok zor ve büyük ustalık isteyen bir koşma türünün birkaç ustasından biridir.

Noktasız Kelam; edebiyat dünyasında Osmanlı devrinin yenilikçi koşma türlerinden.

Günümüzde bilinmiyor ve kullanılmıyor.

Nasıl bilinir ya da kullanılabilir ki?

Hiç nokta barındırmayan harflerden (harf-i mühmel) oluşan kelimelerle yazılan aşık tarzı şiir geleneğidir ve özel ustalık ister.

Hadi yazın da görelim!

“Aynen… aynen… aynen” ile biten birkaç sözcük ve ortalama Türk insanının dahi anlamadığı bir dil ile konuşan bu nesil mi bilecek sorarım size?

Ya da popüler diye bir ekol yaratan anlı şanlı şair ya da söz yazarlarımız mı?

Agâhi çok özel bir şair kuşkusuz.

Hakkında sayfalarca yazılacak kadar özel ve benzersiz.

Gözden kaçmış olabilir.

Sürmeli türküsünün ikinci dizesinde;

 

Açtırdım kapıyı girdim içeri

Aklımı başımdan aldı bir peri

Dedim sende buldum halis gevheri

Dedi yok yok bir mihenge sürmeli diyor,

 

Peri dediği güzelden öylesine etkileniyor ki sende buldum halis gevheri (cevheri) diyor.

Şu güzelliğe bakar mısınız?

Sürmelisi yanıtlıyor, “Yok yok bir mehenge sürmeli”.

Yani mihenk taşına.

Neden?

Aslı var mı yok mu, sahte mi değil mi?

Bu nasıl bir karşılıklı söz ve aşk cilveleşmesidir.

Ben cevher gibi görünebilirim, sen yine de bir mihenk taşına sür beni, aşkından hayranlığından sevdandan emin ol.

Kaç tane böyle sevda yaşanmıştır sizce?

Kim beni test et, mihenk taşıyla sına emin ol der ki.

Böyle bir sevgiliniz, yâriniz, uzatmalınız, canınız ya da cananınız varsa başınızda gezdirin.

Hadi sözü Agâhi’nin cevher yüreğinden dökülen dizelere bırakalım, bu doyumsuz türkü devam etsin;

 

Dedim ki ne kadar yüzümden bezdin

Etim kebap edip derimi yüzdün

Âşık katletmeye silah mı dizdin

Martinle mavzeri birden sürmeli

 

Dedim hiç yapı yok senin yapında

Oynanılmaz urganında ipinde

Ölenece bekleyim mi kapında

Dedi yok yok seni burdan sürmeli

 

Bu kevn- ü mekânı tuttu ışığın

Nöbetin bekleyen alır keşiğin

Beklemeli o sultanın eşiğin

Günde yüz bin kere yüzler sürmeli

 

Agâhî karıştır kanı yaş ile

Hak bulunmaz hayâl ile düş ile

Eremen menzile bu gidiş ile

Hemen aşk atına binip sürmeli

 

Agahi, Sivas sınırlarına sığmamış, o dünya görmüş bir kişilik.

Yaşamının bir döneminde Beyrut’a kadar gitmiş ve Beyrut Valisi Vezir Halit Paşa’nın konuğu olmuş.

Dönüşünde 17 dörtlükten oluşan ‘Beyrut Seyahatnamesi- Destanı’ adında uzun bir gezi- yazı yazmış.

Günümüz şair yazar ya da gazetecilerinin büyük çoğunluğu gezi – yazı yazmayı bilmez, adını dahi duymamıştır.

Agâhi yazmış işte, o yüzden özel.

Bence bu gazeteci, yazar ya da şairleri bir mehenge sürmeli.

Ha ne dersiniz?

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

google-site-verification=pKYdm1P9QWf8S82xedMpcv7sapcdzwpHCvR_FPmt-LI