Bazı insanlar şarkı, türkü ya da şiir dinler ama bu şarkının bu türkünün ya da bu şiirin sözleri kime ait diye merak etmez araştırmaz sorgulamaz.
O mest olsun, keyfi yerine gelsin, bizim Bayburt deyimiyle ‘iki kırman dönsün’ yani oynasın ya da morali bozuksa oturup ağlasın gerisi önemli değil.
Kim yazmışsa yazmış.
Soralım o zaman.
Seher vakti çaldım yârin kapısın
Baktım yârin kapıları sürmeli
Boş bulmadım otağının yapısın
Çıkageldi bir gözleri sürmeli
Sürmeli cinaslı bu muhteşem türkümüzün sözleri kime ait bilir misiniz?
Çoğumuz bilmeyiz.
Gözdeki sürme gibi ne güzel sözlerdir bu dizeler, emsalsizdir.
Sürmeli gözlerin ressamı Fikret Otyam yürek delen o gözleri çizerken 1800’lerde doğmuş bu şairden mi etkilenmiştir bilinmez.
Bence bu türküyü dinlerken çizmiştir iri birer kara erik gibi o kocaman gözleri.
Türkünün yâri ve ortamı tarifi çok zariftir, buram buram Anadolu kokar.
Duygusu, ruhu, duru Türkçesi, örgüsü, dokusu ve dizgisi kusursuzdur.
Şark bülbülü Celal Güzelses’ten alınan bir uzun hava vardır, böğür deler.
Kara gözler
Hunidir kara gözler
Felek yıkmayan yeri
Yıkıyor kara gözler
Otyam’ın o kara gözlerinin membaı belki de bu türkünün sözleridir.
Kim bilir?
Çıkagelince bir gözleri sürmeli dünya duruyor işte gerisi laf-ü güzaf.
Sürmeli gözleri görünce oturup bu sözleri yazan o muhteşem yürekten bahsedelim mi artık?
Agâhi adını duydunuz mu hiç?
1874 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Kılıççı köyünde doğmuş.
Asıl adı Veliyuddin.
Türkü pınarı Malatya Arapkir’den Şarkışla’ya göçmüş babası.
Tam da yerine, ozanlar kenti ve türküler otağı Sivas’a.
Agâhi, ‘Noktasız Kelam’ denilen çok özel, çok zor ve büyük ustalık isteyen bir koşma türünün birkaç ustasından biridir.
Noktasız Kelam; edebiyat dünyasında Osmanlı devrinin yenilikçi koşma türlerinden.
Günümüzde bilinmiyor ve kullanılmıyor.
Nasıl bilinir ya da kullanılabilir ki?
Hiç nokta barındırmayan harflerden (harf-i mühmel) oluşan kelimelerle yazılan aşık tarzı şiir geleneğidir ve özel ustalık ister.
Hadi yazın da görelim!
“Aynen… aynen… aynen” ile biten birkaç sözcük ve ortalama Türk insanının dahi anlamadığı bir dil ile konuşan bu nesil mi bilecek sorarım size?
Ya da popüler diye bir ekol yaratan anlı şanlı şair ya da söz yazarlarımız mı?
Agâhi çok özel bir şair kuşkusuz.
Hakkında sayfalarca yazılacak kadar özel ve benzersiz.
Gözden kaçmış olabilir.
Sürmeli türküsünün ikinci dizesinde;
Açtırdım kapıyı girdim içeri
Aklımı başımdan aldı bir peri
Dedim sende buldum halis gevheri
Dedi yok yok bir mihenge sürmeli diyor,
Peri dediği güzelden öylesine etkileniyor ki sende buldum halis gevheri (cevheri) diyor.
Şu güzelliğe bakar mısınız?
Sürmelisi yanıtlıyor, “Yok yok bir mehenge sürmeli”.
Yani mihenk taşına.
Neden?
Aslı var mı yok mu, sahte mi değil mi?
Bu nasıl bir karşılıklı söz ve aşk cilveleşmesidir.
Ben cevher gibi görünebilirim, sen yine de bir mihenk taşına sür beni, aşkından hayranlığından sevdandan emin ol.
Kaç tane böyle sevda yaşanmıştır sizce?
Kim beni test et, mihenk taşıyla sına emin ol der ki.
Böyle bir sevgiliniz, yâriniz, uzatmalınız, canınız ya da cananınız varsa başınızda gezdirin.
Hadi sözü Agâhi’nin cevher yüreğinden dökülen dizelere bırakalım, bu doyumsuz türkü devam etsin;
Dedim ki ne kadar yüzümden bezdin
Etim kebap edip derimi yüzdün
Âşık katletmeye silah mı dizdin
Martinle mavzeri birden sürmeli
Dedim hiç yapı yok senin yapında
Oynanılmaz urganında ipinde
Ölenece bekleyim mi kapında
Dedi yok yok seni burdan sürmeli
Bu kevn- ü mekânı tuttu ışığın
Nöbetin bekleyen alır keşiğin
Beklemeli o sultanın eşiğin
Günde yüz bin kere yüzler sürmeli
Agâhî karıştır kanı yaş ile
Hak bulunmaz hayâl ile düş ile
Eremen menzile bu gidiş ile
Hemen aşk atına binip sürmeli
Agahi, Sivas sınırlarına sığmamış, o dünya görmüş bir kişilik.
Yaşamının bir döneminde Beyrut’a kadar gitmiş ve Beyrut Valisi Vezir Halit Paşa’nın konuğu olmuş.
Dönüşünde 17 dörtlükten oluşan ‘Beyrut Seyahatnamesi- Destanı’ adında uzun bir gezi- yazı yazmış.
Günümüz şair yazar ya da gazetecilerinin büyük çoğunluğu gezi – yazı yazmayı bilmez, adını dahi duymamıştır.
Agâhi yazmış işte, o yüzden özel.
Bence bu gazeteci, yazar ya da şairleri bir mehenge sürmeli.
Ha ne dersiniz?

YORUMLAR